Zor Günler…

“Akıl ile direnme azim, akılsız direnme inat”

Sızlanıp inat ederek kaçınılmaz olanı değiştiremeyiz, genelde kurallara uymuyoruz bunun tam karşılığı inatlaşmak mıonu da çözmek zor.

Son aylarda yaşanan ve tüm dünyayı saran virüs nedeniyle belirli kurallar, kural koyucular tarafından tek tek açıklanıyor.

Bu kurallara uyma eğilimi ise orada yaşayanlar ile ilgili çok şey anlatabilir. Kurallara uyuluyorsa oradaki kurumlar güven sağlamışlar demektir.

Kurallara uymamak ise en başta düzensizliği ortaya çıkarır.

Son çıkarılan ve uyulması istenilen kurallardan biri de 65 yaş ve üstü vatandaşlarımızın, kronik hastalığı olanların sokağa çıkmamaları konusunda geldi.

İşte burada, görünen köy kılavuz istemez misali birçok kişi bu kurala uyarken bir kesim ise durumu henüz tam kavramamış olacak ki hala dışarıda.

Elektrik, su vb. fatura borçları nedeniyle kesintiler yapılmayacak denildi, 70 yaşındaki beyefendi su parası yatırmak için belediye tahsilat servisinde.

Ehliyet ve nufüs cüzdanı değiştirmek isteyenler artık kalabalık olmaz düşüncesi ile ilgili kurumlarda.

Fırsat bu fırsat diyerek ev alıp tapu dairelerinde soluğu alanlar var.

“Park ve bahçelere çıkmayın” denildi yine söz tutmadık; parklardaki bankları sökmek zorunda kaldılar ve unutmuş olacaklar ki bu söküm işlerini yapanlarda insan.

Banklar söküldü duvar kenarlarına dizilmeye başladık.

Bankalar,“paralarınızı evinize kadar getireceğiz, siz sokağa çıkmayın” dediler, güvensizlikten midir nedir, insanlar kendi paralarını kendileri çekip cebine koymak istiyor.

Belediyeler vemuhtarlar vatandaşlara ihtiyaçları halinde yardım edeceğiz mesajları yayınlıyorlar sosyal medyada ama bazı kesim kendi işimi kendim görürüm sevdasında.

Virüs tespit edilenler karantinaya alınıyor, karantinadan kaçıp sonradan yakalananları izliyoruz ekranlardan. Kaçıp ne olacak arkadaş ona buna korona bulaştıracaksın, aynı zamanda kaçtığında tedavide olamayacaksın.

Kamu kurum ve kuruluşları aslında ertelenen borçları yatırmaya gelenleri almayacaklar bunun için de köklü bir korunma yöntemi sokağa çıkma yasağı getirilebilir şayet başka çare bırakmazsak.

Belirli bir yaşın üzerinde özellikle kimsesi olmayanlar bunları duyamıyor ve internette kullanmadığından olup biteni kavrayamıyor; özellikle muhtarların ve ilgili kurumların bunları tek tek kapı kapı dolaşıp karşılıklı anlatması gerekir inanın o zaman bizim insanımız kurallara uyacaktır.

Borçlar erteleniyor, kesintiler yapılmayacak ise;

Belediyelerin tahsilat, emlak vb. servisleri neden hâlâ çalışıyor?

Noterler bile işi nöbete döktükleri halde Tapu çalışanları  neden iş başındalar?

Nüfus Müdürlükleri zorunlu izinler dışında neden halen tam kadro?

Bu gibi yerler açık olursa işi olan da gider ve işini yaptırmaya çalışır.

Virüste en büyük riski taşıyanlar sağlık çalışanları, onlar da evlerine gittiklerinde gidebildiklerinde bu virüsü bulaştırırmıyım korkusu yaşıyorlar.

Hal böyle olunca, ortamı steril tutmak insanların kaygısını azaltmak sokağa çıktığında, işe gidip geri döndüğünde çoluğunu çocuğunu aynı evde kalmak durumunda oldukları büyüklerini yani ailesini riske atmadan bulaşıcılığı en aza indirmenin tek yolu bazı kamu kurum ve kuruluşlarının belirli bir süre için kapatılması gerekiyor.

65 yaş ve üstü ile kronik rahatsızlıkları olanlar çıkmasın…İyi, güzel; çıkmasınlar da iş dönüşlerinde aynı ev ortamına girmek zorunda kalanlar evde ki yasak getirilen vatandaşlar için bir risk oluşturmuyor mu?

Dünyayı esir alan ne olduğu, nerden geldiği, nasıl geldiği konusunda bile kafamızın karışık olduğu şu günlerde tek çare kurallara harfiyen uymak.

Dostlarımızı görmeye alışmış bir milletiz, onlarla bir çay içimi sohbeti özleyebiliriz ancak bunları tekrar yapabilmek tekrar dostlarla arkadaşlarla birlikte olabilmek bizlerin elinde.

Yaşlılığın birgün hepimizin başına geleceğine bir türlü inanamayız.

Sağlıcakla kalın.

  

Bülend Çadırcıoğlu