Tencere patlatan

mafacanBaba Maratelli’nin nesli tükendi, evlatlarından Yaşar gitti gider, diğer evlat Gros sizlere ömür, Osmancık’ın atası Liba tarih oldu, Liba’nın evlatları Roko ile Roçko’yu kimse hatırlamıyor, Akçeltik tek tük, Sarıkılçık yolcu…

Lezzetiyle meşhur Tosya pirinci tarih sahnesinden kalktı kalkıyor.

 

Gros misal, Yaşar’ın kardeşi, Maratelli’nin evladı, namı “Tencere patlatan”dır…

Alabildiğine su çeker, şiştikçe şişer, küçük tanelerine aldanıp da ayarını kaçıranlar, uyanıp da kapağını kaldırmakta geç kalırlarsa eyvahlar ola, o dakka tencere tavanda patlar. Bugün tüm Tosya’yı bir uçtan bir uca harman etsen, bir avuç bulabilene aşk olsun.

 

Keza…

Hani nerde sütbeyaz Liba?

 

Tosya ilçemizin çeltik ekim bölgesi Yukarıova ve Aşağıova köylerinden oluşuyor…

Yukarıova’da 15-20 köy çeltik ekimini sürdürüyor ancak arazisi Aşağıova’ya göre çok küçük kalıyor. Aşağıova köylerinden Yenidoğan, arazisinin yarısını ekmiyor artık, Çevlik de aynı şekilde, arazisinin ancak yarısına çeltik eker hale geldi, Ortalıca, Karaköy, İnceçay köyleri ise arazilerinin tamamını kullanıyorlar.

 

Asıl kötü haber…

Dikmen, Kuşçular, Sofular köyleri çeltik ekmeyi bıraktı.

 

Su yok çünkü…

Devrez ırmağının suyu bölgeye yetmiyor, senelerdir adı olan kendisi olmayan Kızlaryolu barajı, bir türlü inşa edilmiyor.

 

Küresel ısınmayı, toprağın yorgunluğunu, kimyasal girdiler sonucunda tohumun bünyesinde oluşan kırılganlığı da ekleyin…

İklim yakar hale geldi Sarıkılçık’ı, Yaşar’ı, Akçeltik’i. Ilgaz’ın eteklerindeki görece gölge araziler haricinde yetişmez oldu.

 

E bir de piyasa şartları haliyle…

Çiftçi dönümde maksimum 350 kilogram çeltik veren Sarıkılçık yerine dönümde 850 kilogram veren Osmancık 97’de karar kıldı nicedir.

 

Köyler boşalıyor, nüfus ortalaması 60 yaşın üstünde, kim çeltik ekecek kim pirinç dövdürecek?…

Su gelse bile, bu saatten sonra belki de tek çare, şehir dışından gelip tarlaları kiralayıp ekecek çiftçilerde.

 

Tosya pirinci dirhem dirhem bitiyor…

Kaybolup gidiyor.

 

Not: Tosyalı vatandaşlarımızdan “kanola” hikayesini dinledim, içim büzüştü, kedere daldım…

Su yokluğu nedeniyle çeltik ekimini bırakanlar çareyi yağ bitkisi olan kanola ekmekte bulurlar. Kanola bir boy vermiş ki sormayın, tarlalar altın sarısı. Çiftçi vatandaşlar pek keyiflenmişler, şen mi şen hepsi, yüzleri gülmüş.

 

Derken hasat zamanı gelir…

Randıman kurtarmaz, ürün verimi son derece düşük çıkar, hesaba vurunca nerdeyse masrafını bile kurtarmaz.

 

O gülen yüzler gider…

Keder basar çiftçiyi.

 

Alternatif ürün elde patlar…

Kanolaya gidilirken, evdeki pirinçten de olunmuştur.