YÜZYILA DERİN BAKIŞ

Yüzyıl, kıtalar, darbeler, yaşamlar bir kitaba sığmışken erdem penceresinde soluklanmak adına

Bilim dünyası, ülke ve uluslararası başarılar derken son dönemde Kastamonu özelinde ancak evrenle ve tarihle buluşan kitapları ile hayattan ve aynı zamanda Kastamonulu olmaktan dolayı keyif almamızı ve gurur duymamızı sağlayan Prof. Sakine Eruz’un kaleminden yeni bir kitapla buluşmanın kıvancını yaşıyoruz.

Sakine Eruz, oldukça üretken bir bilim insanı. Hayatı, Türkiye-Almanya, Türkçe-Almanca düzlemlerinde bu iki dile/kültüre çok önemli katkılar sunarak geçmekte. Aynı zamanda son dönemde yaptığı “çokkültürlülük” çalışmaları ile de üretim düzlemi çok dilli, çok uluslu ve çok kültürlü bir derinliğe doğru yol aldı. Bütün bu bilimsel çalışmaların yanında ise “bir edebiyatçı kimliği” ile de başta Kastamonu anıları olmak üzere anı, biyografi ve gezi yazıları hiç durmadan kitaplaşıyor. Yani Prof. Dr. Sakine Eruz, bilim, edebiyat ve tarih alanında yazarak, sergiler açarak, anlatarak, dersler vererek sadece Türkiye’de değil tüm dünya çapında sürekli üreten çok yönlü bir kişilik olarak karşımızda durmakta. Ha keza bu çok yönlülük konusunda sosyal yaşamdaki başka başlıkları burada açmıyorum bile.

  • ••

Prof. Dr. Sakine Esen Eruz’un son kitabı, Türkiye’nin son yüzyılında siyaset ve sağlık alanında damga vurmuş babası, çok değerli bir kişilik olan Operatör Doktor Şükrü Esen’in bir biyografisi. Kitabın ismi ise “Yüzyıla Derin Bakış”.

Prof. Dr. Eruz, Kastamonu’da kökleri 16. yüzyıla kadar inen köklü bir aileye mensup. Bu derin kökler, günümüze bir tarih, tanıklık ve bilgi hazinesi olarak ulaşıyor. Ve değerli Hocamız da bu hazinenin, dönemlerinde olduğu gibi günümüze ve yarına da ışık tutacak bir birikim olduğunun farkında ki, beslendiği bu hazineden her geçen gün bize bir anlatı kitabı ile paylar dağıtıyor.

“Yüzyıla Derin Bakış” kitabının biyografi konusu olan Opr. Dr. Şükrü Esen, Sakine Esen Eruz’un babası olmanın yanında Kastamonu ve Türkiye’nin yakın tarihinin çok ama çok önemli anlarına tanıklık etmiş, bizzat tarihi yaşamış ve aynı zamanda tarihi yaratmış bir kişidir. Kendisi de, aynı kızı Hocamız Sakine Hanım gibi, çok yönlü bir entelektüel aslında. Uzmanlığı olan Kulak-Burun-Boğaz branşında bir operatör doktor olarak tıp dünyasında ve mesleği gereği halkla her daim içiçe olurken gösterdiği bilgi, beceri ve babacanlıktan kaynaklı daha geniş alanda hizmet edebilmesi için siyaset sahnesinde de yer almış.

Ama bu iki hayat uğraşısı yanında Şükrü Esen aslında bir kültür temsilcisi olarak uluslararası diyalog köprüsü, modern tarımcı, eğitimci ve neredeyse bir ahlak felsefecisi olarak da tanımlanmalıdır.

Opr. Dr. Şükrü Esen’in hayatına ilişkin tüm detaylar “Yüzyıla Derin Bakış” adlı yeni yayımlanan biyografide tüm ayrıntıları ile işlenmiş olduğundan bizim tekrardan üstüne kelime koymamız imkânsız. Ama kitap okunduğunda merhum Şükrü Esen’in çok yönlü, çok kültürlü bir entelektüel olduğuna ilişkin görüşlere katılmakla birlikte bu görüşü tanımlayacak/destekleyecek yeni kavramlar da bulacağınıza eminim.

  • ••

Daha önceki kitaplarından da bildiğimiz üzere Sakine Esen Eruz, Türkçe’nin en yalın ve en çarpıcı ifadeleri ile harikalar yaratan bir edebiyatçı. Bu edebiyatçı özelliği, sadece dil de değil, bilim insanı olmasından kaynaklı çok geniş çerçeve ve konseptte olayları ele alıp okuyucuya anlaşılır bir şekilde sunmasıyla perçinlenmekte.

Hocamızın bu etkileyici dilinden çıkan anlatı, Kastamonu özelinde çok önemli bir kişiliği yakından tanımanın yanında, tarih, siyaset ve kırsaldan-metropollere uzanan yaşam detaylarını görmek açısından çok değerli. Dr. Şükrü Esen’in mensubu olduğu ailenin başta Kastamonu olmak üzere önce Osmanlı’nın imparatorluk sınırlarındaki izleri daha sonra da Cumhuriyetle birlikte ülkeye yayılan hizmetlerin dökümünün anlatılmasıyla bir tarih kitabı niteliği de kazanıyor. Esen Ailesinin, ilk Meclis-i Mebusan’da Kastamonu’yu temsil eden üyeleriyle başlayan sürecin Cumhuriyet Döneminde milletvekili olarak devam eden bir geleneğe sahip olmasıyla da tarihten siyasete geçen bir nitelik kazanıyor kitap. Kırsaldan-metropollere uzanan derken de kitabın bir sayfasında Kastamonu kırsal mimarisindeki orta sofalı bir evin içindeki yaşantıdan bir anda İstanbul’daki bir yalıya uzanan hayatları anıyor ve yaşamın neredeyse aynı anda yaşanan çok boyutlu sahnelerine dalıyorsunuz. Ya da kimi zaman  Kastamonu’nun kırsalında bir köylü ile aynı dili konuşan tıp doktorunun Almanya’daki bilim adamları ile görüş alışverişinin ne kadar üst düzeyde olduğunu görebiliyorsunuz.

Şükrü Esen’in elbette ki en öne çıkan kimliği hayatını adadığı tıp insanı kimliği. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde başlayan eğitim hayatı, Almanya’da uzmanlaşması ve hizmet görmesi arkasından da ülkenin başlıca hastanelerinde verdiği hizmetlerden sonra Kastamonu’ya kazandırdıkları ile Şükrü Esen’in hayatı tıp, tıp bilgisini geliştirmek, bunu insanlığın hizmetine sunmak ve tıp alanında bir abide olmakla geçmiştir. Her ne kadar kulak-burun-boğaz uzmanı da olsa Dr. Esen, aslında gelişkin tanı ve tedavi bilgisiyle tababetin tüm yelpazesinde insanlara hizmet vermiş.

Şükrü Esen bir doktor olarak sadece hastanelerde hizmet vermemiş, ömrünün bir kısmını geçirdiği memleketi Kastamonu ve köylerinde (Mehran ve Kırcalar) sayısız hemşerisini hem de ücretsiz bir şekilde tedavi etmiş; bir hasta babası, gariban babası olarak hemşerilerinin sadece hastalıklarıyla ilgilenmemiş neredeyse her sorunlarına elinden geldiğince çözüm bulmaya çalışmış özel bir insan.

  • ••

İşte böylesi bir yaşam-tıp-ahlak abidesi insanın yaşam öyküsünün kitabıdır “Yüzyıla Derin Bakış”.

Prof. Dr. Sakine Esen Eruz’un uzun zaman ayırarak büyük emek verdiği ancak 2017 yılındaki emekliliği sonrasında yoğunlaşarak ortaya koyduğu önemli bir eser. Kastamonu Tarihi çalışmalarında kesinlikle başucu olacak bu yapıt aynı zamanda Kastamonulu bir gözden Türkiye’nin yakın tarihindeki siyasi yaşamı ile tıp tarihindeki adımları izlememizi de sağlıyor.

Kitap ve dolayısıyla Dr. Şükrü Esen’in hayatı öyle güzel kurgulanmış ki, satırları okumaktan çok sanki yaşananların içinde, kendi gözlerinizle seyrediyor hatta yazar tarafından bilhassa size bire bir anlatılıyormuş gibi hissediyorsunuz.

Kitap kendi içinde kronolojik bir sıralamaya sahip olsa de geçmiş ve bugün arasında sık kurulan bağlar, buradaki akıcı anlatımla geniş bir zaman diliminin birçok noktasına aynı anda dokunmanızı sağlıyor ve bir zaman yolcusu olup çıkıyorsunuz. Şükrü Esen’in yaşamı kitapta aslında bir ajanda gibi ele alınmadığından birçok kişiye, birçok karaktere, birçok coğrafyaya ve birçok olaya dokunmaktan dolayı da renkli bir okuma bekliyor okuyucuları.

Kitap 6 ana bölüm ve ekler bölümünden oluşmakta. Birinci bölümde Opr. Dr. Şükrü Esen’in yaşam öyküsü değişik alt başlıklarla doğumdan ölümüne giden süreçteki yaşamının nirengi noktaları ile verilmekte. İkinci bölümde Dr. Şükrü Esen’in tıp dünyasına, görev yaptığı yerler ve meslektaşları ile yetiştirdiği insanlara ışık tutuyor. Üçüncü bölüm, Şükrü Esen’in soy ağacı, aile büyükleri ve dostları ile anıları üzerine bilgiler sunan yazar Sakine Eruz tarafından yapılmış röportajlardan oluşmakta. Dördüncü bölüm ise Dr. Şükrü Esen’in eşi Zekiye Hanım ile evliliği ve Demokrat Parti’den milletvekili seçilmesi ile başlayan sosyal ve siyasi yaşamı üzerine bilgiler sunmakta. Beşinci Bölüm ise Türkiye tarihindeki önemli bir kırılma noktası olan 27 Mayıs Darbesi ve Yassıada sürecini ele alırken, darbeler tarihinin ne denli sancılı, acı dolu olduğunu bize anlatıyor. Böylesi bir süreçte Esen Ailesi’nin yaşadığı derin yeis sayfaların gölgelerini oluştururken, Şükrü Esen’in haklı dik duruşu ve azmi bizi kitabın sonundaki ışığa taşıyor. Kitap son bir bölüm ve eklerle tamamlanıyor.

Kitabın son sözü sonrasında “Kitabın Öyküsü” adlı bir ara başlık daha bulunmakta. Bu başlık altında Prof. Dr. Sakine Eruz’un hem kimliğinin farkında bir birey olması; hem tarih ve yaşam karşısında sorgulayan, soruşturan ve şapkayı önüne koyarak hesaplaşabilen bir vicdanı; hem de köklere bağlılığın aslında toprağa, ahlaka, değerlere bağlılık olduğunu gösteren bilinçli ve farkındalık sahibi insan olmayı bize gösteriyor. Kitabın aşama aşama yazma safahatı ile başlayan bu bölüm yazım tekniği, kaynakların derlenmesi ve kullanılması ile aile tarihi ve kültürel miras bilinci üzerine notların olduğu bu bölümde Sakine Eruz, bir edebiyatçıdan çok bilim insanı bir öğretim görevlisi kimliğini ön plana çıkarmış. Özellikle de aile tarihi yazımının kültürel miras konusunda ne kadar önemli olduğu ortaya konduğu gibi bu çabaya girecek başkalarını da bilinçlendirirken cesaretlendiriyor da.

  • ••

Sakine Eruz Hocamız, kitabını uzun yıllara dayanan oldukça titiz bir çalışma ile tamamlamış. Birçok bilimsel kaynağın yanı sıra, yerel kaynaklar, sözlü tarih çalışmaları, olağan araştırma teknikleri yanı sıra röportaj, görüşme gibi yöntemlerle de çalışmasını oldukça renkli kılmış.

Kitabın bazı teknik detaylarına bakmak iyi olacaktır. Kitap 476 sayfadan oluşuyor. Bol görsel kullanılmış olan eser Kastamonu Özeller Matbaası’nda hayat buldu. Kitabın tasarım, dizgi, editörlük, redaksiyon işlemlerinin tamamı Kastamonu yapılmış olup, karton kapak, kapak tasarımı, tasarımdaki özgünlük ve kâğıt yapısı ile bile oldukça üst düzey bir emek olduğunu gösteriyor. Kitabın içerik konusundaki özgünlüğü tasarım ve baskı konusundaki avangard yapısıyla da birleşince bir Kastamonulu olarak gurur duymamak olmuyor. Çünkü özene bezene büyük yayınevlerinden aldığımız kitapların aynısı hatta bir gömlek üstünün bile Kastamonu’da ortaya konuyor olması öylesine geçiştirilecek bir şey olmasa gerek.

Kitaba Özeller Matbaacılık, www.sahafium.com gibi adreslerden ulaşmak mümkün. Kitabın ticari bir amacı olmasa da elde edilecek gelirin öğrencilere burs olarak dağıtılacak olması ayrı bir kıvanç noktasını oluşturuyor. Ha keza kitabın şimdiden birçok üniversite ve enstitü kütüphanesinde yerini almış olması da bu ticari kaygılardan uzaklığı gösteriyor.

Kitap üzerine bir son söz olarak, kesinlikle tarihçi titizliği, edebiyatçı estetiği, dilbilimci hassasiyeti, yerel tarihçi heyecanı, eğitimci didaktikliği ile çok katmanlı bir eser olarak ortaya konmuştur “Yüzyıla Derin Bakış”. Uzunca bir dönemi ele almasından kaynaklı gülümsettiği kadar bazen içlerimizi de acıtacak bir yapıda kitabın satırları. Aynı zamanda Şükrü Esen’in kızı olmasıyla Sakine Esen Eruz, her ne kadar objektif bir bakış açısıyla sunsa da birçok bilgiyi; “bir kız evladın” gözünden şefkatli bir babayı, cefakâr bir babayı, fedakâr bir babayı da gösteriyor olmakla da buruk gülümsemelere yol açıyor. Bir de kitabın birçok bölümünde Şükrü Esen’in yaşamında en az onun kadar dik duruşuyla verdiği sonsuz desteğin sahibi Zekiye Esen’i ilk başta bir kadın sonra bir eş ve bir anne olarak da görmek, kadının bir birey olarak toplumdaki önemi ve daha sonrasında aile kurumunun önemini, yüksek ahlak isteyen bir meziyet olduğunu ortaya koyması açısından göğüsleri kabartan bir gururun paylaşımcısı olacaktır.

Değerli Hocamız Prof. Dr. Sakine Eruz’un titiz kişiliği ve çalışmasıyla ortaya çıkardığı bu kitap tek kelime ile paha biçilmez bir eser olmuş. Emeklerinize sağlık derken, herkese Şükrü Esen gibi değerli bir “abide insanı” tanıtmış ve sunmuş olmanızdan dolayı da müteşekkiriz.

Kaleminiz mürekkepsiz kalmasın Hocam.

MURAT KARASALİHOĞLU