Vakıflardan üçlü fayda

Kastamonu Vakıflar Bölge Müdürü Yücebıyık, Vakıf Haftası dolayısıyla düzenlediği basın toplantısında, “Vakıflar yardımlaşmanın, dayanışmanın kurumsallaşmış şeklidir. Bu eserleri ayağa kaldırırken hem istihdam sağladık hem tarihe sahip çıktık hem de turizme kazandırdık” dedi.

Bölge Müdürlüğü olarak bugüne kadar 102’si Kastamonu’da olmak üzere 150 eseri onardıklarını belirten Yücebıyık, Nasrullah Camii başta olmak üzere bazı restore çalışmalarına yönelik eleştirileri ise tüm bu çalışmaların Anıtlar Kurulu tarafından denetlendiğini, kendiliklerinden hiç bir şey yapmadıklarını hatırlatarak cevapladı.
Kastamonu Vakıflar Bölge Müdürü Yavuz Yücebıyık, “Vakıflar yardımlaşmanın, dayanışmanın kurumsallaşmış şeklidir. Bu eserleri ayağa kaldırırken hem istihdam sağladık hem tarihe sahip çıktık hem de turizme kazandırdık.” dedi.

Yücebıyık, Vakıflar Haftası dolayısıyla bir vakıf eseri olan Penbe Han’da düzenlediği basın toplantısında, Kastamonu’ya bölge müdürlüğünün 1998 yılında kurulduğunu anımsattı.

Bölge müdürlüğü olarak bugüne kadar 150 eseri onardıklarını bildiren Yücebıyık, bunlardan 102’sinin Kastamonu’da bulunduğunu ve aralarında çok önemli mekanların da yer aldığını söyledi.

Restore edilen bazı tarihi eserler hakkında bilgi veren Yücebıyık, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bugün otel olarak kullanılan Kurşunlu Han var. Eskiden depo olarak kullanılıyordu. Binayı restore etmek için 5 yıl mahkeme süreciyle uğraştık. Sonrasında restore ederek turizme açtık. Kurşunlu Han, Kastamonu turizminin öncü mekanlarından oldu. Burada 25 kişi istihdam ediliyor. Bunun yanında Cem Sultan Bedesteni var. Burası da harabe haldeydi. Yap işlet devret modeliyle cebimizden para çıkmadan yaptırdık. Burada da 20 kişi çalışıyor. Bunları yanı sıra Pembe Han var. Burada da 15 kişi istihdam ediliyor. Yine vakfımız tarafından restore edilip turizme kazandırılan Yakupağa Medresesi ve İsmail Bey Külliyesi’nde 20’şer kişi çalışıyor.”

Restorasyon yaparken bu mekanları turizme kazandırmayı hedeflediklerini vurgulayan Yücebıyık, “Vakıfların malları akar ve hayrat olarak geçer. Akarlardan elde ettiğimiz gelirlerle hayır işleri yapılır. Vakıflar yardımlaşmanın, dayanışmanın kurumsallaşmış şeklidir. Bu eserleri ayağa kaldırırken hem istihdam sağladık hem tarihe sahip çıktık hem de turizme kazandırdık.” ifadesini kullandı.

Yücebıyık, tarihi eserlere daha fazla insanın ulaşmasını sağlamayı hedeflediklerini kaydetti.

Yücebıyık, basın toplantısında şunları söyledi:

“Kuruluşumuzun 1998 yılı olan ilk yıldan beri birlikte çalışıyoruz. Kurulduğumuzdan bu tarafa şeffaf bir yönetim tarzında ve eski eserleri özelllikle yoğun olan bölgemizde onarmak adına, kamu ve vakıflar adına bunları daha iyi korumak, kollamak gelecek nesillere intikal ettirmek adına hep birlikte ve beraber çalışıyoruz. Bundan sonra da İnşallah çalışmaya devam edeceğiz. Bizlerin başarısında herkesin emeği var. Bu işler birlik ve berbaerlikle oluyor, ben herkese teşekkür ediyorum.

İSTİHDAM

“Kastamonu’da Vakıflar 1998 yılında kuruldu. Aslında bu bölge için geç kurulan teşkilatlardan da bir tanesi. Vakıf dediğimizde bir mal topluluğundan bahsedebiliriz. Asıl önemli olan bu malın idare edilmesi, akar-hayrat ilişkisi… Akarlar vakıfların olmazsa olmazları. Hayratların yaşaması için akarlar mutlaka olmalı. Bu doğrultuda Kastamonu’da bakımı, onarımı, resterasyonu yapılan tarihi mekanlar istihdam sağlıyor, bu da bizim ve Kastamonu için çok önemli. Yakalşık Penbe Han’da 10, Cem Sultan Bedestanı’nda 20, Kurşunlu Han’da 25, Yakupağa Külliyesi’nde 15, İsmailbey Külliyesi’nde 15 kişi çalışmaktadır. Her restore edilen, bakım ve onarımı yapılan yerler ilimize istihdam ve yeni turizm alanlarını da oluşturuyor. Kastamonu’da bu sayede hem tarihi ayağa kaldırdık, hem de istihdam sağladık. Bu sayede Vakıfların asıl görevi olan vakıf malını koruma kollamak, gelecek nesillere intikal ettirmek asıl amacı da bu. Bunu yaptığımıza da inanıyoruz, ama bunları yapmak tek başımıza da yeterli değil.
Bunların her birine dünya kültür mirası diyoruz. Bunları tek kuruma bırakılacak kadar da basit birşey değil. Hepimizin malı, hepimizin ortak malı. Burada bu tarihi işletmeler çalışıyor ve işliyorsa hepimizin sayesinde oluyor. Bizim yapmamızla da kalmıyor, buraların işletilerek korunması ayakta tutulması da lazım.

BELEDİYE’NİN KATKILARI

“Şunu da buradan söylemek lazım, kendisine de her defasında teşekkür ediyorum. Belediye Başkanımız, 20’nin üzerinde konağı, tarihi yapıyı alarak restore etti. Bununla ilgili kendilerine bazı eleştiriler yapıyorlar. İşte bu konakları alıyor da ne yapıyor, diye… Ama hiç de öyle değil. Bunlara bir tarih ve kültür mirası diyoruz, hepimizin ortak malı diyoruz. Böyle de olmalı. Başkanımız alıp, yapıp, restore de edip işletmecilere ve yararlı ve faydalı olacak yerler de veriyor, bu şekilde de değerlendiriliyor, bu eserleri ayağa kaldırmak da başlı başına çok kolay bir iş değil. Bu tür iş yapan, restore edenlere destek verilmeli, yoksaki bu binalar eskiyor, yıkılıyor, tarihimizde yok oluyor. Bu eserlere Belediye Başkanımız sahip çıkıyor bir kez daha teşekkür ediyorum.

CUMHURİYET MEYDANI

“Bir eseri yapmak etrafını sağını solunu yapmak zor işler.
Cumhuriyet Meydanı da bizim için çok önemli. Bu konuya da bir açıklık getirmerk istiyorum. Vakıflar Bölge Müdürlüğü binasını biz Zirai Donatım Kurumu’ndan özelleştirme sonrasında aldık. Binayı biz oraya yeni olarak yapmadık. Bunun da bilinmesini istiyorum. Meydanla ilgili ve bizim bu bina ile ilgili akonuşmaları da şu an için çok erken buluyorum. Yapılması gereken elzem işlerden birisidir, doğrudur. Burası ile ilgili ileride bir çalışma da yapılabilir ama şu andaki enerjimizi oraya veremeyiz. Şu anda biz Bakırcılar Çarşısı, Nasrullah etrafı, Yakupağa Külliyesi etrafı, Şeyh Şaban-ı Veli Caddesi ile ilgili çalışmaları hallettikten sonra o taraflara da yönelmeliyiz. Meydanın da zamanı gelecek. Şu anki enerjimizi oralara verirsek hiç birşey yapamayız.
Vakıflar Bölge Müdürlüğüne geldikten bu tarafa bizim şantiyecilikten gelen pratikliğimiz sayesinde çalışmaları belli bir noktalara taşıdık, doğrudan hedefe yöneldik, bu sayede de başarıya ulaştık.

OKULLARA YÖNELİK ÇALIŞMA

“10 senedir Vakıf Haftası’nda biz bize kutlamaktan çıktık, okullara yöneldik. Bazı programalrımız geleneksel hale getirdik. Çarşamba günü bir tona yakın tatlı dağıtımımızı öğleden önce başlayıp herhangi bir protokol olmadan gerçekleştireceğiz. Bu da Vakıflar Haftası’na ayrı bir renk katıyor. Halkımız da memnun.
Yine Atabey İmam Hatip Ortaokulu’nda da eskiden gelen bir gelenekle orada vakfiyelerden doğan bir geleneğimiz var, ‘Helva karıla, dağıtıla’ diye bir ibare var. Bundan dolayı da her sene bu okulumuzda bu hafta dolayısıyla helva dağıtıyoruz. Öğrencileri müzeleri gezdiriyoruz, okullarda konferanslar veriyoruz. Hafta ile ilgili etkinliklerimizi de yapıyoruz.

TURİZM… TRAFO VE LEVHA İÇİN ÇAĞRI

Kastamonu’da ‘turizm turizm’ diyoruz, ama bazı noktalarda hala yapılamayanlar var. Eski eserin dibinde koskoca bir trafo… Bu trafo yüzünden biz önceden mahkemelik olduk, mahkemeyi kazandık. Ama trafo yeri gösterilemediğinden eski TEDAŞ şimdi BEDAŞ bunu hala zamanında alamadı. Bunu şimdi meydan düzenlemesinde veya site işhanının olduğu yerde bir yer önerildiğini duydum.
Buradan bir kez daha sesleniyorum BEDAŞ yetkililerine… Bu trafonun buradan bir an önce kaldırılmasını tekrar istiyoruz.
Bir de çirkin levhaların kaldırılarak ilimize yakışan levhaların konulmasını istiyoruz. Biz yaptığımız eserlerde bunu uyguluyoruz. Bu konudaki eksikliklerimizi biz gideriyoruz.

ELEŞTİRİLER

“Yine Nasrullah Camii ile ilgili de bir takım eleştiriler alıyoruz. Biz bu restorasyonları yaperken kendi kafamıza göre, kendi bilgi ve becerimize göre yapmıyoruz. Biz Anıtlar Kurulu’ndan bu projeleri onaylatıyoruz. Anıtlar Kurulu’nda dalında uzman yaklaşık 10 hoca var. Bu hocalar karar veriyor. Yine İstanbul Teknik Üniversitesi’nden iki hoca denetiminde yapıldı. Bu camiyi yapan ekip Süleymaniye Camisinin roısterasyonunu da yapan ekip. Eski halinden bir şey kalmamış deniliyor. Eski halini de hepimiz biliyoruz. İçi rutubetli, nem kokan bir yapı idi. Şimdi çok güzel bir yapı haline geldi. Restorasyonda ilave bir şey yapılmadı. Biz raspa (duvarın altına kazıma) yaptığımız zaman 1875 izlerini ortaya çıkardık, onun dışında hiçbir şey yapmadık. Orijinal kadınlar ve erkekler bölümü kapılarını açtık. Özüne döndürecek çalışmaları yaptık, haricinde birşey yapılmadı. Bu konu da herkese tarafından bu şekilde bilinmeli. Yine Nasrullah Camisi’nin şerefesi değiştirilmedi, temizlendi, yaldızlı boya ile boyandı, aynı şekilde yapıldı. Bunu da buradan açıklıyorum.
Çifte Hamamı Valilik’ten biz alarak restore ettirdik. Burası ile ilgili de sık sık bazen restorasyonu çirkin oldu diye yazılar da yer alıyor. Biz burayı Valiliğin çizdirdiği projeye göre yaptırdık, bunun haricinde bir şey yapmadık. Proje dışında başka türlü bir şey de kimse yapamaz, bu konuda İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kutgün Eyüpgiller’in de burası ve Kastamonu ile ilgili bir sürü çalışması var. Bu işin uzmanları da her zaman burası ile ilgili kontrollerini yaptılar, bir sorun da çıkmadı. Bizde büyük onarımlar Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce yapılmaktadır.

TURİZM ÇALIŞTAYINA ÇAĞRILMADIK

Kastamonu’da geçtiğimiz günlerde Turizm çalıştayı yapıldı, programı kim yaptıysa yapılan çalıştayda biz yoktuk, bu çalıştayda bize ait eserler de yoktu. Turizm nerede yapılıyor, vakıf eserlerinde ama biz orada yoktuk, bize haber verilmedi.
Kasaba Köyü 2014 yılında Dünya Kültür Mirası Unesco geçici ek listesine alındı. Biz Kasaba Camii’ni Vakıflara 2005 yılında köy tüzel kişiliğinde aldık. 2006 yılında proje yaptırdık. 2007 yılında da kaba resterasyonunu yaptık. Caminin orijinalliğine hiç dokunmadık, ahşap kısmına ise hiç dokunmadık, el sürülmedi. Burası ile ilgili bizim tek başımıza bu işin altından kalkmamız da mümkün değil. Üstelik Dünya Kültür Mirası UNESCO geçici ek listesinde olan bir yere bir kurum tek başına dokunamaz. Buraya Valiliğimiz, Üniversitelerimiz, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Bölge Müdürlüğümüz ve ortak bilim uzmanlarımızla ancak böyle ekip halinde girilebilinir. Bu eser çok önemli bir eser, bilim kurulu ile girilmesi gereken nadir eserlerden de birisi. Yine Alişan Mescidi yapımına da başladık.

Küre İsmailbey Hamamı’nın yapımından dolayı süren ve sekiz yıl devam eden mahkemesi de tamamlandı, İsmailbey Hamamı için bu yıl Temmuz ve Ağustos ayı içinde ihalesini yapacağız, burada da bizim için başlangıç bitmiş demektir. Bu eserin de kısa sürede resterasyonunu yapmaya çalışacağız. Küre merkezinde bulunan bu eseri de ilçeye yakışır bir şekilde yapacağız.

Düzenlenen toplantıda Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nde kuruluşundan bu tarafa gösterdiği örnek kişilik, üstün gayret, sergilediği vakar ve erdemden, başarılı hizmetlerde bulunduğundan dolayı Seyfettin Çalıkoğlu’na Bölge Müdürü Yavuz Yücebıyık tarafından plaket verdi.