Üniversitemizin yükselişi sürüyor!

ODTÜ bünyesinde çalışmasını sürdüren URAP Araştırma Laboratuvarı tarafından açıklanan “2018-2019 URAP Türkiye Sıralaması” raporunda üniversitemiz, Bartın Üniversitesi’ni geride bırakmayı başardı…

Bilimsel alanda üniversitemizin hızlı yükselişi gaz kesmeden sürüyor!

URAP sıralamasını her yıl bu tarihlerde paylaşırım, önceki yıllara göre yükseliş söz konusu açık söyleyim…

100’lü basamaklardan 98’lere indik misal.

URAP sıralamasında “Makale, toplam atıf, toplam bilimsel doküman, doktora mezun öğrenci sayısı, öğretim üyesi” puanları dikkate alınıyor…

“Bilim üretmek” yani, üniversitelerin asli varlık sebebi.

2000 yılından sonra kurulan 86 üniversite arasında 36’ncı sıradayız…

Üniversitemizden 1 yıl sonra kurulan Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi’nin yahut 16’ncı Sinop, 22’nci Karabük, 23’üncü Çankırı üniversitelerinin ardında kalmamız mühim değil; üniversitemizden 2 yıl sonra kurulan Bartın Üniversitesi’ni geride bırakmayı başardık.

108 devlet üniversitesi arasında 80’inci sıradayız…

Üniversitemizden 1 yıl sonra kurulan Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi’nin yahut Sinop, Karabük, Çankırı üniversitelerinin ardında kalmamız mühim değil; üniversitemizden 2 yıl sonra kurulan Bartın Üniversitesi’ni geride bırakmayı başardık.

157 özel ve devlet üniversitesi içinde 98’inci olduk…

Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi’nin yahut doğudaki envai üniversitenin veyahut 3 komşu üniversitenin gerisinde kalmamız hiç mühim değil; Bartın Üniversitesi’ni nasıl geçtik ama?

Alkışa devam…

Üniversitemiz yükselişini sürdürüyor.

  • ••

Not 1:

URAP araştırmasının eksik olduğunu düşünüyorum, sıralama kriterleri arasında “özel koleji olan üniversiteler” klasmanı da konulmalı…

Kastamonu Üniversitesi’ni tıp fakültesi tabelasına sahip olduğu halde “tıp fakültesi olmayan üniversiteler” liginde sıralayan URAP, “Özel kolej açan üniversiteler” sıralaması yapsa misal, direkt kafada bir yerdeyiz, bu eleştirimin seneye dikkate alınmasını umut ediyorum.

Not 2:

Mıklama soğansız olur mu?..

Amacım bölücülük yapmak veya dövüş çıkarmak değil.

Yumurta mıklamasından bahsediyorum…

Nerden aklıma estiyse, Eczacı Edip Abi’ye sordum durup dururken, “Böyle bir soruyu muhatap alıp cevap vermem” dedi kestik attı, bizim çay ocağından Muzeffer Abi’ye sordum, “Mıklama soğansız olur mu, bu nasıl soru?” diyerek epey asabileşti, Gıda Odası Başkanı Ufuk Dravor’a başvurdum, raconu soğanlı mıklamadan yana kesti. Mıklamada soğanın ana malzeme, kıymanın “eser” miktarda olması gerektiğine dair kurul kararı çıktı hatta. Eczacı Edip Abi’ye sorarsanız kıymayı tuz serper gibi atmalı yumurta ve soğanın üzerine.

Bi tarif verelim…

Zeytinyağı tavada kızdırılır, soğan pembeleşir, yumurta kırılır, orta kısım aralanıp kıyma çiğden bırakılır, en son hafif limon sıkılır. Yeşil biber istenmez, yabancı madde gibi durur mıklamada, isteyen atarsa atsın, zabıta ceza yağmaz.

Yumurta mıklamasının özü bana göre de soğanın toprak sahipliği, kıymanın geçerken uğramışlığıdır…

Anadolu’nun “milli” yemeği kuru soğandır çünkü.

  • ••

Not 3:

Kastamonu’da Singer dikiş makinesi kursu…

Fotoğraf üzerindeki tarihe bakılırsa yıl 1934.

Singer şirketinin kurulduğu Boston yahut New York’tan değil fotoğraftaki mekan ve kadınlar…

1934 Kastamonu’su böyleydi.