TÜRK CUMHURİYETLERİ KÜLTÜRLERİNİ TANIMA ve KASTAMONU’YU TANITMA ZAMANI

Güneş, tepelerden kente doğru akıyor. Kastamonu’nun her köşesinde binlerce yıllık tarih ve kültür iziyle karşılaşma olasılığı var. Yüzümü ne yöne çevirsem; ya gözüm bir tarihi esere değiyor ya da taş işçiliği, ağaç oyma, taş baskı, el dokuması gibi sanatlar yüreğimi titretiyor.

“İnsanların geçmişlerine ilişkin duyarlılıkları uygarlık ölçütlerinin başında gelir.” diyor, Doğan Kuban.

Türk Dünyası Günlerine ev sahipliği yapan Kastamonu’nun Paleolitik devirden bu yana yerleşme merkezi olduğu görülüyor.  Çağlar boyu nice uygarlıklara, farklı kültürlere analık etmiş topraklarında yaşanmışlıkların izleri günümüze ulaşıyor. Eserler, dönemlerinin değer ölçülerini yansıtıyorlar.

Anadolu’nun konuklarına gösterdiği ilgi, içtenlik; Kastamonu’da da karşımıza çıkıyor. Emekçilerin, tek düze yaşamlarını renklendirdikleri el sanatları hanlarda, medreselerde, konaklarda yeniden yaşam olanağına kavuşuyor.

Uygarlıklar denizinin ortasında olan Kastamonu,  MÖ 3000 yıllarına uzanan tarihi kalıtları ile Türk Dünyası’nın değerli bir kenti.

Eğitimlerimiz sürecinde, okullarda; Türk kelimesinin ilk kez Göktürkler döneminde kullanıldığını, zamanla Türk soyuna mensup ve Türkçe konuşan bütün toplulukların genel adı olduğunu öğrenmiştik. Türk kelimesinin isim olarak türeyen, çoğalan; sıfat olarak da güçlü, kuvvetli, olgun anlamına geldiği de ifade edilmektedir.

Türklerin ilk alfabesi olarak bilinen, Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin olan Orhun Kitabeleri’nden başka, yazılı belgeler açısından 1300 yıllık bir tarih söz konusu. Yazılı dönem öncesi hesaba katılırsa, 5 bin yıl geriye götürülür.

Türk dünyası kavramı; tarihsel, siyasal, toplumsal, kültürel, coğrafi, etnolojik boyutlarıyla 20. yüzyılın sonları ve 21. Yüzyılda, oldukça geniş bir coğrafya alanını kapsayan tüm Türk halkları için kullanılmaya başladı.

Türk Dünyası Kültür Başkenti olma onurunu da yaşamış olan Kastamonu’nun Belediye Başkanı Opr. Dr. Galip Vidinlioğlu, “Güzel Kastamonumuz, Kadim Türk Dünyasını Kucaklıyor! Dünyanın dört bir yanındaki Türk Cumhuriyetlerinin katılımı ile gerçekleştireceğimiz, binlerce yıllık kültürümüzün en önemli değerlerini bizlere bir kez daha hatırlatacak. Türk Dünyası Günleri etkinliğimizde tüm halkımızı bir arada görmekten büyük bir mutluluk duyacağız.” sözleriyle etkinliğe davet ederken, bir televizyon programındaki konuşmasında; Türk Dünyası Günleri’ni Kastamonu’da geniş kapsamlı yapabilmenin, öğrencilik yılların hayali olduğunu ifade ediyor.

Türk Dünyası’nın birlik ve beraberliği yönünde önemli adımlar atılmasına yol açan Türk Dünyası Günleri, kardeşliği güçlendirmenin yanı sıra zengin tarihi ve kültürel mirasa sahip olan ülkelerin bu potansiyelinin desteklenmesi, Dünya ülkelerine tanıtılmasına da fırsat yaratıyor.

Ortak Türk kültürünü, dilini, edebiyatını, tarihini, sanatını, gelenek ve göreneklerini araştırarak ortaya çıkarmak, geliştirmek, korumak, gelecek kuşaklara aktarmak ve kalıcı kılmak da Türk Dünyası Günleri’nin getirileri olarak dikkat çekiyor.

1994 yılından bu yana düzenlenmekte olan Türk Dünyası Kültür etkinliklerinin 22.si, 3 Haziran Cuma günü saat 16.00’da yapılacak kortej yürüyüşü ile başlıyor. Kültür etkinlikleri, konserler ve dans gösterileri ile hazırlanan programla Kastamonu; yaklaşık 28 ülke ve özerk bölgeden gelen konuklara ev sahipliği yapıyor.

Mesafelerin ortadan kalktığı, ülkelerin yakınlaştığı günümüzde; bilim ve teknolojideki gelişmelerle her yerde olup bitenden haberdar olabiliyoruz. Hemen hemen her gün gazetelerde, televizyonda bir Türk Cumhuriyeti’nin haberi ile karşılaşıyoruz. Oysa ki kültürü bu oranda yansıtılmıyor. Türk Cumhuriyetleri’nin kültürlerini ne kadar da az tanıyoruz.

Türk Dünyası Günleri onları daha iyi tanımamızı sağlarken, aynı zamanda Kastamonu’ya olan farkındalığı artırmak ve kültürümüzü beslemek için de iyi bir fırsat.

Bu hafta; Türk Cumhuriyeti kültürlerini tanıma ve Kastamonu’yu tanıtma zamanı.

Kentimizde gerçekleşen Türk Dünyası Günleri’nin; dayanışmayı sağlarken, kültürel birliğe, sanata, edebiyata ve hatta dünya barışına, uygarlığına katkıda bulunması dileğiyle…

 

Mine Akçakoca Özgür