ABDÜLHALİM GALİP PAŞA’NIN KASTAMONU AĞZI MACERASI ÜZERİNE II

Bir önceki yazımızda Divan Edebiyatımızda Türk Galip Paşa olarak bilinen, Kastamonu ağzıyla yazılmış 86 kadar şiiri elimizde bulunan, hayatı belirsizliklerle dolu, ancak 1876 ölüm tarihi ve mezarlığı belli Abdülhalim Galip Paşa’nın hayatı ve tek eseri Mutâyebât-ı Türkiyye (Türkiye’den Eğlencelikler) hakkında ön bilgileri vermiş, ayrıntısını bu yazımıza bıraktığımızı açıklamıştık.

Mutâyebât-ı Türkiyye, bir sözlük ve divan şiiri mecmuasıdır. Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi, Kastamonu’nun damadı Prof.Dr.Mustafa S. Kaçalin’in ABD’de yayımlanan bir makalesinden öğrendiğimize göre (Abdülhalim Galip Paşa’nın Mutâyebât-ı Türkiyye’si; Journal of Turkish Studies/Türklük Bilgisi Araştırmaları, S 24/I, 2000, Agâh Sırrı Levend Hatıra Sayısı, s. 137-185), 55 sayfalık bir taş basma (tarihsiz, muhtemelen 1867-1876 arası) eserde bir mukaddimeden sonra 1 kaside, 1 kıta, 1 tahmis,1 şarkı ve 81 gazel ile sayfa kenarlarındaki çıkmalarda yazarı tarafından anlamı açıklanmış 898 kelime bulunmaktadır. İbnülemin Mahmut Kemal İnal, Son Asır Türk Şairleri kitabında (İstanbul 1932, s.449-451), eserde bulunmayan bir gazelin daha metnini vermiştir.

Prof.Dr. Mustafa S. Kaçalin, eserle ilgili özgün/orijinal bilgilerin bir özetini yapmıştır (s.141). Uzunca bu bilgiden, biz sadece bazı örnekler vermekle yetineceğiz (Standart Türkçeyle, aslı Kastamonu ağzıyladır):

                Atasözleri:Aşa lezzet veren oranınca tuzdur. Boş torbaya at gelmez. Göze yasak olmaz. Öfke ile kalkan zararla oturur.

Deyimler: At eşek erememek: Çok koşup kaçmak. Duman attırmak: Üstünlüğü ile başkalarını çok geride bırakmak. Göğüs germek: Tahammül etmek, dayanmak, katlanmak. Osuruğuna taş erişememek: Çok koşup kaçmak. Top atmak: Müflis olmak, iflas etmek.

Benzetmeler: Bodur büğrü, budak gibi benler, dolma kabağı gibi kol, eşek gibi çakmak (tepmek), fil denli kocaman gövdeli, güneş yüzlü, kavak boylu, keşten ak, kömür gözler, kuzgunî siyah ben.

Az rastlanan, kullanılan bazı kelimeler: Acı göl, ağca katık, ak cinni, belfüdar, cenibet, çengel sakızı, çopur, çühte, deniz piresi, enber, felfelek, gırnık, gırtuç, helme, hursat, hül, hürengü, hürenk, hütne, kızıl cinni, oturak, teyfe, tükmük, yemekçi, yıllık.

Yiyecek, içecek adları: Amberiye, ayran, domalan, dombay, fasulye piyazı, hindi, ıstakoz, kabuklu pilav, kara manca, kaz, keklik eti, kenger, palaz, pekmezli helva, nazlı aş, oğurha aşı, yengeç.

Yer adları: Akyazı, Arabistan, Baf, Başkale, İstanbul, Kamışlı Geçidi, Kastamonu, Kıbrıs, Kırşehir, Mucur, Niğde, Van. Kastamonu’yla ilgili şehrin adından başka yer adının bulunmaması, şairin Kastamonu’ya gelmediği;, meddahlardan, Karagözcülerden, orta oyuncularından Kastamonu ağzını işitip benimsediği düşüncesini güçlendirmektedir.

                Kişi adları: Anuş, Dümbüldekoğlu, Himmet, Hüseyin, Kebeş, Kezban, Mehmet, Memiş, Şallav Kızoğlu, Vanlı Ayvaz ,Veli.

                Öğütler: Düşü şeyhe yordurt. Gençlikte kan etme.

                Deneyimler: Ayranla bal yutan kişiden hastalık kaçar. Kırmızı biber çok yellendirir. Yumurta yiyen sıtmaya tutulur.

                Gelenek görenekler: Gelen konuğa kurban kesilir. Güveyi, gerdeğe yumruklanarak konur.

Sayfa kenarına çıkma yapılıp anlamı açıklanan bazı kelimeleri de sözlük kısmından alalım: Çalab: Cenab-ı Hak’tır. Bicük: Bir keredir. Göçdi: Vefat etti demektir. Tapşıngu: El çırpıyor. Gımırayyo: Hareket ediyor demektir. Gabuklıpilav: Midyedir. Doguzlan: Kuvvetlen demektir. Dinelürken: Ayakta dururken. Yanşak: Gevezeliktir. Çimelim: Yıkanalım demektir. Salgun: Vergi demektir.

Prof.Dr. Mustafa S. Kaçalin’e Kastamonu’ya hizmetleri dolayısıyla teşekkürler…