Tiyatrosuz şehir olur mu?

MUSTAFA AFACAN

İllerin “ekonomi” namına büyümesi yanı sıra “sosyal” olarak da kalkınması elzem, “sinema, müzik, tiyatro…” misali güzel sanatlar boy vermeli ki şehirde, yurttaşların karnı doyduğu gibi beyinleri de bayram etsin…
Kastamonu’nun “sosyal” alanda çok da “yatırım” aldığını söyleyemeyiz şüphesiz.

Güzel sanatlar alanında mekan ve donanım namına ilimizde “altyapı” yetersiz…
Sanat uygulayacak “üstyapı” da aynı kaderle muzdarip.

(“Altyapı” olmadan “üstyapı” düşünülemez…
“Sürdürülebilir” değil en azından.)

“Tiyatro” örneğin…
Karnemiz “kırık”.

Kamu kolu “yok”…
Özel tiyatro kolu “desteksiz”.

(Kamu verisinde ilimizde “4” tiyatro salonu olduğu kayıtlı, ikisi Kastamonu şehrinde, birerleş Taşköprü ve Tosya’da…
“Sevindirici”.)

Misal…

Devlet tiyatrolarının en büyük salonu Ankara’nın Pursaklar ilçesinde açıldı, Pursaklar Belediyesi “Selçuklu Kültür ve Kongre Merkezi” salonunu Devlet Tiyatroları’na tahsis etti, Kültür ve Turizm Bakanlığı devreye girdi ve salonu tiyatro salonu olacak şekilde elden geçirdi, Pursaklar Devlet Tiyatroları Sahnesi “Bizim Yunus” eseriyle perdelerini açtı.

Sahneye konulan ilk oyunu Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da izledi ve açıklamada bulundu basın mensuplarına…
“Pandemi koşullarında en uygun havalandırma sistemleri, ses sistemleri, sahne dizaynı, içyapısıyla her şey baştan sona elden geçirildi. Çok modern bir Devlet Tiyatroları sahnesine sahip oldu Ankara’mız. Artık bize düşen burayı düzenli olarak oyunlarla desteklemek” dedi ve ekledi “devlet olarak öncü olmamız lazım, özel sektörün kültür sanatla ilgili faaliyetleri açısından.”

Devlet Tiyatroları yurt çapında sezonu açtı, her vilayet payını alacak şüphesiz, turne programı açıklandı, Ekim ayında “Kastamonu” yok…
Nasip “Kasım, Aralık” aylarına.

Devlet eliyle tiyatro “maya” tutar elbette şehirlerde, üzerini inşa etmek elbette “yerel” dinamiklerinin emeğine bakıyor, bu alanda yerel yönetimlere asıl sorumluluk düştüğü açık…

Belediyeler gerek kendi bünyelerinde gerekse destekledikleri “özel” tiyatro gurupları yoluyla şehirlerinde yol alıyorlar.

Üniversite olan şehirde tiyatronun eksik olması düşünülemez…
Hem “oyuncu” hem de “seyirci” namına “hazır kuvvet”.

Kastamonu tiyatro iklimi ile buluşmalı…
El birliği ile.

Not: “Sanat Festivali” olmayan şehirlerden biriyiz…
Kabul edilebilir bir “sicil” olmasa gerek ilimiz namına.

(Değerli hemşerimiz Fahri Özbek yıllar önce dile getirmiş ve ilgi görmüştü kamuoyunda “Kastamonu Vurmalı Çalgılar Festivali” önerisi…
Dünyaca ünlü müzisyen Karayılan’a “vefa”.

Zaman zaman dile getirilse de yıllar içinde…
Henüz sahne bulmadı Özbek’in önerisi.

“Bir umut”…
İzini kaybettirmemeye talim.)

Sanatsız “şehir” olmaz…
“Kastamonu” hiç olmaz.

 

MUSTAFA AFACAN