Virüs belası

Ne yazalım, ne söyleyelim? Bütün dünya bir belanın içinde boğuşuyor. Orada, burada derken ülkemizin de kapısını çaldı virüs. Geleceği zaten belliydi, hastalığa ve teknolojiye karşı sınırları kapatmak mümkün değil. Ne yaparsak yapalım yerinde durmuyor, dağılıyor.

İnsanlar şaşkın, karamsar, korkuyor. Tehlikeli ve ilacı da yok bu virüsün. Şimdilik yapılacak şey, mümkün olduğu kadar birbirimizden uzak durmak, önerilen koruma tedbirlerini almak. Bunlar her gün televizyonlardan yayınlanıyor, uzmanlar devamlı anlatıyor.

Atom, hidrojen, nükleer teknoloji; şimdilik hepsi sustu, bir virüsün önünde diz çöktü. Dünyanın kodamanları çaresiz. ABD, İngiltere, Almanya, Fransa  gibi ülkeler ne yapacaklarını şaşırdı.İtalya derseniz sapır sapır dökülüyor. Büyük devletlere karşı, dünyanın beşten büyük olduğunu sıkça söylüyorduk.Büyüklük Allah’a mahsus. Kimin büyük olduğu şimdi daha iyi anlaşıldı.

İlaç yok, aşı yok; sadece korunma için önlem alınıyor. Nereye kadar gidecek bunun sonu? Herkes aynı soruyu soruyor. Bilim bütün hastalıklara çare bulabilir mi? Araştıracak, bulmaya çalışacak. Bilimin görevi bu zaten. Bazı hastalıklar var ki, çaresi yok, ancak önceden belirlenirse engelleme yapılıyor. Söz gelimi kanser üzerinde yıllarca çalışıldı ama sonuç tam alınmış değil.

Biz bu tür bir mikroba karşı hazırlıklı mıydık? Düşmanı tanımadan hazırlık yapmak mümkün değil. Ancak her türlü kötü ortama karşı genel bir ön hazırlık olabilirdi. En başta böyle durumlarda koordinasyon nasıl sağlanacak? Sağlık Bakanlığı, Çin’deki durumu dikkate alarak bir ön hazırlık yapmış. En önemlisi, Bakanlık bünyesinde Bilim Kurulu oluşturulmuş. Böyle durumlarda kurulların alacağı kararlar çok önemlidir. Şu ana kadar Kurulun aldığı kararlar doğrultusunda işler yürüyor. Zaten ortak akıl bunu gerektiriyor. Keşke her önemli konuda böyle kurullar oluşturabilsek ülkemiz için ne kadar hayırlı olur.

Yaşadığımız bu olayda, bazı öngörülemeyen durumlar da var. Söz gelimi, Çin’de bu olay başlayınca yurt dışına çıkışlar durdurulmalıydı. Umreye izin verilmemeliydi. Arabistan’da bir vak’anın görülmemiş olması neye göre belirlendi? Bu virüs denilen nesne, kuyruğunda bin mumluk ampulle mi seyrediyorda her taraftan görülebilsin? Keza Avrupa’daki vatandaşların yurda dönmeleri daha erken sağlanabilirdi. Virüs kapmış insanları ülkeye getirmekle mevcutları tehlikeye attık. Hastaların kimlikleri ve nereden geldikleri şimdi açıklanmadığı için fazla bir bilgiye sahip değiliz. Yarın bunlar elbette açıklandığında daha sağlıklı değerlendirmeler yapılacak.

Okul, cami, kahvehane, spor salonu ve her türlü eğlence yerlerinin kapatılması, spor müsabakalarının ertelenmesi son derece doğrudur. Sosyal medyada bazı aksi davranışlar görülüyor. Böyle durumlarda, devletin aldığı kararlara uymak şarttır. Aksi davrananlar için ağır yaptırımlar uygulanmalı. Sanırım doğu taraflarında birisi karantinadan kaçmış, Kabahatler Kanunu’na göre 360 Lira ceza kesmişler. Ne anladık biz bu işten?Hâlâ durumun vahametini kavrayamayan insanlar var. Bir kişinin bin kişiyi, onların da bütün toplumu etkilediği olağan dışı bir durum yaşıyoruz. Toplumun tamamı sorumlu davransa bile, arada çıkacak bir bilinçsizinsan büyük tehlike yaratıyor. Zorbir ortamda yaşıyoruz. Daha önceleri böyle bir durumla karşılaşmadığımız için insanlar durumu anlayamıyor.

Tedbir diyoruz; geçen hafta İstanbul’da bir cenaze defnedildi, cemaat kalabalıktı. Neden müdahale edilmedi?İstanbul’dayetkilimi yoktu? Daha az bir cemaatle defin işlemi yapılabilirdi.Kişilerin özel durumu ne olursa olsun toplumun sağlığı her şeyden önce gelir. Hele böyle zamanlarda.Olayın özelliği gereği yaptırımları çok sert uygulamak gerekiyor. Çin’in başarılı olması, katı davranması sayesindedir. Şu ortamda, herkesi eve kapatarak hayatı durdurmak elbette zor. Hem o, hem bu; ikisi bir arada nasıl gidecek, göreceğiz.

Bir diğer konu vatandaş davranışlarıdır. “Bize bir şey olmaz” anlayışı son derece yaygın.Kaderci bir anlayış hâkim çoğu insanda. Kadere hepimiz inanıyoruz. Ancak önce tedbir alalım, gerekenleri tam yapalım, sonra tevekkül edelim, Allah’ın yardımına sığınalım.

Söz gelimi temizlik konusu. Dinimizde temizlik çok önemlidir. Temizlik imandan gelir, sözünü herkes biliyor ama kaç kişi duyarlı. Elimizi, ayağımızı suya tutmayı yıkamak sanıyoruz. Oysa temizlikten maksat, özellikle elimizdeki mikropların atılmasıdır. Günde kaç kere sabunla el yıkanıyor? Kamuya açık yerlerde, kurum lavabolarında sağlıklı sabunlar var mı?

Televizyonlar virüs konusuna ağırlık veriyor ama onlarda da tutarlılık yok.Farklı uzmanlık alanlarındanekrana çıkanlar çelişkili bilgiler veriyor. Resmi açıklamaları zaten Sağlık Bakanı yapıyor. Bilgilendirme konuşmaları sadece Bilim Kurulu üyeleri tarafından yapılmalı. Diyeceksiniz ki demokratik bir ülkede yaşıyoruz, herkes konuşamaz mı? Bu durumda konuşamaz.

Sonuç ne olacak diye herkes soruyor. İlaç yok, aşı yok, ne yapabiliriz? Hastanelerin kapasitesi yetmeyebilir. Eldeki imkânlar düşünülerek, büyük çaplı bir yığılma zamana yayılarak önlenmeye çalışılıyor. Alacağımız tedbirlerle bulaşmayı ne kadar geciktirirsek o kadar şanslı sayacağız kendimizi. Dua edelim, insanlığı bu beladan bir an önce kurtarsın Yüce Rabbim.

 

 

MUSTAFA ESKİ