Yalancının mumu

0
23

Üç yıl önce yaşam alanında yiyecek bulamadığı için indiği Ağlı’nın Yaylıca Mahallesi’nde mezardan çıkardığı cenazeyi parçalayan ayıyla ilgili yapılan açıklamanın doğru olmadığı ortaya çıktı.

Yetkililer, olay yerine kurulan fotokapanla tespit edilen ayının, bırakılan yiyecek için yeniden geldiği noktada iğneyle vurulup uyutulduktan sonra yerleşim yerlerinin uzağında kalan ormanlık alan içine bırakıldığını açıklamışlardı.

350 kiloluk mezarcı ayının, o zaman söylendiği gibi uyuşturucu iğne kullanılarak uyutulmadığı, vurularak öldürüldüğü ve İstanbul’a gönderirilip tahnit edildiği Antalya’daki Termessos İnteraktif Tabiat Müzesi haberiyle anlaşıldı.

O tarihte olayın peşine düşen ve dava açmaya kalktığında kendisinden “vekalet” istenen çevreci Avukat Evren Karaahmet, ortaya çıkan durumu sosyal medya üzerinden kara mizah örneği bir anlatımla değerlendirdi.

Karaahmet, “Şimdi size anlatacağım hikaye Aziz Nesin öykülerine taş çıkarır” diye başladığı olayın öyküsünü şöyle sürdürdü:
“Bundan iki yıl kadar önce yeterli beslenemediği için bir mezarı açan ayı ile ilgili vur emri çıkarmıştı Sinop Milli Parklar Bölge Müdürü..
Mezarı zarar gören ailenin öfkesini anlayabilmek mümkün, ama görevi yaban hayatını korumak olan devlet yetkililerinin cehaletini anlayabilmek kolay olmuyor.
Olaya tepki gösterdik ve geri adım attılar; ayıyı fotokapanla tespit edip uyutarak yaşam alanını değiştireceklerini söylediler basın karşısında..
Gazeteler hâlâ durur bende..
Kısa süre sonra bu ayının Milli Parklar yetkilileri tarafından avcılara vurdurulduğu söylentisi kulağıma gelince önce telefon açıp durumu öğrenmeye çalıştım. Karşıma çıkan her yetkili topu bir başkasına attı..
Bölge Müdürü telefonuma çıkmadı.
Ben de resmi yazı yazdım, Avukatlık Yasası’nın 2. maddesi uyarınca ayı hakkında yapılan işlemle ilgili bilgi, belge, kayıt vb ne varsa istedim..
Bana verilen resmi cevapta bunun ancak “vekaletname ibraz etmem halinde” mümkün olacağı söylendi.
Düşündüm, resmi kurum acaba kimin vekaletini ibraz etmemi istiyor olabilir diye sordum kendime..
Tabi ki ayının vekaletini istiyorlardı..
Ayıyı bulup notere götürmeye ikna edip vekalet almam gerekiyordu..
Belgelere ancak böyle ulaşabilecektim. Ama asıl sorun, ayıyı büyük ihtimalle öldürmüşlerdi.. O zaman yapmam gereken şey ayının yasal mirasçıları olan eşi ve yavrularına ulaşmaktı..
Bir gazeteye köşe yazısı yazdım.
Bana vekalet verecek bir ayı aradığımı duyurdum..
Sonra iş çığırından çıktı.. Ulusal basın, televizyonlar, haber siteleri.. Ayının vekaleti ülke gündeminin ilk sırasına oturdu.. Uykusuz dergisi karikatür yaptı. Atlas dergisine bile haber oldu.
Arzu eden google’a ayıyla ikimizin ismini yazıp detaylara ulaşabilir.
Bütün ülkeye rezil oldu buna sebebiyet veren yetkililer..
Ama aradan zaman geçti ya.. Bizler de balık hafızalıyız ya.. Öldürmedik dedikleri, inkar ettikleri ayıyı doldurup müzeye koydular.”
Karaahmet, konuyla ilgili değerlendirmesini, bu tip konulara duyarsız kalınan toplumlarda yapanın yanına yaptığı işin kâr kaldığını söyleyerek ve dağdaki ayının deredeki balığın, havadaki kuşun hakkının sorulacağı zamanın da gelebileceği umudunu taşıdığını belirterek noktaladı.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER