Başkan’dan 2 il başkanına ve tüm siyasilere; ORTAK CEVAP GENEL ÇAĞRI

Belediye Başkanı Galip Vidinlioğlu, AK Parti İl Başkanı Doğan Ünlü ve CHP İl Başkanı Hikmet Erbilgin’in kendisiyle ilgili eleştirileri ve yorumlarınadüzenlediği basın toplantısında cevap verdi.

Ünlü ve Erbilgin’in 8 ay sustuktan sonra belediyeyle ilgili yaptıkları çıkışları partilerinin il kongre süreçlerine yönelik hamle olarak değerlendiren Vidinlioğlu, “Size buradan ekmek çıkmaz” dedi.

Belediye Başkanı Vidinlioğlu, “Ayrılıkta azap birlikte rahmet olduğunu” belirtip, tüm siyasilere Kastamonu için “Gelin canlar bir olalım” çağrısında bulundu.  

 

Belediye Başkanı Galip Vidinlioğlu, AK Parti İl Başkanı Doğan Ünlü ve CHP İl Başkanı Hikmet Erbilgin’in kendisiyle ilgili eleştirileri ve yorumlarına düzenlediği basın toplantısında cevap verdi.

Vidinlioğlu’nunbasın toplantısındaki açıklamaları şöyle:

“NE YAPTIĞIMIZI VE NE YAPACAĞIMIZI ÇOK İYİ BİLİYORUZ”

Geçtiğimiz hafta 8 aylık durum değerlendirmemizi kamuoyuyla paylaştık. Faaliyet raporlarımızı basın mensuplarımıza sunduk. İki saat süren bir basın toplantısı oldu. Tabi basın toplantısından geri dönüşler genel itibariyle çok olumluydu. Biz çünkü ne yaptığımızı, ne yapacağımızı neyi de yapamadığımızı çok net şekilde eğip bükmeden ifade ettik.

Basında çıkan haberlere baktığımızda benim gördüğüm mazeret üretmekle ilgili en ufak bir ima bile yoktu.

“ŞEFFAF OLACAĞIMIZI SÖYLEMİŞTİK”

Belediye Başkanı olmamızın hemen akabinde yine bir basın açıklaması yapmıştık. Seçim döneminde şeffaf olacağımızın herkesi bilgilendireceğimizin sözünü vermiştik. Göreve başlamamızdan bir ay sonraki basın açıklamamızda da Belediye’yi ne şekilde teslim aldığımızı ifade ettik. Ve hiçte lafı eğip bükmedik. Kimseyi bundan dolayı suçlamadık. Arşivlerde vardır. İfadem şöyleydi. Biz civar illerdeki belediyeler ile kıyaslandığımızda kimine göre daha iyi durumdayız kimine göre daha kötü durumdayız.

Sonuçta ülkemizin gerçeği her seçim döneminde hesapta olmayan harcamalar gündeme gelir seçim dönemi boyunca. Bunları da normal karşılıyoruz diye ifade etmiştim. Bununla ilgili ne eski belediye başkanımızı ne de Adalet Kalkınma Partisi’ni en küçük suçlayıcı ifade de bulunmadım. Bulunmam da doğru değil. Çünkü biz sonuçta hizmet için yola çıktık. Burasının da hizmet yeri olduğunun bilincindeyiz. İlk günden bu tarafa çalışmalarımızı da hep o yönde yaptık.

Elimizdeki tabloya baktığımızda projelerle ilgili neler yapabilirizi ben ve ekibim masaya yatırdığımızda çok net ifade ettik bu yıl derlenme toparlanma yılı. Bir stratejik plan hazırlıyoruz bu plan çerçevesinde hareket edeceğiz. Belediyeyi yeniden yapılandırmamızla ilgili tasarruflarımız olacak. Bazı müdürlüklerimiz ile ilgili tasarrufta bulunacağız. Bazı müdürlüklerle ilgili de yeni müdürlükler ilavesi şeklinde belediyeyi şekillendireceğiz. Ve bu süre zarfında da hizmet içi eğitimlerle kimden ne kadar verim alabiliriz onu göreceğiz. Ona göre de bütün hesabımızı 2020’ye göre yapıyoruz diye ilk toplantımızda da çok net ifade etmiştim.

“SPEKÜLATİF AÇIKLAMAYA MAHAL VERECEK DAVRANIŞLAR İÇİNDE OLMADIK”

Bu süre zarfında yer yer küçük eleştiriler dışında çok da fazla bizimle ilgili spekülatif açıklama olmadı. Bizde buna mahal verecek hiçbir davranışın tutumun içerisinde olmadık. Geçen hafta yaptığımız basın toplantısında da 8 aylık süreyi içine alan bir durum değerlendirmesi, halkımızı hemşehrilerimizi bilgilendirme noktasında yaptıklarımız yapamadıklarımız, yapmayı planladıklarımızla ilgili açıklamalarda bulundum.

“MAZERET ÜRETMEDİM, SALT GERÇEĞİ KAMUOYUYLA PAYLAŞTIM”

Yine o günkü konuşmamda bir tek yerde bile mazeret ile ilgili bir cümlem olmadı. Ne dedik; biz hiçbir mazeretin arkasına sığınmak istemiyoruz. İş yapmak için geldik. Hesabımızı kitabımızı buna göre yapıyoruz demiştim.

Temizlikle ilgili mazeret kelimesini dile getirmiştim. 150 civarında TYP’liyle ilgili henüz bir cevap alamadığımızı, bu arkadaşların büyük kısmının temizlikte çalıştığını ve TYP programı da sona erdikten sonra temizlik yönünden çok eksik elemanla çalışmak zorunda kaldığımızı ifade etmiştik. Böyle demiştim ve ara sokaklarda temizlik noktasında olan aksaklıklardan dolayı hemşehrilerimizden de özür diliyoruz diye ifade ettim. Ve TYP’nin neticesinin ne olacağını bilmediğimiz için de temizlikle ilgili personel alımını bir süre beklettiğimizi eğer TYP’den ses çıkmazsa kendi başımızın çaresine bakacağımızı söyledim. Bunu bir mazeret olarak dile getirmedim salt bir gerçeği kamuoyuyla paylaştım.

“İSMİM ZİKREDİLDİ CEVAP VERME ZARURETİ DOĞDU”

Gelelim basın toplantımızın ana konusuna. Geçtiğimiz gün AK Parti İl Başkanı Sayın Doğan Ünlü’nün ‘Belediye mazeret üretme yeri değil’ şeklinde bir açıklaması oldu. Aslında üstüme alınacağım bir konu burada yok. Çünkü biz hiç mazeret üretmedik. Ama ismim zikredildiği için Belediye Başkanı olarak cevap verme zarureti doğdu.

“DOĞAN ÜNLÜ’NÜN AÇIKLAMALARINI ŞAŞIRTICI BULDUM”

Yaklaşık 8 aydır Belediye ile ilgili hemen hemen hiçbir açıklamada bulunmayan Sayın Doğan Ünlü’nün 8 ay sonra hangi gerekçeyle, hangi düşünceyle, hangi sahiklerle Belediye’nin mazeret yeri olmadığını beyan etmesini ben kendi adıma çok şaşırtıcı buldum. Bu konunun muhattabı ben değilimdir diye düşünüyordum. Ancak cümle içerisinde başkan olarak ismimin zikredilmesinden ötürü açıklama yapmak zarureti doğdu.

“SEÇİM 31 MART’TA BİTTİ”

Seçim 31 Mart akşamı bitti. 5 yıllık icraatıyla Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi adayı olarak ben Belediye Başkanlığı yarışına girdik. Adalet ve Kalkınma Partisi yerel iktidardı. Biz muhalefetteydik. CHP’de öyle. Cumhuriyet Halk Partisi ve İyi Partiyle ilgili ittifak olarak aday çıkarttı. Adalet Kalkınma Partisi mevcut Belediye Başkanı’yla bir yarışın içerisine girdi.

“HEMŞEHRİLERİMİZE TEKRAK TEKRAR TEŞEKKÜR EDİYORUM”

31 Mart akşamı da hemşehrilerimiz halkımız tercihlerini kullandılar. O saatten sonra seçimle ilgili çok fazla yorumda bulunmanın anlamı yok. Zaten seçimin sonuçları tevil götürmez bir şekilde ortada. Her kula nasip olmayacak bir oranda ben Belediye Başkanı seçildim. Bu güvenden dolayı hemşehrilerime tekrar tekrar teşekkür ediyorum. İlk günden bu tarafa söylediğimi tekrar söylüyorum. Onların güvenini boşa çıkartmamak adına gecemle gündüzümle Kastamonu için çalışmaya devam edeceğim. Bu tarz sözler beni yıldırmaz aksine kamçılar. Daha çok hizmet etmenin yollarını arıyoruz. Güzel bir ekip kurduk.

“KEŞKE GEÇMİŞ 5 YILLARIYLA İLGİLİ BİR MAZERETLERİ OLSAYDI”

8 aylık süre zarfında bütün faaliyet raporumuzu açıklamamıza rağmen. Yaptıklarımızı, yapacaklarımızı ve yapamadıklarımı açıklamamıza rağmen. Böyle bir açıklamayı hem yadırgadım, hem şaşırdım hem de üzüldüm. Çünkü 8 aylık süre için bizi mazeret üretmekle itham edenlerin keşke geçmiş 5 yıllarıyla ilgili üretecekleri mazeretleri olsaydı da kendileri adına böyle bir seçim sonucu yaşamasalardı.

“ACILAR KALDIYSA DÜNDEN BUGÜNE HESABI HERKES KENDİ İÇİNDE HALLETSİN”

Onun için mazeretlerin arkasına ben hiç sığınmadım bundan sonra da sığınmayacağım. Dediğim gibi geçmiş beş yılın hiçbir mazereti yoktu ki böyle bir sonuç çıktı. Bizlere bu ithamda bulunanların bana mazeret üretiyorsun demeleri yerine böyle bir seçim sonucu için önce kendilerinin aynaya bakmasında büyük fayda var.

Acılar kaldıysa dünden bugüne elbet sorulacak bir hesap vardır diyor şair. Ama hesap sorulacak olunan yer ben değilim. Acılar kaldıysa dünden bugüne hesabı herkes kendi içlerinde halletsin. Bizim acımız kaldıysa hesabı kendi içimizde hallederiz. Bundan da yüksünmeyiz.

“BEN HERKESİN HAKKINI VERİRİM”

Bundan 15 veya 20 gün önce Tarihi Kentler Birliği toplantısında Süreklilik Ödülünü alırken ‘Bu ödülde benim dahlim yok. Benden önceki Belediye Başkanının çalışmaları neticesinde alınmış bir ödüldür. Ben bu ödülü eski belediye başkanımız ve onun ekibi adına alıyorum’ demiştim. Bu basında çıktı. Ben herkesin hakkını veririm. Hakkaniyet ölçüsünde de yiğidin hakkı yiğide. Ben bu ödülü kendi adıma alabilirdim. Ama doğru değildi. Şık değildi. Yani doğruya doğru eğriye eğri.

“BURADAN EKMEK ÇIKMAZ”

İki gündür bu açıklamanın ne gerekçesi olabilir diye düşünüyorum. Muhtemelen 8 aydır belediyeyle ilgili sus pus olanların böyle bir çıkış yapmasının muhtemelen ilerleyen dönemdeki kongre süreciyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Fakat buradan sevgili başkana seslenmek istiyorum. Buradan ekmek çıkmaz.

Herkes kendi kongre hesabını kendi partisi içinde yapsın. Belediye kimsenin kongre sürecinde olan bir kurum değildir. Burası devletin bir kurumudur. Bende seçilmiş bir belediye başkanıyım. Yaptığımla yapamadığımla ben buradayım. Eleştiriye açığım. Öneriye açığım. Ama bu tarz eleştirilerden kimseye hayır çıkmaz.

“KEŞKE ‘KASTAMONU İÇİN BİZ NE KATABİLİRİZ’İN DERDİNDE OLSALARDI”

Onun için bundan sonraki süreçle ilgili diyeceğim şudur. Ortada bir ittifak var. Seçim döneminden bugüne bir dakika bile ne Adalet Kalkınma Partisi’ne bir şey söyledim. Ne belediye eski başkanımıza bir söz söyledim. Ne Adalet ve Kalkınma Partisi il başkanına bir şey söyledim. Hep iyi niyetle Kastamonu için neler yapabilirizin derdinde kaygısında oldum. Keşke bugün beni eleştirenlerin bu sekiz aylık süreçte de Başkanım bizim adımıza yapılabilecek bir şey var mı? Bakanlıklardaki görüşmelerde biz ne yapabiliriz? Kastamonu için ne katabilirizin derdinde tasasında olsalardı da bizde birlikte Kastamonu’ya birşeyler yapmanın şevkini birlikte yaşasaydık. Bende hakkaniyetle derdim ki; Sayın AK Parti İl Başkanı’nın katkılarıyla Kastamonu’ya şunu kazandırdık.  Çünkü mevzu bahis Kastamonu’ysa benim için geri kalan her şey teferruattır. Kastamonu’nun geleceği için Kastamonu’nun iyiliği için kim çorbaya biraz tuz katıyorsa hem teşekkür ederim hem de bunu sizlerle paylaşırım. Bundan da hiç gocunmam. Çünkü Kastamonu hepimizin ve her şeyin üzerinde.

“CHP İL BAŞKANI DERTLENMEYE DEVAM EDECEK “

Birde yine yurt dışında olduğum süre içerisinde Seydiler ve Azdavay’daki toplantılara benim katılamamamı CHP’nin saygı değer İl Başkanı kendisine dert edinmiş. Bu durumda her halde dertlenmeye devam edecek. Çünkü biz biriz bütünüz. Hepimiz beraberiz. Ayrımız gayrımız yok. Her ilçe belediye başkanımız bizim belediye başkanımız. Biz il belediyesi olarak her türlü sıkıntılarında yanlarında olacağız. Sürekli bir aradayız. Daha önceki gün sevgili Şahin başkan ziyaret etti. Tosya Belediye Başkanımız geldiler. Akşam Taşköprü Belediye Başkanımızla görüştüm. Bir önceki gün Seydiler Belediye Başkanımız ile görüştüm. İhsangazi Belediye Başkanımızla görüştüm. Buradan da kimseye ekmek çıkmaz. Benim yurt dışında olmam sebebiyle katılamadığım toplantıları bizim içimizdeki problem gibi yansıtmak kimsenin hakkı da değildir haddi de değildir. Açıp telefonu sorsalardı yurt dışında olduğumu söylerdim. Bu tarz şeyleri sorduklarında cevap bulacaklardır. Keşke işler bu noktaya gelmeden sorsaydı Hikmet başkan bende kendisine yurt dışında olduğumu beyan ederdim.

“GELİN CANLAR BİR OLALIM”

Tekraren söylüyorum biz Milliyetçi Hareket Partisi’nin belediye başkanları olarak ve il teşkilatımız olarak, merkez ilçe teşkilatımız olarak hiçbir ayrımız gayrımız, problemimiz yok. Aslında bizim kimseyle problemimiz yok. Biz hep kolumuz açıyoruz, ‘Gelin canlar bir olalım’ diyoruz. Fakat kolumuzun havada asılı kalmasından da üzülüyoruz. İnanıyorum ve diliyorum bu tarz bir basın toplantısının son olmasını temenni ediyorum. Herkes sorusunun cevabını alır. Bundan sonraki sürecinde böyle işleyeceğini umuyorum. Onun için memleketin bu sıkıntılı günlerinde herkesi daha sağduyulu olmaya, daha sağduyulu açıklamalar yapmaya sizin aracılığınızla davet ediyorum. Çünkü hem bu işten bireyler olarak bizler karlı çıkarız hem de Kastamonumuz karlı çıkar. Çünkü itişmeyle didişmeyle, kavgayla gürültüyle kimsenin kazanacağı bir şey yok. Onun için tekrar böyle bir toplantının son olması arzusuyla hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Hemşehrilerime bu süreçte verdikleri destekten ötürü teşekkür ediyorum. Tekraren ifade ediyorum, ‘Gelin canlar bir olalım, iri olalım, diri kalalım. Başka da çıkış yolumuz yok.’

“‘ŞU KADAR BORÇ BIRAKTINIZ’GİBİ İFADEYİ HİÇ KULLANMADIM”

Borcu hiç bahane etmedim. Orda bahane ile ilgili olarak bir tek cümle, bir tek kelime yoktur. Tablo budur dedim. Şöyle bir durumumuz var, ‘Geçen seneden 28 milyon Türk Lirası bütçe açığıyla 2019’a bir devir söz konusu’ dedim. Akabinde yapılmış ihaleler, daha öncesinde seçim süreci diye ödenmemiş rakamlar vardı. Yapılmış ihalelerden ve yapılmış işlerden gelen hak edişler de birleşince ciddi bir borç yükü karşımıza çıktı. Ama ben bununla ilgili mazeret üretmedim. Tablo bu. Yapacaklarımızı onun için biz 2020’ye göre planlıyoruz. Bu sene ile ilgili bizim projelerimizden şuan itibarı ile başlayabileceğimiz bu tabloda yok dedim. Ben, ‘şu kadar borç bıraktınız, bizim elimizi kolumuzu bağladınız’ gibi ifadeyi hiç kullanmadım. Eğer kullandın diyen varsa da buyursun söylesin. 8 aylık dönemin hepiniz içindesiniz basın olarak. Tek bir gün bile benim açıklamalarımla ilgili, mazeret ile ilgili attığınız tek bir başlık var mı? Ben sadece şeffaf olacağım dedim ve tabloyu şeffaflık adına açıkladım. Civar illerdeki belediyelere göre kimine göre daha iyiyiz. Kimine göre daha kötüyüz diyerek de bunu da teslim ettim. Ben şimdi biliyorum Kütahya Belediyesi’nin 480 milyon Türk Lirası borcu var.  Ben demedim ki kardeşim 480 milyon Türk Lirası da bizim borcumuz var diye. Böyle bir şey demedim.  Borç ortada.

“BORÇ 40 MİLYON TÜRK LİRASINI BULDU”

Şimdi bir taraftan borç öderken bir taraftan da hak edişlerle ilgili yeni faturalar geliyor. Totalde esnafa borç 33 milyon Türk Lirası’nın falan çok üzerinde hak edişler geldikçe artıyor. Hemen hemen Eylül sonuna, Ekim başına kadar hak edişlerle ilgili yeni faturalar geliyor. Bir taraftan ödüyorsunuz, bir taraftan fatura ilave ediliyor. Rakamı soruyorsanız ilk devraldığımızda 33 milyon Türk Lirası borcumuz vardı. Ödememize rağmen şuan 40 milyon Türk Lirası’nın üzerinde borcumuz var. Çünkü bir sürü hak edişlerden yeni faturalar geliyor. Bunlar bizim dönemizle ilgili değil. Önceden yapılan işlerle ilgili. Geliyor. Faturasını kesiyor. Muhasebeye bırakıyor. ‘Benim hak edişim bu. Ben şu işi tamamladım’ diyor. Muhasebeye gelene kadar da borç görünmüyor. Muhasebeye geldikten sonra borca o da eklenmiş oluyor. Bizim 33 milyon Türk Lirası küsür ile aldığımız borç bir taraftan ödüyorken bir taraftan da yeni hak edişlerle beraber 40 milyon Türk Lirası rakamlarını buldu.

“AYRILIKTA AZAP, BİRLİKTE RAHMET VARDIR”

Biz hem Cumhurbaşkanlığı makamı ile hem Adalet ve Kalkınma Partisi ile hem de kendi partimizle zaten sürekli temas halindeyiz. Her ne kadar buralarda çok ittifakın ruhu hissedilmezse de biz Ankara’da ittifakın ruhunu yaşatmaya çabalıyoruz. Çünkü dediğim gibi bütün çabamız Kastamonu için. Dolayısıyla hem Adalet ve Kalkınma Partisi’nin üst düzey yetkilileri, yöneticileri ile hem de ben kendi partimin hemen hemen her birimiyle zaten görüşme halindeyim. İnşallah bundan da iyi neticeler çıkar. Zaten böyle bir ayrı gayrı görmemenin işaretini Sayın Binali Yıldırım hem Çevre ve Şehircilik Bakanımız hem de Kültür Bakanımız üçü birlikte Belediyeyi ziyaret ederek gösterdiler. Biz de kendilerini havaalanında karşıladık. Ağırladık ve havaalanından da yolcu ettik. Biz hiç ayrılık gayrılık peşinde koşmadık. Benim herkese de naçizane tavsiyem ayrılık gayrılıktan kimseye fayda gelmez. Ayrılıkta azap, birlikte rahmet vardır. Onun için de zaten ‘Gelin canlar bir olalım’ dedik. Biz yine davetimizi yapmış olalım ve bekleyelim. Biz de derviş sabrı var. Bekleriz.

“HER BABA YİĞİDİN HARCI DEĞİL”

Kamuoyunda şöyle bir de beklenti var. İnsanlar duymak istiyorlar. Ne yaptığınızı, gelecek ile ilgili olarak neyi planladığınızı. Ben de orada ifade ettim. Yaklaşık 15 gün önce falan yaptığım bir dizi ziyaretlerde şeyi gördüm. Oradan çok ciddi bir 2020’ye dönük çok iyi destek aldım. Bunu bir defa kamuoyu ile paylaşmam gerekirdi. Yine bu bir dizi ziyaretler devam ederken ben 8-10 tane bakan yardımcısı ile görüştüm. Üst düzey birçok kişi ile görüştüm. Genel merkezimizle, genel başkan yardımcılarımızla, genel başkanımızla bir takım şeyleri paylaştım. Onların çok ciddi destekleri oldu. Bazı şeyler de kolayına kotarılmıyor Ankara’dan. Hele hele ki şu süreçte… Hele hele de yeni bütçe oluşturulacakken, 2020 bütçesinin oluşturulması aşamasında 2019 bütçesinden bir şeyler kapmak her baba yiğidin harcı değil. Biz de bütçeden kalanlardan bir şeyler kapabilir miyiz diye baktık ve kaptık da.

“ŞİMDİ ELEŞTİRMEK ÇOK KOLAY”

Şimdi mesela şunu da çok manidar buluyorum. Türkiye Belediyeler Birliği’nden vidanjörü teslim aldığımız günün ertesi günü böyle bir açıklama gelmesi. Yani almasa mıydık vidanjörü? Gittik, koşturduk, aldık. Peşine düştük. Üç defa görüştüm ben. Bir vidanjör dediğiniz 1 milyon Türk Lirası arkadaşlar. Bu bize hibe edildi. Cebimizden 5 kuruş para çıkmadı. 1 milyon Türk Lirası kötü para mı? Şimdi herkes eksikliğini hissediyor. Allah korusun önümüz kış. Bir kıvılcım koca bir evi mahvetmeye yetiyor. Birimimiz Olukbaşı’nda. Kuzeykent’te bir itfaiye birimi yıllardır söyleniyor. Bununla ilgili ne yapıldı? Şimdi eleştirmek çok kolay. Biz 1 tane itfaiye binası ile 4 tane itfaiye arabasını projelendirdik. İller Bankasından projemiz onaylanıyor. Sadece bu da değil ki… Enerji panelleri ile ilgili projemiz oldu. Bunlar hep yüzde 90 geçecek projeler. Enerji panelleri, akıllı pompalar, itfaiye binası bunlar büyük oranda geçecek projeler. Bir tane projede soru işareti var. O da 10-12 tane otobüs istedik elektrikli. Özellikle turizm amaçlı kullanabiliriz. Ya da çocuklarımızı ilçelere falan gezdirirken gerekebilir. Hem ciddi tasarruf hem de yeşil Kastamonu için.

“ELEŞTİRİNİZİ KOCA KOCA BİNALARI DİKERKEN YAPACAKTINIZ”

Tabi ‘temiz şehir unvanını kaybedebilir’ ifadesi var orada. Şehrin sokaklarının temizliğinden ziyade solduğunuz havanın temizliğine bakın. En kirli 7. iliz. Yüzde 70 orman alanının içerisinde. Bunu koca koca binaları dikerken düşünecektiniz. Eleştirinizi o zaman yapacaktınız. Yerin temizliğinden ziyade soluduğunuz havanın temizliği önemli. Akciğerlerinize her gün dünya kadar kükürt alıyorsunuz. Ben seçim döneminde de dile getirmiştim açık yüreklilikle en kirli havalardan birisini soluyoruz diye. Bugüne kadar ne yaptınız diye sorarlar bununla ilgili. Ne yaptınız? Şurada camı açtığınız zaman bir anlamı var. Hava sirkülasyonu olsun odada diye. ‘Cereyan yapıyor’ deriz biz. Öyle demez miyiz? Şimdi şehrin de pencereleri var. Girişe diktiniz koca binayı çıkışa diktiniz koca binayı. Tosya yoluna diktiniz koca koca binaları. Hava sirkülasyonuna engel oldunuz. Havayı şehrin içerisinde hapsettiniz. Zaten çukurda bir şehiriz. Bununla ilgili ağzınızdan bir çift kelam mı çıktı bugüne kadar? Diyorsunuz mazeret üretme yeri değil. Bir hastalığı tedavi edebilmenin yolu hekim olmam hasebiyle de söylüyorum doğru teşhisten geçer. Doğru sorularla doğru cevaplara gidebilirsiniz. Onun için şehirle ilgili doğru sorular sormak lazım. Şehirle ilgili doğru soruları sorabilirseniz doğru cevabı yönünde de mesafe alırsınız. Ben eleştirilmeyi çok önemsiyorum. Defaten de bunu dile getirdim. Eleştiri gerçekten çok önemli bir şeydir ve size yol gösterir. Ben eleştirileri aynı deniz fenerine benzetirim. Deniz fenerleri burada durur, yanar. Gemi bilir ki deniz fenerlerine yaklaştığı zaman karaya oturacak. Sakin suları seçmek için de deniz fenerlerinden uzaklaşır ve sakin sulara yol alır. Dolayısıyla eleştiriler aynı deniz feneri gibidir. Zaten eleştiriler ile siz yol alırsınız. ‘Ben yaptım oldu’ ile olmaz.”

“GENEL BAŞKANIMIZ SAYIN DEVLET BAHÇELİ’Yİ DAVET ETTİM”

10 Aralık İlk Türk Kadın Mitingi’nin 100. Yılı kutlamaları ile ilgili olarak da açıklamalarda bulunan Belediye Başkanımız Opr. Dr. Rahmi Galip Vidinlioğlu; “Benim kafamdaki şey Sayın Cumhurbaşkanımızı, eşlerini, yine parlamentodaki kadın milletvekillerini hepsini birden çağırmaktı. Fakat olabilir mi, olmaz mı hala daha net bir durum yok. Süreçte çok daraldı. Dolayısıyla sözleşmeyi imzaladığınız anda onun da belli bir maliyeti var. Yani benim bütün derdim Kastamonu’nun tanıtımı için. Kastamonu adına ses gelsin, Kastamonu ulusal basında yer alsın diye. Onun için sözleşmeyi imzalamadım. Dolayısıyla şu aşamada ondan vazgeçmiş durumdayız. Program normal seyrinde devam edecek. Ben Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’yi de davet ettim. Programın müsaitlik durumuna göre, ‘Ben de orada olmayı çok isterim’diye ifade ettiler. Yine Genel Başkanımızın Baş Danışmanı Ankara Milletvekili Nevin Taşlıçay Hanımefendi ile görüştüm. O büyük ihtimalle geleceğini ifade ettiler. Fakat şimdi farazalar üzerinden, ihtimaller üzerinden konuşmak çok doğru değil. Netleşmiş bir durum söz konusu değil. Gelirlerse tabikii de misafir edeceğiz. Hepsinin başımızın üzerinde yerleri var. Başka kimler gelebilir, kimler gelemez bilmiyorum ama Nevin Hanım gelebileceğini ifade etti. Hala ihtimal var ama ne kadar gerçekleşir bilmiyorum. Emine Erdoğan Hanımefendi eğer gelirse yine elbette ki büyük şeref duyarız”