2021 YUNUS EMRE YILI’NDA ŞAHESER BİR YUNUS ŞİİRİ

Birleşmiş Milletler Uluslararası Eğitim Bilim ve Kültür Kuruluşu/UNESCO her yıl dünyada anılacak, doğum yıl dönümleri kutlanacak sanatçıları, bilim ve devlet insanlarını belirliyor. Bu belirlemede; kişilerin yaptıkları iş ve eserlerinde dünya barışına, insanlığın refahına yaptığı hizmetler dikkate alınıyor.

2021’de Türkiye’den Yunus Emre’nin ölümünün 700. yılı, Hacı Bektaş Velî’nin ölümünün 750. yılı, Ahî Evrân’ın da doğumunun  850. yıl dönümü dolayısıyla “UNESCO Anma ve Kutlama Yıl Dönümleri Programı”na alındığını duyurmuştuk. Büyük Türk tasavvuf şairi Yunus Emre’yi (1241-1321), UNESCO 1971 yılında ölümünün 650., 1991 yılında da doğumunun 750. yıl dönümü dolayısıyla aynı programa almıştı. Söz konusu programa alınan kişilerle ilgili çalışmalar “Yılı” başlığı altında sunuluyor. Sadece Türkiye’nin değil Türk-İslam coğrafyasının bu üç değerli şahsiyetiyle ilgili yazılarımızdan ilkini Yunus Emre’ye tahsis ettik.

Yunus Emre’nin hayatı, eserleri, duygu ve düşünce dünyası ilkokuldan başlayarak bütün öğretim kademelerinde öğrencilere öğretiliyor. Yazılı ve görsel medyada çok sayıda belgesel ve uzun metrajlı film yayımlandı, yayımlanacak. Bu nedenle, biz Yunus’la ilgili kitabî bilgiler üzerinde durmayacak, onun sanatının yüceliğini gözler önüne sermek için bir pencere aralayacağız.

Kültür ve Turizm Bakanlığında folklorla ilgili yöneticilik yaparken tasavvuf şairleri ve âşıklarla ilgili araştırmalar, hizmetler bizim birimimizdeydi, omuzlarımızdaydı. Eskişehir’deki anma törenleri başta olmak üzere birçok toplantıya, sempozyuma katılıp konuşmalar yaptık, bildiriler sunduk. Bu çalışmalarımız sırasında Yunus Emre’nin iki zirve, şaheser şiirine dikkat kesildik. Şiirlerden “söz, konuşmayla ilgili” olanı araştırmacıların dikkatinden kaçmamıştı. Diğeri ise bizim hazineyi keşfetmemizi sağladı. Bu şiiri Kültür Bakanlığı “1992 Hoşgörü Yılı”nda  ve 1995 UNESCO Dünya Hoşgörü Yılı’nda da sık sık gündeme getirdik. Şimdi Yunus Emre araştırmacılarının nerdeyse tamamının gündeminde. Kastamonulu hemşehrilerimize şiiri açıklamasıyla birlikte sunmayı zevkli bir görev biliyoruz. Şiir, Yunus EmreDivanı yayınlarının birçoğunda yer almaktadır:

Her kim bana ağyâr ise, HakkTanrı yâr olsun ona/ana

                Her kancaru varır ise, bağ ü bahar olsun ona

[Beni sevmeyenin, bana düşman olanın Allah sevgili dostu olsun. Nereye giderse orası güzel bir bahçe, mevsim ise bahar olsun.]

Bana ağu sunan kişi, şehd ü şeker olsun aşı

                Gelsin kolay cümle işi, eli erer olsun ona

[Bana zehir sunup öldürmek isteyenin yemeği bal ve şeker olsun. Bütün işleri kolay olsun, her amacına ulaşsın.]

Önümce kuyu kazanı, Hakk tahtına ağdırsın onu

                Ardımca taşlar atana, güller nisâr olsun ona

[Kötülüğümü isteyip kuyumu kazanı Allah katına yükseltsin. Ardımdan taşlar atan, beni kötüleyen kişinin yollarına güller saçılsın.]

Acı dirliğim isteyen, tatlı dirilsin dünyada

                Kim ölümüm ister ise, bin yıl ömür versin ona

[Acı, sıkıntı içimde yaşamamı isteyen, bu dünyada rahat ve sevinçle yaşasın. Kim ölümümü isterse Allah ona bin yıl ömür versin.]

Her kim diler ben hâr olam, düşman elinde zâr olam

                Dostları şad ü düşmanı, dost u ağyâr olsun ona

[Benim zavallı, perişan olmamı, düşman elinde ağlayıp inlememi isteyenin düşmanları hep dost olsun, neşeli mutlu yaşasın.]

Miskin Yunus, dünyada güldüğünü istemeyen

                Ağladığım isteyene, gözüm pınar olsun ona

[Dünyada güldüğümü değil hep ağlamamı isteyene Miskin Yunus’un gözleri pınar olup gözyaşı döksün.]

Görüldüğü gibi Yunus Emre, “Yaradılmışı severiz, Yaradan’dan ötürü” mısrasında da belirttiği gibi iyi kötü, dost düşman ayrımı yapmadan bütün insanlara sevgi ve saygıyla yaklaşmaktadır. Allah’ın yarattığı kulları severseniz, Allah’ı da sevmiş, saymış olursunuz.

Yunus Emre Yılı’nda, bir önceki paragrafta belirttiğimiz düşünceyi ve  “Sevelim, sevilelim/Dünya kimseye kalmaz”mısralarını sık sık duyacağız. Dileğimiz, bu düşünceleri dile getiren politikacıların, bilim ve sanat insanlarının davranış, konuşmalarında da samimi olmalarıdır. Yoksa, Yunus Emre bir süreliğine yakaya takılan, sonra da çöpe atılan güle dönüşür. Ne mutlu Yunus Emre’yi doğru anlayıp davranışlarıyla daanlatabilenlere…

 

NAİL TAN