Zihniyet ve ekosistem!

Her yazımızla biraz daha büyüyen…
Kastamonu’nun “kahreden sessizliği…”
Nihayet bizim sesimizi de “boğdu.”

•••

Memleketimizin…
Can acıtan…
Yürek yakan sorunlarını…
Bu toprakların bir evlâdı olmanın sorumluluğuyla…
Samimiyetle…
“Sanal” bir motivasyonla…
Bir buçuk yıl boyunca yazmaya çalıştık…
Bilgimizi, birikimimizi, deneyimimizi hiçbir karşılık beklemeden ortaya koyabilmek için canla başla didindik…
Moralsiz kaldığımız anlarda bile “pes” etmemek için gayret sarf ettik…
Ama maalesef.
“Sorumluluk taşıyan”lar da… İlgi gösterdiğini sandığımız okurlarımızın büyük çoğunluğu da mevcut konforlarından feragat edemiyor…
Can sıkıntısına iyi gelen “gün renklendirme”nin ötesinde bir işlevimiz olamıyor.

•••

Kayda değer bir katkı sağlayamamış olmaktan üzgünüz…
Ancak daha da önemlisi “kırgınız…”
Pek çok yazımızın yanı sıra…
“Korona sonrası, dijitalleşme ve Kastamonu…” başlıklı yazımıza da reva görülen “sessizlik”, umutlarımızı iyice kıran en son gelişme oldu.
Zaten…
“Öğrenilmiş çaresizlik…” başlıklı son yazımız da hâl-i pürmelâlimizin teşhisi anlamını taşıyordu…
Bundan ötesi “fincancı katırları”nın kıpırdanışını gerektiriyor…
Meramımızı anlatmak üzere…
“Orta alanda” daha fazla “top çevirme”nin…
Sık sık tekrara düşmenin bi anlamı yok!
Bu işler gelişkin bir zihniyet ve ekosistem işi.

Defalarca yazdık:
“Başarabiliriz ama değişirsek!”

Defalarca tekrarladık:
“İhtiyacımız olan şey; net bilgi, etkin koordinasyon, odaklanma ve temas halinde olma!”

Einstein’ın sözünü defalarca vurguladık:
“Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar bekleyemeyiz.”

Belki de…
“Çabalama kaptan ben gidemem” diyerek “inleyen” bir anlayıştan daha fazlasını ummamalıydık…

•••

Diyojen misali, elimize güpegündüz fener alıp dolaşmanın da…
Kimselere, “gölge etmeyin…” demenin de bi faydası yok.
Tüm paydaşlar aynı duyarlılığa sahip olmayınca “patinaj” kaçınılmaz oluyor!
Sorunlarımızın çözümü için “sakatatçı dükkânları”nda “beyin” aramanın yanı sıra yapabileceğimiz çok önemli işler olduğunu bir türlü kabullenemiyoruz.
Ne yapsak, ego yarıştırmaktan kendimizi alıkoyamıyoruz.

•••

Söylemek istediklerimize ilişkin iki sıcak gelişmeyi paylaşalım:
Kendiriyle, Kenevir Araştırma Enstitüsü’yle, diğer faaliyetleriyle, peş peşe imrendiğimiz işlere imza atan Samsun’u ve 19 Mayıs Üniversitesi’ni biliyoruz…
“Korona sonrası, dijitalleşme ve Kastamonu…” başlıklı yazımızdan üç hafta sonra bir adım da o konuda attılar…

Üyelerine gönderdikleri yazıdan bir bölümü aktaralım:

“Samsun TSO adına, Ticaret Bakanlığı onaylı, B2B alanında uzmanlaşmış bir e-ticaret platformu altında samsunexporters.com adıyla bir e-ihracat alt platformu oluşturulacaktır.

Bu platforma bağlı olarak ihracatçı KOBİ’lerin;

  • ürünlerini tanıtabilecekleri,
  • dijital tanıtım kataloglarını oluşturabilecekleri,
  • e-ihracat yapmalarını kolaylaştırabilecekleri,
  • 7 farklı dil seçeneğiyle,

hedef pazar bulma konusunda erişim sağlayabilecekleri ortak bir ağa katılımlarını mümkün kılan firma bazlı sayfalar ücretsiz olarak açılacaktır.
Böylece dijital bir iş ağı oluşturulacaktır.”

Buna bir de aşağıdaki linkten ulaşabileceğiniz 27 Mayıs 2020 tarihli Resmi Gazete’deki Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ni ekleyelim… (*)
Bu iki sıcak gelişmenin ışığında…
Gazetemizin dijital arşivinden söz konusu yazımıza bi göz atarsanız ne demek istediğimizi kolayca anlayacaksınız.

•••

Ele aldığımız…
Kafa yorduğumuz…
Yazıp çizdiğimiz tüm konuların temel bir çıkış noktası vardı:
Kastamonu, Sinop’tan sonra ülkemizin en yaşlı nüfusa sahip olan 2. ili.
Bu…
Göç demek…
Bu…
Bu topraklarda aş da, iş de üretemiyoruz demek…
Bu…
“Çocuklarımıza mutlu, müreffeh bir Kastamonu sunmaktan aciziz” demek…
Yüreğimizi yakan bu gerçek aklımızdan hiç çıkmasın…
“Pirus zaferleri”yle yetinerek varabileceğimiz bir yer yok!

•••

Dünya büyük bir değişim yaşıyor…
Teknolojik değişim ve gelişim baş döndürüyor…
Ezberlerimiz hızla bozuluyor…
Sanmayın ki, koronavirüs nedeniyle gelinen noktanın gerisine düşülecek…
Tam tersine!
O yüzden…
Anakronik tavırların…
Yani tarihsel olarak zamanı şaşırmanın…
Geçmişe takılıp kalmanın maliyeti yüksek.
Hadi bizler “kayıp kuşağız…”
Ya çocuklarımız?

•••

Fazla söze gerek yok.
Büyük bir üzüntü yaşıyoruz…
Az sayıda da olsa…
Benzer kaygıları bizimle paylaşan okurlarımıza en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz…
Ortak sesimizin bi gün daha da “gür” çıkabilmesi umuduyla…

Mehmet Yücel

(*) https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/05/20200527-15.pdf