Yem buğdayın 2 katı

Çiftçinin hali perişan, bin bir emekle ürettiği buğdayın 50 kilogramlık çuvalını hadi hadi 45 TL’ye satabilirken hayvanına yedireceği yemin 50 kilogramlık çuvalını ise 90 TL’ye alabiliyor, gel de tarla ek, gel de hayvancılık yap…

Köylü göç etmesin de ne etsin?

Buğday fiyatı yıllardır aynı, 80 Kuruş, bilemedin 90 Kuruş, hadi 1 TL, üstüne rastlamadım daha…

Kastamonu buğdayını un sanayisi pek tercih etmiyor, gluten oranı düşük, öz tutmuyor diğer buğdaylar gibi, ya yem sanayisine gidiyor buğdayımız ya “paçal” usulü karıştırılarak gluteni yüksek buğdayla un sanayisinde kullanılıyor, dolayısıyla çok rağbet yok.

(Buğdayımızın gluten oranının düşük olması bence “nimet”, uncular beğenmiyor ne var ki…

İlimizde yetiştirilen buğdaya un sanayisi yerine yem sanayisinin müşteri olması ne hikmetse yıllardır ne kamunun ne de meslek odalarının dikkatini çekiyor.)

(Bu günler itibarıyla siyez buğdayı da yem sanayisinin yolunu tutmuş gibi gözüküyor;siyez buğdayını çiftçi hayvanına yedirmesin derdini güderken, endüstriyel yem sanayisinin baş tacı oldu siyez iyi mi?…

Fabrikalar yem ile takas ediyor, “1.10 TL” civarı bir kilogram fiyatından söz ediliyorsiyez buğdayının.)

Çiftçi 50 kilogramlık hayvan yemi almak için 100 kilogram buğday satmak zorunda…

Döner mi çiftçinin çarkı?

Çiftçinin 3 temel girdisi var, “Mazot, gübre, yem”, her 3’ü de zam üzerine zam gördü, birkaç sene öncesiyle kıyaslandığında dahi en az 2 kat fiyat artışı gördü bu girdiler…

Buğday fiyatı yerinde sayıyor ne var ki.

Süt fiyatı…

Yerinde sayıyor.

Hayvan fiyatı…

Geri gitti.

(Hayvan fiyatı geri gidiyor…

Et fiyatı artıyor.)

Köyler boşalıyor…

Ne bekliyoruz bu halde?

Kırsaldan gelen göçü şehrin ne oranda içinde eritebileceği ise ayrı bir sosyolojik vakıa…

Ekonomik ve sosyal sorunlara dair çözüm planlarımız var mı?

Kastamonu’yu güzel bir gelecek beklemiyor mevcut halde…

Ülkemizi de.

Üretmiyoruz çünkü…

Üretemiyoruz daha doğrusu.

  • ••

Siyaset ve meslek odaları

yaz uykusunda

İlimizde kırsala yönelik de hizmet veren meslek odaları ve sivil toplum örgütleri 27 Ekim 2014 tarihinde “Kastamonu Kırsal Kalkınma Platformu” çatısı altında bir araya gelmişler ve ciddi hedefler rotasında yola çıkmışlardı…

Platform, kurucu başkan Erol Akar’ın 2016’ya kadar süren döneminde sesini duyurdu, görev değişiminden sonra ses seda yok, feshetti kendini belli ki.

Kırsalın hali kötüye gittikçe…

Kırsalın sesi kesildi.

Çiftçinin sıkıntısını kim dile getirmeli, üyesi oldukları meslek odaları ve siyasetçiler değil mi?..

Meslek odaları sus-pus, siyasetçiler olup bitenin farkında değiller, iktidar partisine göre kırsalın hali tozpembe, muhalefet partilerinin kırsalla bağları kopuk.

Köylerde kalanlar can çekişiyor…

Her geçen gün kötüye gidiyor.