Yüksek yüksek binalar

mafacan

Şehirlerin değeri “Marka” olmalarından değil “Kimlikli” kalmalarından geçer…

Son zamanlarda şehir siluetinde ansızın belirmeye başlayan yüksek katlı binalar, şehrimize belki marka değeri katmasına katabilir, ama kimliğimize hayrı dokunmayacağı kesin.

Orman ve tarım arazisi denizi ortasında adeta bir ada görüntüsü çizen şehrimizde, eldeki bir avuç toprağı en hesaplı biçimde kullanmak namına “yüksek kat” gerekli mi gerekli olabilir pekala…

Ne var ki düşük katlı binalar kümesi içinden “hormonlu” bir görüntü ile yerden fışkırırcasına olmasa gerek.

İmar mevzuatını geçtim…

Görüntü kirliliği resmen.

Haa…

Bitişikteki binalar da zaman içinde aynı boya erişecekler ise daha fena.

Şehrin belirlenmiş yeni bir bölgesinde Dallas’taki gökdelenler ile yarışacak binalar elbet yapılsın…

Alan memnun-satan memnun olduktan sonra kime ne?

Ancak bir bakmışsın Ankara yolu gökdelen, bir bakmışsın Tosya yolu gökdelen…

Daday yolu aşağı mı kalır?

Hadi şehrin giriş-çıkışları yüksek kat binalar ile dolup taşsın, dünyanın pek çok bölgesinde fakirliği çekilen yemyeşil doğaya rağmen üstelik…

Ya şehir içinde boy veren binalara ne demeli?

Yüksek katlı bina yapmak için kanunda öngörüldüğü haliyle yeşil alan bırakılması ve kapalı otopark yapılması zorunluluğu her ne kadar olsa ve bu hal şehrin geleceği açısından gerekli ise de…

Şehrin kimliğini alıp götürüyor ne var ki.

Sonuçta tercih meselesi…

Bir gün bu şehri tanıyamamak var yalnız yanlış tercihin ucunda.

•••

Not: TÜİK’in 2013 verilerini baz alarak 2014 yılında yayımladığı “İllere ve cinsiyete göre mutluluk düzeyi” araştırması, son günlerde ulusal yayın organlarında yeniden gündeme geldi…

Hal böyle olunca, “Kastamonu acaba mutlu oldu mu geçen süre içinde?” sorusunu kendime sordum.

2013 yılı itibarıyla ilimiz mutluluk düzeyi sıralamasında 81 vilayet içinde 43’üncü sıradaydık çünkü…

Mutsuzduk” yani.

Sınır komşularımız Karabük ve Çorum’a göre bir miktar mutlu… Bartın, Çankırı ve Sinop’a nazaran ise mutsuz mu mutsuzduk.

Misal…

Sinop, mutluluk düzeyinde Türkiye 1’incisiyken, Çankırı 6’ncısıyken ilimizin yüzünden düşen bin parçaydı.

Daha fenası…

Siirt 9, Şırnak 10, Hakkari 12’nciyken.

İlimizde yaşayanların niçin mutsuz oldukları o tarihte araştırıldı mı, elde veri ve niyet olmamasına rağmen ibreyi tersine çevirmek için herhangi bir çalışma yapıldı mı?…

Ben yapılmadığını düşünüyorum.

Kalkınma ile gelişmenin mutluluk düzeyi üzerinde farklı etkiler yaptığının bu arada altını çizeyim…

Mutluluk sağlamak daha birbiri içine giren süreçlerin bir toplamı olsa gerek.

Yeniden soruyorum…

İlimizdeki insanlar dün mutsuzdu, bugün mutlular mı?

mustafa-afacan-bant