Zor dostum zor

Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Pandemi” kapsamına alınan yeni tip koronavirüsün yayılmasını önlemek amacıyla alınan tedbirler sonucunda vaka artışlarının azalması ile kontrollü normalleşme sürecine girilmiş ve bu kapsamda getirilen kısıtlamaların birçoğu kaldırılmıştı.

Kısıtlamaların kaldırılması ile konaklama tesislerine “Güvenli Turizm Sertifikası” alma zorunluluğu getirildi.

Zaten konaklama tesislerinin olmazsa olması olan hijyen kurallarına daha da etkili olabilecek tedbirler eklendi.

Türkiye’de turizmden en çok payı alan Akdeniz bölgesi iken diğer bölgeler turizm getirisi bakımından biraz daha lokomotifin vagonları gibi.

Biz ise, seyahat acentalarının Karadeniz bölgesini Doğu ve Batı Karadeniz olarak ikiye ayırmaları ve Batı Karadeniz seyahatlerinde Kastamonu ilini gezi programlarına almamaları dolayısı ile ilave vagon takılan lokomotifin en son vagonu gibiyiz.

Konaklama tesislerinde uygulanacak olan tedbirler iyi, güzel ancak alınan tedbirlerin bölgelere göre yapılmaması ve konaklama tesislerinin sınıflandırılmaması, ayrım yapılmaması küçük tesislere çok büyük artı yük getirmiştir.

Beş yıldızlı bir otel için uygulanan tüm kurallar küçük bir butik otel içinde geçerli. Bunu hijyen uygulaması bakımından söylemiyorum.

Hijyen için harcanan ilave ücretler, anlaşma yapılması zorunlu olan hekim ücretleri ve bunlara ilave olarak İl Sağlık Müdürlükleri tarafından en azından haftada bir denetlenen tesislerin anlaşmalı bir şirket tarafından da ayrıca denetlenmesi gerektiği ve bunun karşılığında her ay ödenecek yüklüce bir meblağ.

En basiti her yerde her masada el antiseptiği bulundurmak zorundalar hepsi ayrı ayrı birer maliyet, peki olması gerekiyor mu? Tabii ki gerekiyorsa yapılmalı, bulundurulmalı.

Zaten konaklamaların oldukça yüksek bir kısmını oluşturan pazarlamacıların çoğu firmaların homeoffice yani ev ofisi olarak hizmet vermelerinden dolayı artık gelemiyorlar.

İlave tedbirler, ilave paraları gerektiriyor; zaten oldukça zorlanan turizm tesisleri günü kurtarmakta dahi zorlanıyorlar, hatta kurtaramıyorlar.

Tedbirlere uymak zorundayız bunun başka alternatifi yok ancak küçük konaklama tesislerine uygulanan bazı yaptırımları da yeniden gözden geçirmek gerekiyor.

Örneğin, şirketler tarafından denetlenmesi kaldırılabilir zaten İl Sağlık Müdürlüğü tarafından denetleniyorlar hemde bazen haftada iki kere acaba bu müdürlüklere güvenilmiyor onun için mi bir şirket denetlemesi ve onlara da her ay maaş gibi bir ücret verilmesi gerekiyor.

Bu durumda bu yükü kaldırabilecek tesis sayısı çok az, çoğu kapatacak ya da istihdam da azalmaya gidecek başka çaresi yok.

İhtiyaca yönelik olarak alınan kredilerin ertelenmesi ve ilave krediler verilmesi belki kısa dönem için bir rahatlık oluşturdu gibi, ancak geri ödemelerin başlaması ile birçok işyeri büyük sıkıntılara girecek gibi gözüküyor.Umarım yanılıyorumdur.

Kısacası bu dönemde uyulması gereken kurallara uyarak bu virüsü atlatmamız lazım ve yeni normale değil eski normale dönmemiz gerekiyor.

Maske, sosyal mesafe ve hijyen kuralına uymak zorundayız, uymamakta hâlâ ısrarcı olanlar var.Bu virüs yüzünden çok vatandaşımızı kaybettik; bundan sonra daha fazla insanın ölümüne sebep olmamak adına kurallara uyalım ve yeni normale değil eski normalimize biran önce dönelim .

Netice, en azından belirli yörelerdeki belirli işletmeler sadece İl Sağlık Müdürlüğünce denetlenmeye devam etsin özel şirketlerce denetlenmesin, zaten yükü artan buna karşılık müşterisi azalan tesisler için bir nebze olsun gider kalemlerinde azalma olabilir.

Zor dostum zor, başkası ağlarken gülmek. Özellikle içinde biraz insan sevgisi olana.

 

Bülend Çadırcıoğlu