Türkmen istikbali için şehadet şerbeti içen KAHRAMAN

MuzaffereddinYavlak Arslan, Anadolu Türkmen varlığı için Moğol’a karşı başkaldırmış ve Anadolu tarihinin seyrini sonsuza dek değiştirmiştir

Kastamonu ve çevresi yüzyıllardır bünyesinde isyanlar barından bir yerdir. Taa antikçağlardan başlayarak, Beyliklerde, Osmanlıda hatta yakın geçmişteki küçük boyutlu da olsa birçok isyanın doğduğu, geliştiği ve son bulduğu olayların yaşandığı tarihsel kayıtlara geçer.

Bu isyanlardan biri belki de tarihin akışını değiştirecek kadar önem taşır. Bu olay, Çobanoğlu Beyliği Döneminde, 1291-1293 yılları arasında yaşanacak ve bu başkaldırı, Anadolu Selçuklu Devleti için yine bu devlete ve Moğol kökenli İlhanlılara karşı yapılacaktır.

1200’lü yılların başından itibaren Kastamonu ve çevresi Anadolu Selçuklu Devletine kısmen bağımlı Çobanoğlu Beyliği’nin elindedir. Ancak, 1243 yılındaki Kösedağ Savaşı’ndan sonra Anadolu ve haliyle Selçuklu ile Beylikler, İlhanlı tabiiyeti altına girerler. Selçuklu Devleti bir nevi gölge devlet olurken, İlhanlılar ise Anadolu’yu epeyi bir yağmalar ve hırpalarlar. İşte bu noktada Anadolu’daki Türkmen Beylikleri, Selçuklu’nun bu durumunu hazmedemez ve İlhanlılara karşı zaman zaman başkaldırılarda bulunurlar.

1260’lı yıllardan başlayarak 1290 yılına kadar Denizli Beyi Mehmet Bey, Menteşeoğulları, Karamanlı Eşref Bey ve Germiyanoğulları gibi beylikler isyan hareketlerinde bulunurlar. Ama tüm isyanlar İlhanlılar tarafından oldukça kanlı bir intikam şeklinde de bastırılır.

***

Kastamonu’daki Çobanoğulları Beyliği siyasal karmaşanın oldukça uç safhada olduğu bu dönemde genelde ılımlı bir siyaset izlemeyi bellemiş ve Anadolu’nun merkezindeki bu olaylardan çok özellikle Bizans topraklarına karşı akın faaliyetlerini sürdürmüştür. Ancak takvimler 1280 yılını gösterdiğinde Anadolu Selçuklu Devleti’nde taht kavgaları başlamıştır. İşte bu kavgalar sırasında Çobanoğlu Muzaffereddin Yavlak Arslan, Selçuklu veliahdı II. Mesud’un yanında yer almış ve onun tahta çıkmasında önemli rol oynamış hatta bu sayede İlhanlılar nezdinde itibar sahibi de olmuştur. Ancak Sultan Mesud’un devletini daha da gölge bir vaziyete sokması, İlhanlı boyunduruğunu daha fazla kabul etmesi nedeniyle de Yavlak Arslan kısa bir süre sonra Selçuklu-İlhanlı ortaklığına karşı muhalefete başlamıştır.

1291 yılına gelindiğinde İlhanlı’nın başına Geyhatu geçerken bir yandan da bu devlet içerisinde de taht kavgaları başlar. İşte bu karmaşa Anadolu’daki birçok yerde yeniden isyanların da teşvikçisi olur. Bu hareketler içerisinde Sultan II. Mesud’un kardeşi Rükneddin Kılıç Arslan’da isyan eder ve Selçuklu tahtında hak iddiasında bulunarak kendisinin en büyük destekçisi olan Kastamonu’ya gelerek başkaldırı ateşini yakar.

İlhanlı hükümdarı Geyhatu bu isyanı bastırmak için Sultan II. Mesud’un başında bulunduğu Selçuklu kuvvetleri yanında başında Anit, Göktay ve Giray adlı komutanların bulunduğu İlhanlı kuvvetlerini de Kastamonu’ya gönderir. İlhanlı-Selçuklu ordusu Ilgaz – Derbent Bölgesine geldiğinde birkaç gün burada ordugâh kurar. Çünkü önemli ancak oldukça da tehlikeli bir geçide gelmişlerdir. Ordu birkaç gün sonra yani 28 Haziran 1292 tarihinde bu geçitten geçmeye başlar, ancak Muzaffereddin Yavlak Arslan ve Rükneddin Kılıç Arslan buraya pusu kurmuş ve ordunun geçişi sırasında oldukça başarılı bir harekâta girişmişlerdir. Bu ilk saldırılarda dağılan İlhanlı-Selçuklu kuvvetlerinden Sultan II. Mesud ve birçok emir esir düşer. Ancak ilk saldırıyı atlatan kuvvetler daha sonra toparlanarak galip gelmeye başlar ve hatta Muzaffereddin Yavlak Arslan ve Rükneddin Kılıç Arslan’ı bu savaşta öldürürler.

Çobanoğulları Beyliği’nin bu savaşta yenilmesine karşın İlhanlı ordusu Kastamonu’yu ele geçiremez. Yani diğer isyan hareketlerinden olduğu gibi Kastamonu’da bir kıyam olmamıştır. Beylik aslında bir noktada yenilmesine karşın gücünü de korumaktadır.

***

İşte bu isyan hareketi ve yanında gelen yenilgi aslında hem Kastamonu hem de Anadolu tarihinin değişmesine neden olacaktır. Bir yandan Çobanoğulları yerine Kastamonu’da Candaroğulları Beyliği baş gösterecek, bir yandan da Osmanlı Devleti’nin kuruluşu gerçekleşecek ve kısa bir süre sonrada Anadolu’da Türk birliği sağlanacaktır.

Öncelikle İlhanlı-Selçuklu ordusuna destek veren Şemseddin Yaman Candar’a bu savaş sonunda Eflani Bölgesi verilir ve ardından da Candaroğulları Beyliği kurulur. Ki bu beyliğin ikinci hükümdarı I. Süleyman Paşa; 1309 tarihinde yaptığı bir baskınla Kastamonu’yu ele geçirecek ve Çobanoğulları Beyliği’ne son verecektir.

Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ve hızlı yükselişi ise şu şekilde olacaktır. Kastamonu isyanı sonrasında Çobanoğulları Beyliği başına son hükümdar Mahmud Bey geçecektir. Kendisi merkezde yani Kastamonu’da kalırken, kardeşi Ali Bey ise Sakarya Irmağı’nın batısında İzmit’e kadar akın faaliyetlerini yürütecektir. Ancak Bizans ile bir anlamda barış yapan Çobanoğulları beyliği bu akın faaliyetlerini kısa bir süre sonra bitirecektir. Ancak; bu beyliğin idaresi altındaki Osman Gazi, akın bayrağını ele alacak ve bu faaliyeti oldukça kararlı bir şekilde sürdürecek ve Türkmenler arasında önemli bir yere gelerek Osmanlı Devletinin kuruluşunu gerçekleştirecektir.

MURAT KARASALİHOĞLU