Belediye’nin sosyal yatırımı

Başkanlar da dahil olmak üzere belediye yönetimleri icraatlarını kamuoyuna açıklarken genelde bina, altyapı, park bahçe yatırımları üzerinden dil dökerler…

Elinden tuttukları, omuz verdikleri, yerden kaldırdıkları insan hikayeleri hiç mi hiç akıllarına gelmez nedense.

Caddeye döşediği parkeyi anlatır…

Hayatına bizzat dokunduğu insanı değil.

Belediyecilik dendi mi akla ezelden beri hep su, kanalizasyon, park bahçe, imar, gelmesindendir besbelli bu gözden kaçırma yahut hiç akla getirememe…

Varsa yoksa çimento, asfalt, çimen misali.

İstihdam sayesinde kahvehaneden kaç genci hayata karıştırdığı, evden kaç kadını emek dünyasına nefer yaptığı ne başkanın aklına gelir ne kurmaylarının…

Parke taşı adedi bilinir de suça karışması önlenen gençlerin sayısı istatistiklere hiç ama hiç girmez.

Kastamonu Belediyesi İŞKUR’un “Toplum Yararına Çalışma Programı” (TYÇP) kapsamında 6 aylık dönemlerde yüzlerce istihdam sağlıyor işsizlerden…

Temizlik hizmetlerinden tutun da fidan yetiştirmeye kadar envai alanda bu emekçilerle yüz yüze geliyoruz.

Belediye’nin TYÇP projesi sayesinde şehrimizin kenar mahallelerinde delikanlılar işe kavuşuyor, alın teri ceplerine giriyor, adli vakalar azalıyor…

Sosyal barış sağlanıyor en önemlisi.

Gönül ister ki TYÇP misali “esnek” istihdam modelleri yerine “kalıcı” çalışma koşulları sağlansın işsizlerimize…

Olmuyorsa (çok da hazzetmediğim) TYÇP de gönle köşk, baş üstüne.

Belediye’nin TYÇP projesi sayesinde dezavantajlı yerleşimlerimizde yaşayan vatandaşlarımızın yüzleri gülüyor…

Bana soracak olursanız betondan asfalttan bin kat daha anlamlı bir icraat.

3 sermayedar bir araya gelse de torna atölyesi kursa

Geçtiğimiz akşam iş dünyamızın profiline göz gezdirdim…

İnşaatçıdan bol sektör temsilcisi yoktu.

Sağa bak inşaat müteahhidi…

Sola bak aynısı.

Hekiminden avukatına, kuyumcusundan muhasebecisine, tacirinden tüccarına, amirinden memuruna…

Herkes inşaat müteahhidi oldu maşallah.

Üç beş sermayedar bir araya gelip bir de işten anlayan müteahhit buldular mı tastamam…

Kur şirketi, kentsel dönüşüme bereket.

Hele bir de topraktan mı satabilirsen…

Derenin taşıyla derenin kuşu.

Serbest piyasa ekonomisinde her sermayedarın yasalar çerçevesinde istediği işi yapması hakkı ve hukuku kuşkusuz…

İyi de aynı sektörde bu ne enflasyon.

Üstelik çoğu genç yatırımcılar…

Hiç mi hayalini kurmazlar bacası tüten bir fabrikanın.

Kamyonlarını envai pazarlara mal indirirken hiç mi düşünmezler?…

Yüzlerce işçi istihdam edebilme olasılığı ile hiç mi heyecanlanmazlar?

Geçtim fabrikayı…

Üç sermayedar bir araya gelse de küçük bir torna atölyesi kursa yine fitim.

Üretimdeki mutluluk nede var?

Siz bari betona gömmeyin gönüllerinizi gençler.