Baltacı‘dan 14’lü atış

CHP PM üyesi Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı, Covid-19 rakamları, Türk Tabipleri Birliği, doktor açığı, yoksulluk, işsizlik, esnafın sorunları, teşvik sistemi, orman yangınları, tartışmalı Daday yolu, Şeker Fabrikası, eğitimde yaşanan sorunlar başta olmak üzere 14 ana başlıkta topladığı, eleştiri içerensert değerlendirmelerde bulundu.

 Sorunların başlangıcında getirdikleri önerilere karşı çıkıldığını ancak haklılıklarının bir bir ortaya çıktığını belirten Baltacı, iktidar temsilcileri için “Kastamonu’dan her istediğini alanlar bakıyorsunuz memleketin ölüsünde yoklar, dirisinde yoklar” ifadesini kullandı; esnafa ait tüm borçların yıl sonuna kadar ötelenmesi gerektiğini belirten yeni bir öneride bulundu.

CHP Parti Meclisi Üyesi ve Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı, TV366’da Kastamonu ve ülke gündemine dair değerlendirmelerde bulundu.

Gazeteciler İrfan Salcı, Erkan Yılmaz ve Erhan Veren’in sorularını yanıtlayan Hasan Baltacı, sağlık ve eğitim başta olmak üzere Kastamonu’da yoksulluk ile işsizlik, esnafın sorunları, orman yangınları ve tartışmalı Daday yolu ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Baltacı, yaklaşık iki saat süren programda şu değerlendirme ve eleştirilerde bulundu:

“RAKAMLAR GİZLENDİ”

“Covid-19, resmi kayıtlara göre Türkiye’de ilk kez 11 Mart 2020, Kastamonu ilinde ise ilk kez 19 Mart 2020 tarihinde görüldü. Türkiye’de ilk ölüm 17 Mart 2020, Kastamonu ilinde ise ilk ölüm 11 Nisan 2020 tarihinde gerçekleşti. O günden bu yana Kastamonu’da kaç pozitif vaka görüldü ve kaç kişi Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti? Ne yazık ki net olarak bilmiyoruz.

Sürecin başından bu yana salgınla mücadelede atılacak en önemli adımın şeffaflık olduğuna dikkat çektik. Salgının başından sonuna süreci takip ettiğimizde bizim en büyük eksikliğimizin bilgi eksikliği olduğunu görüyoruz.

Salgının korkutucu boyutlara ulaştığını geçtiğimiz hafta sizler gazetelerimizde, TV366 kanalımızda rakam vererek kamuoyu ile paylaştınız.  11-12-13 Eylül günlerinde sadece Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 630 vatandaşımızın testinin pozitif çıktığı, 8 vatandaşımızın ise Covid-19 nedeniyle hayatını kaybettiğini biliyoruz. Bu tarihlerde Kastamonu ilimizde 3 günde 630 vaka var, ama Sağlık Bakanlığı bölgemizdeki 10 ilimizde 3 günlük toplam vaka sayısının 305 olduğunu söylüyor.

Bizim en başından bu yana sorunumuz şeffaflığın olmayışıdır. Ülkenin sağlık sistemini özel hastaneleri olan bir bakana teslim eden iktidarın yapabileceği tek şey vardı o da rakamları gizlemek. Bu tablo bize rakamların gizlendiğini gösteriyor. Eğer vatandaş gerçek rakamları bilseydi yapılan denetimlerde daha az sorunla karşılaşılırdı. Rakamları şeffaf şekilde açıklamak halka güven verirdi, en azından kendi tedbirlerini alma konusunda uyarıcı olurdu. Ama biz ne yapıyoruz? Halkı suçluyoruz. Evet halkın sorumluluğu var, ama aslı sorumluluk iktidarda. Vatandaş hastaneye test yaptırmaya gidiyor, ama test sonucu pozitif mi negatif mi belli olmadan halk otobüsüyle eve gönderiliyor. İktidar kendi sorumluluklarını yerine getirmezken, vatandaştan kendi sorumluluğunu yerine getirmesini bekliyor.”

 “1 MİLYON ÇOCUK TARİKAT YURTLARINDA, AMA TBB KAPATILSIN DİYORLAR”

“Türk Tabipleri Birliği ile açıklamaları üzülerek takip ediyorum. Siyaset üretemeyen, çözüm üretemeyenler, salgın rakamlarının şeffaf bir şekilde açıklanmasını talep eden, ta başından bu yana alınması gereken tedbirler konusunda kamuyu devleti uyaran Türk Tabipleri Birliği’ni hedefe koyuyorlar. Sayın Bahçeli bir açıklama yaptı ve ‘Türk Tabipleri Birliği kapatılsın’ dedi, hekimleri hedef gösterdi. Hemen ardından Ankara’da hekimler saldırıya uğradı. Bu ülkenin hiç bir sorunu yok, tek sorun Türk Tabipleri Birliği mi? Bu ülkede 1 milyon çocuk tarikat yurtlarında, cemaat yurtlarında. Bu yurtlardan her gün taciz tecavüz haberi geliyor. Üfürükçüsü, şeyhi ekranları doldurmuş akla hayale gelmeyecek cümleler kuruyorlar ama hedefte Türk Tabipleri Birliği var.”

“METİN ÇELİK 2018’DEN BU YANA 501 DOKTOR MÜJDESİ VERMİŞ”

“Kastamonu’nun en büyük sorunlarından biri de hekim açığı. Bunu hastaneye gittiğinizde görebiliyorsunuz. Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde göğüs cerrahı yok. Hekim açığını Sayın Metin Çelik’in açıklamalarından da görebilirsiniz. Ben ne zaman ‘doktor yok’ desem, Sayın Metin Çelik doktor müjdesi veriyor, kadro müjdesi veriyor. Merak ettim kaç kez doktor müjdesi vermiş, baktım. Sayın Çelik 2018 yılında 5 ayrı açıklama yapmış ve 166, 2019 yılında 6 açıklama yapmış ve 183, bu sene ise 4 kez açıklama yapmış ve 152 doktor müjdesi vermiş. 3 yılda 501 doktor müjdesi vermiş. Nerede bu doktorlar? Kastamonu’da aylardır göğüs cerrahı yok, gerisini siz düşünün. Daha öncede açıkladım, Sağlık Bakanlığı verilerine göre Kastamonu’dan her ay ortalama 2 bin 11, günde ise ortalama 67 hasta il dışına sevk ediliyor. Yoğun bakım yetersizliği nedeniyle; her ay ortalama 47 hasta, günde ortalama ise 1 ya da 2 hasta il dışına gönderiliyor. Kastamonu il genelinde Sağlık Bakanlığı’nın kendi belirlediği personel dağıtım cetveline göre görev yapması gereken uzman tabip sayısı 260 olmasına rağmen kâğıt üzerinde sadece 156 uzman tabibimiz var. İzin, rapor ve diğer sebeplerden kaynaklı bu sayı 110’a kadar düşüyor. Bakanlık verilerine göre sağlık personeli açığımız ise 400’ün üzerinde. Uzman hekim sayısı bakımından Kastamonu 81 il arasında 68’inci sırada. Kastamonulular tedavi olabilmek için Karabük’e, Ankara’ya tabiri caizse taşınıyor”

“ÖNERİ VE ELEŞTİRİLERİMİZDE HAKLI OLDUĞUMUZ GÖRÜLDÜ”

“Salgın döneminde ilk vaka görüldükten sonra birçok kez neler yapmamız gerektiğini Kastamonu kamuoyu ile paylaştık. Bu hastalığın aşısı, tedavisi bulunana kadar sağlık sistemini ayakta tutmamız gerektiğini söyledik.

24 Mart 2020 tarihinde Kastamonu kamuoyuyla paylaştığımız bir önerimiz vardı. O gün ‘aklın yolu bir’ ‘ortak akılla hareket edelim’ demiş, 4 büyük ilçemizdeki devlet hastanelerinin pandemi hastanesi olarak hizmet verebilecek imkânlara kavuşturulması gerektiğini söylemiştik. Su akıyor, göz bakıyor. Bu önerimizin üzerinden 6.5 ay geçtikten sonra, 11 Eylül 2020 tarihinde Tosya, Taşköprü ve İnebolu devlet hastanelerinin pandemi hastanesine dönüştürüldüğü açıklandı. Kısa zamanda, hızla yayılabilen böylesi ciddi bir salgında 6.5 ay çok uzun bir süre. Ama dediğimiz noktaya geç de olsa gelindi.

Öneri ve eleştirilerimizin haklı olduğunu gösteren birçok konu var. Mesela havalimanı yapıldığında ve ‘Bu havalimanı İl Özel İdare kaynakları harcanmadan, bakanlık tarafından yapılsaydı ne güzel olurdu’ dediğimizde çok şiddetli karşılık veren iktidar bugün kendisi ‘Keşke İl Özel İdaresi kaynaklarıyla havalimanı, kayak tesisi yapmasaydık’ diyor. Eleştiriye eleştiriyle karşılık veren iktidar eleştirinin haklı olduğunu, çözüm kendini dayatınca bu çözüme doğru gidiyor. Biz sağlık sisteminde oluşabilecek yoğunluk için hazırlık yapmış olsaydık bugün bu durumda olmazdık. Ben kendi duyduğuma inanırım. Telefonum hiç susmuyor. Sevk için, yoğun bakım için günde en az birkaç hasta arıyor.”

“1 YILDA YARDIM ALAN KİŞİ SAYISI 78 BİN 238”

“TÜİK Başkanlığı, 2019 Yılı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması Bölgesel Sonuçlarına göre TR82 Bölgesi yani Kastamonu, Çankırı ve Sinop, 26 bölge arasında %15 ile en yoksul bölge oldu. 2018 yılına kıyasla yoksul sayısı ise 91 binden 113 bine yükselmiş. Bakın; Kastamonu’da bir yılda  ‘Düzenli Merkezi Yardım’ verilen hane sayısı 14 bin 213, kişi sayısı ise 41 bin 472. Vakıf Aracılığıyla Yardım edilen hane sayısı 11 bin 933, kişi sayısı ise 36 bin 766. Yani Kastamonu’da 1 yılda yardım alan hane sayısı 26 bin 146, kişi sayısı 78 bin 238. Bunlar resmi rakamlar”

“ELEKTRİK VE DOĞALGAZI KESİLENLER”

“Bu memlekette; 2019 yılında 12 bin 681, 2020 yılının Ocak-Şubat-Mart döneminde ise 2 bin 309 abonenin elektriği faturasını ödeyemediği için kesilmiş. Bu memlekette; 2019 yılında 8 bin 275, 2020 yılının Ocak-Şubat-Mart döneminde ise 2 bin 116 abonenin doğalgaz faturasını ödeyemediği için kesilmiş. Bu memlekette son 10 yılda işsizlik yüzde 104 oranında artmış. 2011 yılında İş-Kur sisteminde 8 bin 165 olan kayıtlı işsiz sayısı 2019 yılı sonu itibariyle 16 bin 663’e yükselmiş. Kastamonu’da son 17 ayda işsizlik ödeneğine toplamda 10 bin 476 kişi başvurmuş. Kastamonu Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü sisteminde iş arayan statüsünde kayıtlı olan kişi sayısı 2017’ye göre yüzde 77.6, 2018’e göre ise yüzde 21.2 artmış. Son 3 yılda Kastamonu Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü’ne iş aramak için başvuruda bulunanların toplam sayısı 69 bin 694 olmuş.  Hal böyleyken en yoksul il elbette Kastamonu çıkar.”

“BİZ KANUN TEKLİFİ VERİYORUZ, HERKES 3 MAYMUNU OYNUYOR”

 “Kastamonuteşvik bölgesi 5’nci bölge olsun diyoruz.  Batı Karadeniz Kalkınma İdaresi Başkanlığı kurulması için kanun teklifi veriyoruz ama herkes üç maymunu oynuyor. Sinop ve Çankırı 5’nci bölgede ama her konuda birlikte değerlendirilen Kastamonu 4’üncü bölgede. Yeni teşvik bölgeleri belirleniyor OSB’si olmayan ilçeler 5’nci bölgeye alınıyor. Daday, Cide, İhsangazi, Hanönü, Azdavay, Pınarbaşı, Şenpazar, Doğanyurt ilçeleri 5. Bölge oldu. Merkez, Tosya, Taşköprü, Seydiler, Devrekâni gibi OSB’lerin olduğu ilçelerimiz alınabilirdi.

Türkiye’nin en yoksul bölgesi burası ise, bölge bazında Gayrisafi Yurt İçi Hasılada %0,64 pay ile TR82 bölgesi yani Kastamonu, Çankırı ve Sinop 26 bölge arasında 25’nci sırada ise teşvik Bölgesi muhakkak değiştirilmelidir. 26 bölge arasında % 0,60 pay ile son sırada olan TRA2 Bölgesi yani Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan 6’ncı teşvik bölgesinde ise Kastamonu hatta 6’ncı teşvik bölgesine alınmalıdır.

Biz ne diyoruz; hiç olmazsa Kastamonu komşu illeri gibi en az 5. Teşvik Bölgesine yükseltilmelidir. Bu memleket iktidara 18 yılda hep vermiş. 3 milletvekili vermiş, o kadar belediye vermiş, ama istediğini alamamış. Kastamonu’dan her istediğini alanlar bakıyorsunuz memleketin ölüsünde yoklar, dirisinde yoklar. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, sessiz sedasız Pınarbaşı’na gelmiş. Gelsin memnun oluruz. Ama keşke Kastamonu’nun sanayi ve üretimdeki sorunlarını da dinleseydi.”

“ESNAFIN BORÇ VE ÖDEMELERİ YILSONUNA KADAR ERTELENMELİ”

“Ben, iktidar ekonomiyi kötü yönetiyor demiyorum. Ben iktidarın ekonomik tercihinin halktan yana olmadığını söylüyorum. Bir 5’li bir çete var. Bu çete söz konusu olunca ülkenin kaynağı, kesenin ağzı sonuna kadar açılıyor. Ekonomiyi yönetemeyen bir iktidar var ve salgın koşullarında zaten yönetmesi mümkün değil. Fon oluşturup, kampanya açıp halkın cebinden para almaya çalışılıyor. Ekonomi böyle düzeltilebilir mi? Mümkün değil.

Kastamonu’da 12 bin 841 esnaf, 14 bin 468 işyeri var. Kastamonu nüfusunun % 3’ü esnaf. Kastamonu büyükşehir olmayan 51 il arasında 14 bin 468 işyeri ile en çok işyeri olan 13’üncü il konumunda. Kastamonu büyükşehir olmayan 51 il arasında 12 bin 841 esnaf ile en çok esnafı olan 17’nci il konumunda.

Bundan birkaç ay önce Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin verilerine göre; Kastamonu’da 2019 yılında 96, 2020 yılının ilk 6 ayında ise 41 olmak üzere toplam 137 şirket ve gerçek kişi ticaret işletmesinin faaliyetine son verdiğini açıklamıştık.

Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Konfederasyonu’nun verilerine göre; Kastamonu ilinde 2019 yılında özel sektör bazında 531, 2020 yılının ilk 7 ayında ise yine özel sektör bazında 264 olmak üzere toplam 794 işyerinin kapandığını açıklamıştık. Ve ‘Son 19 ayda Kastamonu’da toplam 932 şirket, gerçek kişi ticaret işletmesi ve esnafın kepenk indirmiş, esnafımız destek bekliyor’ demiştik.

Zaten darboğazda olan esnaf salgın koşullarında çok daha zor bir durumda kaldı. Çok sayıda esnaf kredi koşullarını sağlayamadı. Bu ne demek? ‘Esnafımız batık’ demek. Esnafın; nisan, mayıs ve haziran ayı kredi taksitleri faizsiz ötelenmişti; bu da esnafa nefes aldırmıştı. Ama şimdi esnafın kullandığı kredilerin temmuz, ağustos ve eylül ayı taksitlerinin faizleriyle birlikte kalan taksitlere dağıtılmasına karar verildi. Ekim, kasım ve aralık taksitleri için alınmış bir karar yok. Kapalı olduğu süreçte kazanç elde edemeyen esnafımız, kontrollü şekilde açıldıktan sonra da eski kazancına ulaşamadı. Hal böyle iken kira, faturalar, vergiler, prim ödemeleri, kredi ödemeleri arttı ve bu borçların ödenmesi imkânsız bir hale dönüştü. Yeniden artış gösteren bu pandemi ortamında borçların ödenmesi şu an için mümkün görünmüyor. Bu noktada acil yapılması gereken; esnafın yılsonuna kadar tüm mevcut borçlarının ötelenmesi olmalıdır.

Yeni eğitim öğretim döneminde yüz yüze eğitim ilk olarak okul öncesi ve 1. sınıflar için başladı. Kalan sınıflar için uzaktan eğitim olacak. Üniversitemizde öğretimin uzaktan yapılacağını açıklandı. Geçiminin büyük bir kısmını öğrencilerden sağlayan işletmelerimiz var. Çalışanının yevmiyesini dahi ödeyemez durumda olan kafelerimizin, kahvehanecilerimizin somut desteğe ihtiyacı var. Esnafımız yalnızca çay, kahve satışı ile günü geçirmeye çalışıyor. Restoranlar, güzellik salonları, kırtasiyecilerimiz, öğrenci apartları için özel destekler muhakkak sağlanmalı. Örneğin çok zor bir yıl geçiren kantinci esnafı bu eğitim öğretim yılında sosyal güvenlik priminden, elektrik ve su faturalarından muaf olmalıdır. Aylardır çalışamayan okul ve personel servisçiliği yapan esnafımızın, çalışmadıkları sürede trafik sigortası, plaka vergisi ve araç muayene ücretleri mutlaka dondurulmalı, sosyal güvenlik primleri ise devlet tarafından karşılanmalıdır. Eğer bu adımlar atılmazsa kiralık ve satılık levhalarının asıldığı birçok küçük işletmeye hemen her cadde ve sokak arasında daha çok rastlar olacağız.  Son 17 ayda 932 olan kapanan işyeri sayısının daha da artmaması için daha somut, sadece borcu borçla kapatma seçeneği sunan destek paketlerinden öteye adımlar atılması gerekiyor.”

“2 BİN 267 KİŞİ NEREDE, 507 KİŞİ NEREDE? BİZ KİME İNANALIM?”

 “Bizim bu açıklamalarımızın ardından iktidar temsilcileri açıklamalar yaptı. 7 Ağustos’ta yaptıkları son açıklamada 15 Mart’tan sonra Kastamonu’ya 77 milyon TL’lik destek sağlandığını duyurdular. Yani 5 ayda. Her şeye ‘tamam’ diyelim. Ama açıklamalarda iki husus dikkatimi çekti. 15 Mart’tan sonra iş akdi feshedilen ancak işsizlik ödeneğine hak kazanamayan 3 bin 384 kişiye 5 milyon 824 bin 397 TL nakdi ücret desteği verilmiş. 15 Mart’tan sonra işsizlik ödeneği hak eden 2 bin 267 kişiye ise 7 milyon 312 bin 135 lira işsizlik ödeneği ödenmiş. İktidar öncelikle 15 Mart ile 7 Ağustos arasında Kastamonu’da 5 bin 651 kişinin işiyle ilgili sorun yaşadığını söylüyor. Bu Kastamonu için çok ciddi bir rakam. Nakdi ücret desteğini kastetmiyorum ama işsizlik ödeneğine başvuran ve hak edenlerin sayısı her ay düzenli olarak yayınlanıyor. Merak ettim baktım; Mart ayında 584 kişi başvurmuş, 169 kişi ödenekten yararlanmış. Nisan ayında 983 kişi başvurmuş 151 kişi yararlanmış. Mayıs ayında 334 kişi başvurmuş 27 kişi yararlanmış. Haziran ayında 64 kişi başvurmuş, 57 kişi yararlanmış. Temmuz ayında 436 kişi başvurmuş 103 kişi yararlanmış. Yani İş-Kur verilerine göre Kastamonu’da Mart ile Temmuz ayları arasında toplam 507 kişi işsizlik ödeneği almaya hak kazanmış. 2 bin 267 kişi nerede, 507 kişi nerede? Biz kime inanalım?  İktidar temsilcilerine mi yoksa İş Kur’un resmi verilerine mi?”

“KAMUOYUNDAN BİR ŞEY SAKLAMIYORSANIZ, BU KADAR TELAŞ ETMEYE GEREK YOK”

“İl Başkanımız göreve geldiği günden bu yana Kastamonu’nun dertleri ile dertlenen bir insan. Kastamonu’nun sorunlarını dile getirmekten çekinmeyen bir insan. Ben Kastamonulu olarak kendisine çok teşekkür ediyorum. İl Başkanımızın yaptığı eleştirilere karşı sayın Çınar’ın yaptığı ilk açıklamaları kendisine kesinlikle yakıştıramadım. Biz Sayın Emin Çınar’ı nezaketiyle, üslubuyla, inceliğiyle bilen insanlarız. Emin bey tecrübeli bir siyasetçi, eleştiriye tahammül edebiliyor olması lazım.

İkinci bir açıklama daha yapmış. Bu açıklama neresinden tutarsan elinde kalıyor. ‘Biz gitmedik, görüşmedik’ demiş. Birde ‘Biz toplum içindeyiz, siyasetçiyiz. Gidebiliriz de, gelebiliriz de’ demiş. ‘Kamera kayıtlarını istedim. Biz orada şunlarla oturuyorduk’ demiş. Yaptığınız iş aleniyse, yaptığınız iş açıksa, yaptığınız işle ilgili kamuoyundan sakladığınız bir şey yoksa, bu kadar telaş etmeye gerek yok. Benim kulağıma geliyor. Bir yerde oturup sohbet edilmiş, o toplantıda konuşulan konular dışarıya sızmış, şimdi ‘acaba kim sızdırdı’ diye onu arıyorlar. Yaptığınız işte bir sakınca yoksa niye arıyorsunuz? Biz yaptığımız bütün görüşmeleri ya partimizde yapıyoruz, ya da toplumun gözünün önünde yapıyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi’nin AKP’yi eleştiren hatta suç duyurusuna varan eleştirileri olmuştu. Göreve geldiğinde bu dosyanın kapağı kapatıldı. Biz kamuoyu olarak bu dosyayı takip edeceğiz. Sırf ittifak var diye bu konuyu geçiştirmelerine izin vermeyeceğiz. Onlar geçiştirseler biz gündemde tutacağız. Ama siyasette nezaketi elden bırakmamak lazım.  Cumhur İttifakı’nın yükünü Milliyetçi Hareket Partisi çekiyor. Anketlerde bunu gösteriyor. Örgütsel yapıda bunu gösteriyor.”

“ÖCALAN’IN MEKTUBUNU DİKKATE ALINDİYEN BAHÇELİ DEĞİL MİYDİ?”

“Birbirlerine kavgada bile söylenmeyecek sözler söyleyenler Cumhur İttifakını oluşturdular. 7 Haziran 2015 seçimlerinde artık seçimle bu iktidarı ayakta tutmanın çok da kolay olmadığını gördüler. Bir ülkede 2 seçim arasında yüzlerce insan öldü. Yüzlerce insanımızın canı pahasına, kanı pahasına bir seçim daha yapıldı. Daha önce özellikle Milliyetçi Hareket Partisi lideri Devlet Bahçeli’nin çok eleştirdiği ‘tek adamlık sistemine’ yine Milliyetçi Hareket Partisi’nin desteği ile geçildi. Şimdi bu ittifak partilerinin kaderi birbirlerine bağlı. Kaderleri birbirlerine bağlıyken bizim yaptığımız eleştirilere söyleyebilecekleri çok da fazla bir şey yok. AKP’yi ‘Elinde Kur’an, dilinde yalan’ diye eleştiren bir parti, ‘Saatimi 17-25 Aralık’a ayarlardım. Burada durdurdum. Bu yolsuzluğun hesabını soracağım’ diyen bir parti var. ‘Senden Cumhurbaşkanı olmaz’ diyen parmak sallayan, ‘Türk tipi başkanlık sistemi diye bir şey olmaz’ diyenler şimdi AKP ile birlikte Cumhuriyet Halk Partisi’ne ‘Siz teröristsiniz’ diyor. Neden?Yerel seçimleri kazandık diye. Peki, yerel seçimleri kaybedeceklerini öngörmüyorlar mıydı? Anket sonuçlara göre öngörüyorlardı. Zaten 2018’de yapılan genel seçimleri yerel seçimlerin önüne çekmelerinin sebepleri ‘Aman yerel seçimi kaybeder miyiz?’ korkusuydu. Zaten 25 yıldır yönettikleri Ankara ve İstanbul’daki seçmenin eğilimlerini bilmiyorlar mıydı? Tabii ki biliyorlardı.

Soruyu da atlamadan cevap vereyim. PKK terör örgütü müdür? Terör örgütüdür. Ama 2 seçim arasında terör örgütü dediğiniz örgütün liderinden mektup getirip ‘Ey Kürtler! Öcalan’dan mektup geldi. Bu mektuba dikkat edin, kulak kesilin, aman Ekrem İmamoğlu’na oy vermeyin’ diyen kimdi? Devlet Bahçeli değil miydi? Milliyetçi Hareket Partisi’ydi ve bu iktidardı. Sadece İstanbul seçimlerine bakın. İlk seçimde arada 13 bin oy vardı. Dediler ki ‘Millet İttifakı’na oy verenler, Ekrem İmamoğlu’na oy verenler, AKP’nin dışındakilere oy verenler, teröristlere oy vermiş sayılır’ dediler. Ama ne oldu? İkinci seçimde aradaki fark 800 bine çıktı. Binali Yıldırım’a oy veren 400 bin seçmen fikrini değiştirmiş ve Ekrem İmamoğlu’na oy vermiş. Binali Yıldırım’a oy verirken iyiydi de, Ekrem İmamoğlu’na oy verince mi insanlar terörist oldu? HDP’li belediye başkanlarına terörist diyorsunuz, aynı başkanlar AKP’ye geçince yakalarına rozet takıyorsunuz. Şimdi yerli ve milli olmak için illa yakamıza AKP rozeti mi takmamız lazım? Aynı insanlar HDP’de siyaset yaparken terörist oluyor, aynı insanlar AKP’ye geçince yerli ve milli oluyorlar. 6 buçuk milyon oy almış bir partinin seçmenine terörist imasında bulunarak, bu ülkenin kangren olmuş sorununu alttan alta dinamitleyerek Kürt sorununu çözme imkânımız yok. HDP’yi muhatap alıp Dolmabahçe Mutabakatını imzalayabiliyordunuz. Hatta öyle bir şey ki, o günün Başbakanı Davutoğlu, Erdoğan bu toplantıyı inkâr ettiğinde, ‘Hayır kardeşim, bir A4 kağıda toplantıda kimin nerede oturacağını bile Erdoğan çizdi, ona göre açıklama yapıldı’ dedi. İşine gelince HDP ile işbirliği yapacaksın, işine gelince HDP’den transfer yapacaksın… Biz Kürt seçmeni kucaklamak zorundayız, kucaklayacağız. Bizim için Türk seçmen, Kürt seçmen, AKP’li seçmen, MHP’li seçmen, CHP’li seçmen diye bir fark yok. Seçmen yüzde yüzdür.  Bir önceki seçimde başka bir partiye oy vermiş olması, o seçmenin o partiye ait olduğunu anlamına gelmez. Seçmene terörist muamelesi yapılması doğru değildir. PKK tabii ki terör örgütüdür. CHP, PKK ile mücadele edecektir, terörle mücadele edecektir. Her türlü mücadele edecek. Ama hukukun dışına asla çıkmayacaktır. Bugün Anayasa Mahkemesi, Süleyman Soylu’ya atfen şöyle söyledi: ‘Eğer terörle mücadele ederken hukuk yolunda ayrılırsak, bunun bedelini daha ağır öderiz’ dedi. Biz terörle mücadele edeceğiz ama hukukun sınırları içerisinde mücadele edeceğiz.”

“ŞEKER FABRİKASI  ÖZELLEŞTİRME KAPSAMINDAN ÇIKARILMALI”

“Kastamonu Şeker Fabrikası’nın satılmamış olmasının önemini Kastamonu kendisi yaşayarak görüyor. Çorum’da yaşanan sıkıntıların herkes farkında. Geçen sene Çorum’daki besicileri küspe alabilmek için Kastamonu Şeker Fabrikası’nın önünde sıra olmuştu. Rekolte düşüklüğü beklenmiyor. Türkiye üretmeli, özellikle Şeker Fabrikası gibi stratejik kurumların özelleştirilmesini rafa kaldırmalıdır. Kastamonu Şeker Fabrikası özelleştirme kapsamından çıkarılmalı, özelleştirilen fabrikalar kamulaştırılmalıdır.”

“ERKEN SEÇİM KOŞULLARI YAŞIYORUZ”

“Türkiye’de bir erken seçim koşulları yaşıyoruz. Ekonomi, iç siyaset yönetilemez durumda. Dış siyasette köşeye sıkışmış durumdayız. Bu sorunları mevcut iktidarlar çözme aşamasını çoktan geçtik. Seçim sistemi eskisi gibi değil. Artık en çok oyu olan veya mecliste çoğunluğu olan parti hükümeti kurmuyor. Artık bir tek adam seçiyoruz, oda hükümeti seçiyor. Bu tek adam sistemi tıkanmış durumda. Türkiye’nin 24 saat sonraki sorununu bile çözemeyecek duruma geldiği için Türkiye aslında bir seçim atmosferinde. Ama Türkiye’nin problemini seçimle birlikte gelebilecek bir iktidar değişikliği ve düzen değişikliği çözer. Cumhuriyet Halk Partisi seçime hazır. Yarın olsa biz seçime hazırız. Bu koşullarda Erdoğan, ‘seçime gidelim mi?’ sorusuna şuanda cevap vermez. Çünkü Cumhur İttifakı’nın oyu yüzde 42-43’ü geçmiyor. Çare üretmeye çalışıyorlar. Meclis açıldığında gelecek olan ilk kanun Siyasi Partiler Kanunu’nda yapılacak değişiklikmiş.

Ben buradan iktidar partisine sesleniyorum: Seçim sistemini değiştirebilirsiniz ama seçmenin tercihini değiştiremezsiniz. Bu iktidar sandık gidecek ve bizim iktidarımız kurulacak. 100 yıl beyannamesinde yazan ilkelere samimiyetle inanan herkesle birlikte Cumhuriyet’in 2’nci yüzyılını inşa edeceğiz.”

“YALANSA DADAY YOLU’NUN İHALE TARİHİNİ AÇIKLASIN”

Öncelikle geçtiğimiz günlerde burada yaşanan üzücü kazada hayatını kaybeden Naciye Kulaoğlu’na Allah’tan rahmet, ailesine sabır ve başsağlığı diliyorum.

Bu konuda yaptığım açıklamada Daday Yolu için açılması gereken ihaleye daha önce olur kararı veren Karayolları Genel Müdürlüğü’nün bu olur kararını tasarruf tedbirlerini gerekçe gösterip iptal ettiğini, bu durumun kabul edilemeyeceğini söyledim.

Yolun bir bölümünde Karayolları evet kendi imkânlarıyla çalışma yürütüyor. Ama ‘Daday Yolu yapıldı, tamamlandı’ demek için 24 kilometrelik güzergâh için ihale açılmasına ihtiyaç var. Bu yalan ise, Daday Yolu’nun ihale tarihini de açıklasınlar. Bu ihale yapılacak mı, yapılmayacak mı? Bu durumu bile bile ‘Hasan Baltacı yalan söylüyor’ demek siyaset değildir. Bir yalancı arıyorlarsa genel başkanlarına baksınlar.”

“CAT2 KURULSUN DEDİĞİMİZDE DE YALAN SÖYLÜYOR DEMİŞLERDİ”

“Burada hatırlatmak istediğim benzer bir konu var.  Biliyorsunuz havalimanında ILS cihazı var. 2018 yılında sefer iptalleri insanları canından bezdirince o tarihte bir açıklama yaptım ve ‘Havalimanına ILS cihazı kurulduğu söylenmesine rağmen seferler sürekli iptal oluyor, cihaz varsa neden sefer iptali sayısı bu kadar çok, bir yerde bir eksik var?” dedim. ILS’nin işlev görmediğine dikkat çektim ve CAT2 ya da çok daha büyük havalimanlarına kurulan CAT3 sistemine ihtiyaç olduğunu belirttim.

O günde aynı isimler ‘Baltacı yalan söylüyor, ILS cihazının kurulduğunu bile bilmiyor’ diyerek açıklamamı çarpıtmaya çalıştı. Bugün Daday Yolu konusunda da aynısı yapılıyor, kolaya kaçılıyor. Peki ne oldu? AKP daha yeni Temmuz ayında açıklama yaptı ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı’ndan hava muhalefetinden kaynaklı uçuş iptallerini asgariye indirecek CAT2 sistemi talep ettiklerini duyurdu.”

“DADAY YOLU İHALESİNİ CENGİZ İNŞAAT’IN MI ALMASI GEREKİYOR?”

“Daday Yolu’nda da durum benzer. 24 kilometrelik yol tasarruf tedbirine mi takılır? 7 Temmuz’da Genel Müdürlük bir ihale yaptı. Trabzon – Aşkale Yolu Zigana İkmal İnşaatı” ihalesi. Bu ihale pazarlık usulüyle yapıldı. Kim kazandı sizce? Ben söyleyeyim. İhaleyi 953 milyon 203 bin lira bedelle Cengiz İnşaat kazandı. Karayolları Genel Müdürlüğü ile Cengiz İnşaat arasında 27 Ağustos tarihinde sözleşme imzalandı. Şimdi bu ihale için tasarruf tedbiri yok da, Daday yolu için mi var? Daday yolunun bitmesi için Cengiz İnşaat’ın mı ihaleyi alması gerekiyor?”

“ILGAZ TÜNELİ 5 TÜNEL PARASINA YAPILDI

Evet Ankara’ya her gidişimde Ilgaz Tüneli’nden geçiyorum. Yapılmasından bende memnunum. Ama hafızlarımızı tazeleyelim, hatırlayalım: O tünelin ihalesini 219 milyon TL’ye ikinci en düşük teklifi veren Cengiz İnşaat kazandı. Peki kaça bitti biliyor musunuz?1 milyar 90 milyon TL’ye bitti. Hesaplanan rakamın 5 katı! Nerede diğer 4 tünelin parası?

Diyecekler ki, öngörülemeyen durumlar oldu, kur arttı, enflasyon yükseldi, ek kaynak sağlanması gerekti. 213 milyon TL’lik ikmal inşaatı ihalesi yapmışsınız. Bir tünel parası daha. Maliyet 432 bin TL’ye çıkıyor. Peki 658 bin TL’yi nasıl verdiniz? 3 tünel parası! 4 yıl içinde enflasyon farkı olarak bu rakamı verdiyseniz, asgari ücrete bu enflasyonu yansıttınız mı?  Yok keşif ve metrajda hata oldu diyorsanız, o keşif ve metrajı hesaplayanları çağırıp kamuyu neden zarara uğrattınız diye sordunuz mu?”

“BIRAKIN KÖYLERİ İHSANGAZİ’NİN MAHALLESİNDE İNTERNET YOK”

“Okul öncesi ve 1.sınıf öğrencileri 21 Eylül’den itibaren yüz yüze başladı. Diğer sınıflar uzaktan eğitimle eğitim hayatına devam ediyor. Bu konuda 3 başlıkta açıklama oldu. Televizyonu olmayan 77 öğrenciye televizyon dağıtıldığı söylendi. İkinci açıklamada Kastamonu’da internet erişimi olmayan yerleşim yerleri için mobil bir araç için Turizm Müdürlüğü ile protokolü imzalandığı ve 260 EBA Destek Noktası oluşturulduğu söylendi. Ayrıca Türk Telekom’a ait baz istasyonlarına 4 kilometre mesafede olan köylerde internet erişimi olduğu, 4 kilometrenin dışında kalan köyler için elden bir şey gelmediğini belirtildi. 260 EBA Destek Noktasına baktım. Her biri okullar. İnterneti olmayan çocukları okullarda toplayacaksak, neden okullar kapalı? Köylerde diyoruz ama ben biliyorum, İhsangazi’nin Kalafat Mahallesi’nde internet yok. 210 bin TL’lik yatırım gerekiyor ama yapılamıyor. 210 bin TL ikinci el bir otomobil parası. Bu hizmet Kastamonu’ya çok görülüyor. Kâr-zarar hesabı yapılıyor. Çatalzeytin Karacakaya, Sökü, Hacıreis, Hacıreissökü köylerimizin olduğu bölgede 30’a yakın taşımalı eğitime giden ilk-ortaokul ve 6 üniversite öğrencimiz var. Ama internet yok. Neden? Telekom özelleşti de ondan. Çocuklar eğitim beklerken, öğrenmek isterken ‘elimizden bir şey gelmiyor’ denilebiliyorsa normalde bunun peşinden istifa gelir. İstifa gelmelidir. 6 ayda Milli Eğitim Bakanlığı ne yapmış? Duruma bakacak olursak, yatmış.”