Turizm ve kriz

Bazen beklenmedik krizler, ekonominin bel kemiği turizmi en çok kökünden sallayan etkilerle karşımıza çıkabiliyor.

Krizlerin olumsuzluklarının yanında bazı olumlu yönleri de bulunmakta…Örneğin bir ülkede savaş, iç karışıklık vb. kriz olduğunda bu diğer ülkeler için turist sayısında artış demektir.

Turist huzurlu olacağı rahat edeceği ve aldatılma korkusu olmadan para harcayabileceği yerleri tercih eder.

Ancak, Covid-19 dünyayı öyle bir etkisi altına almış durumda ki, insanlar özgürce seyahat edemiyor, etseler de özgürce yaşayamıyorlar.

Turizm denildiğinde kapsamadığı hiçbir sektör yok.

Turizm; otelinden restoranına, akaryakıt satıcılarından tüm ürün toptancılarına, perakende ticaret yapanlara kadar ekonomik olarak beklentileri karşılayan bir sektör.

Özellikle de istihdam açısından düşünüldüğünde işin boyutu daha da anlaşılır oluyor.

Bu pandemi döneminde işletmelerin ekonomik yükü arttı ve çalışan sayılarında azalmaya gitmek zorunda kaldılar.

Örneğin restoranlar sosyal mesafeye uyabilmek için masa sayılarını yarıya indirdiler.

Gerekli tedbirler her dakika yazılıyor söyleniyor, ama uyan yok. Uyanlarda uymayanlara sadece içlerinden beddua ediyorlar.

Bu yaşadıklarımıza “yeni normal” deniyor, bence anlamak istemediğimiz anormal bir durum.

İşletmeler zor durumda, çalışanlar zor durumda; ya işlerini kaybettiler ya da kaybetmek üzereler. İş ve işçi bulma kurumlarının önünde kuyruklar her geçen gün daha da uzuyor.

Biz bir maskeyi düzgün takmakta zorlanırken bir de sağlık çalışanlarını düşünün…Bu sıcaklarda o kıyafetler içinde neler hissediyorlar acaba ve bu umursamazlar yüzünden yaptıkları onca fedakârlıkları “boşa mı yapıyoruz?” diye düşünüyorlardır mutlaka.

Bütün bunları hak ediyor mu insanlık?

Dolmuşta maske takmayan bir genci uyaran birine bir büyüğün söylediği söz tam da durumu ve kaderciliğimizi yansıtıyor aslında:

“Boş ver takmayıversin!Şımardılarıdı, başımıza bir gelecek varıdı zaten.”

Haziran’a kadar uygulanan ve etkili olan yasaklar geri gelir mi? Bence gelmez.Ekonomi insan hayatından daha önemli diye düşünülüyor.

Ayrıca akıllı delikanlılar, sayın gençler, kendini genç hissedenler, her ne kadar bu virüs 65 yaş üzeri ve kronik hastalığı olanları etkilese de bunun suçu belirli bir yaş üzeri olanlarda değil sizde, zira bu virüsü bulaştıran dikkat etmeyen bazı sorumsuzlar aranızda aramızda.

Bir de bir önceki yazımda bahsetmiştim: Sayın yetkililer, şu silahlanma silah taşıma eğilimine bir son verin; bu işin sonu yok.Sadece emniyet mensupları ve askerlerimizde olması gereken silah herkesin elinde, belinde oldukçacan yakmaya devam ediyor ve devam edecek.

Bülend Çadırcıoğlu