CHP “saadet zinciri”nin peşinde

BALTACI: “Kaynakçı Kürşat, saadet zincirinin bir yerine kaynamış olsa bile küçük bir halka düşmüştür. Bize düşen görev bu saadet zincirinin tamamının ortaya çıkması için mücadele etmektir. İlerleyen günlerde bu konuda daha da açıklama yapacağız ve saadet zincirinin nerelere ulaştığını öğrenmek için de gerekli girişimlerde bulunacağız.”

ERBİLGİN:“Türkiye’de vatandaşın Milli geliri 2011 yılından itibaren sürekli geriye giderken, Kürşat’ın milli geliri sürekli yükseldi. Kürşat’ın milli geliri alın teriyle mi yükseldi? Hayır. Liyakatsizlikle, yolsuzlukla ve adam kayırmayla yükseldi. Kimler kolladı? Tahsin Babaş kollamış. Genel merkeze kim referans olmuş? Tahsin Babaş olmuş.”

CHP Kastamonu Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Hasan Baltacı, partisinin yeni binasında Cumartesi günü yapılan İlçe Başkanları Toplantısı öncesinde İl Başkanı Hikmet Erbilgin’le birlikte basına açıklamalarda bulunurken, Türkiye gündemindeki Kürşat Ayvatoğlu olayına değindi ve “Kaynakçı Kürşat, saadet zincirinin bir yerine kaynamış olsa bile küçük bir halka düşmüştür. Bize düşen görev bu saadet zincirinin tamamının ortaya çıkması için mücadele etmektir. İlerleyen günlerde bu konuda daha da açıklama yapacağız ve saadet zincirinin nerelere ulaştığını öğrenmek için de gerekli girişimlerde bulunacağız.” dedi.

Baltacı, iddialar da içeren açıklamalarında şunları söyledi:

“Biz Kastamonu’nun kültürünü, tarihini, turizmini, zenginliklerini, sorunlarını, göçü, işsizliği, yapılmayan yatırımları, esnafımızı, gençlerimizi, çiftçilerimizi ve kadınlarımızı konuşmak istiyoruz. Bunların sorunlarını ve çözümlerini konuşmak istiyoruz. Ancak birkaç gün önce Türkiye’nin gündemine bir video düştü. Sosyal medyada yayınlanan bir video ile Kastamonu Türkiye’nin gündemine girmiş oldu.

Bir önceki belediye yönetiminde Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü yapan Kürşat Ayvatoğlu’nun uyuşturucu kullandığını iddia eden bir video Türkiye gündemine düştü. Halbuki bu kenti gündem yapabileceğimiz çok değerimiz var. Bu kentin birçok değeri var. Tarihi, kültürel ve doğal değerleri var. Ama Kastamonu, Kürşat ile Türkiye gündemine geldi. Videoyu herkes seyretti.

Kimdir Kürşat? Kastamonu Belediyesi’ne önceki dönem belediye başkanı Tahsin Babaş’ın seçim ekibinde bulunan ve seçimi kazandıktan sonra kaynak işçisi olarak belediyede işe başlayan birisi. Sonra hızla basamakları tırmandı ve Kültür ve Sosyal İşler Müdürü oldu. Seçim döneminde de söylediğimiz gibi, adı bir çok yolsuzluğa karışmış birisidir. Sosyal medyadan takip edenler görüyorlar ki; Kürşat uyuşturucu kullanıyor, lüks otellerde geziyor, kumar oynuyor, lüks arabalara biniyor ve bu ülkenin iktidar partisinin genel merkezinde itibarlı bir konumda çalışmaya devam ediyor.

Açıklama yapmışlar; demişler ki, genel merkezimizde sadece bir büro personelidir diye. Halbuki geçmişi ile hatırlandığında, bu liyakatsiz insanların Kastamonu’yu yönetirken yaptıkları göz önünde alındığında, AKP kendi adamını korumuştur. Niye korumuştur? Görüntülerden ve Kürşat’ın yaşamından gördüğümüz gibi aslında bir saadet zinciri oluşturulmuş, bu saadet zincirinin halkaları aman kopmasın denilmiş ve Kürşat’a da genel merkezde görev verilmiş. Genel başkan yardımcısının dibinde Kürşat’ı görebilirsiniz. Bu ülkede genç işsizlik oranı yüzde 50’ye dayandı. İşsizlik rakamı 10 milyonu geçti. Yıllarca okuyup, dirsek çürütüp, mürekkep yalayıp Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden, Boğaziçi gibi üniversitelerden mezun olup ataması yapılmadığı için intihar eden çocuklarımız var bu ülkede. O çekilen her bir nefes, binilen her bir araba, kumar masasında basılan her bir pul, bu ülkenin gençlerinin alın teridir. Bu ülkenin gençlerinin geleceği çalınmıştır. İşte o video bunu gösteriyor. Kaynakçı Kürşat, saadet zincirinin bir yerine kaynamış olsa bile küçük bir halka düşmüştür. Bize düşen görev bu saadet zincirinin tamamının ortaya çıkması için mücadele etmektir. Belediye’ye işçi kadrosundan girip, bir çoğumuzun binemeyeceği lüks otomobillerin birine ikisine değil, üçüne beşine ulaşma şansına sahip oldu. Nasıl oldu da lüks otellerde, yedi yıldızlı otellerde, kumar masalarında gösteriş yapıldı, bunun arka planını ortaya çıkarmak da bizim boynumuzun borcudur. Çünkü bu ülkenin gençlerinin, bu kentin alın terinin hiç kimsenin gasp etmesine izin vermeyeceğiz. Tekrar söylüyorum: Keşke Kastamonu değerleriyle, tarihiyle, mücadelesiyle ve zenginlikleriyle Türkiye’nin gündemine gelseydi. Tüm amacımız ve gayemiz bu memleketin sorunlarını çözmek ve bu memleketi Türkiye’ye en iyi şekilde anlatabilmektir.

İlerleyen günlerde bu konuda daha da açıklama yapacağız ve saadet zincirinin nerelere ulaştığını öğrenmek için de gerekli girişimlerde bulunacağız.

“ESNAF DESTEK BEKLERKEN MİLLET BAHÇESİ YAPIYORLAR”

“Dünya 1 yıldır olağanüstü şartlar altında yaşıyor. Alınan tedbirlerle vaka sayısı ne kadar azaltılmaya çalışılsa da yapılan sorumsuzlukları gördükçe vaka sayılarının gittikçe arttığını görüyoruz. İşçiyi ve esnafı desteklemediğiniz sürece, tam bir kapanmaya gidilmediği sürece bu vaka sayılarının önüne geçemezsiniz demiştik. Vaka sayısının artış oranında Kastamonu birinciliğe gidiyor. Halbuki Kastamonu’da 5 milyon lira ceza kesilmiş. Bu şu demek oluyor, ceza kesmekle pandemi ile mücadele edilemiyor. Pandemi ile mücadelenin koşulları belli. Mücadele için bu ülkenin gelirlerini adil dağıtmanız gerekiyor. Bir işyeri kapanacak mı, esnaf kepenk mi kapatacak; o zaman onun kirasına, vergisine, stopajına, SGK’sına kefil olmanız lazım. İşçilere emekçilere doğrudan gelir desteği verilmesi gerekir. Ancak bu olduğu zaman pandemi ile mücadele edilebilir. Bunu daha önce de söyledik. İktidarda büyük bir aymazlık var. Bu kentte 1150 esnaf var. Onlar devletten iktidardan destek beklerken, iktidar Kuzeykent’te Hasan Doğan Tesisleri’nin olduğu yerde Millet Bahçesi yapıyor. İşçi, emekçi, öğrenci, esnaf bu iktidardan destek beklerken, hâlâ Millet Bahçesi yapmakta ısrarlı. Tabelada keşif bedeli 41 milyon lira yazıyor. Bu koşullarda bile aklındakini yapmaktan vazgeçmiyor. Halbuki bu süreçte okullar kapandı, çocuklarımız eğitime ulaşamadı. Uzaktan eğitim diye sistem ortaya attılar, ama interneti olmayan yüzlerce köyümüz var. Örneğin İhsangazi’nin 2 kilometre uzağında Kalfat mahallesi var. İnternet ihtiyacı olan 20-30 çocuk var. Bunu dile getirdiğimizde 200 bin lira masraf yapmamız gerekiyor diyorlar. Ama bu 200 bin lira belki Kürşat’ın bindiği arabaların tekerleği bile değil. 200 bin lirayı bu memleketin çocuklarına çok görenler, bu darlıkta Kuzeykent’te 41 milyon liraya Millet Bahçesi yapıyor. Biz olsaydık bu parayla, kepenklerini kapatan 1150 esnafa 35 bin lira hibe destek verirdik. Asgari ücretten hesaplarsak 14 bin 500 kişiye doğrudan gelir desteği verirdik. Biz olsaydık işsizlik ödeneği alamayan 3 bin 576 kişiye 10 ay boyunca işsizlik ödeneği verirdik. Biraz olsun nefes almalarını sağlardık. Ama iktidar Kastamonu’nun gerçeklerini görmemekte ısrarcı.

Kastamonu’nun tüm sorunları Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarında nihayete erdirilebilir. Bu ülkeyi eşitlikle ve adaletle buluşturacağımıza söz veriyorum.”

HİKMET ERBİLGİN

Yeni binalarında ilk toplantılarını yaptıklarını belirterek sözlerine başlayan ve bu binada tüm üyelerin emeği bulunduğunu belirten ve CHP İl Başkanı Hikmet Erbilgin, iddialar da içeren açıklamalarına Taşköprü’de yaşanan bir gelişmeyle başladı ve şöyle sürdürdü:

“Kastamonu üzerinden Türkiye’deki iki fotoğrafı aktarmaya çalışacağım. Birinci fotoğraf biraz da Aziz Nesin öyküsü gibi.

Taşköprü Belediyesi’ni AKP yönetiyor, Hüseyin Arslan da belediye başkanı. Belediye’ye bir otobüs lazım oluyor ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yazı yazılarak otobüs talep ediliyor. O zaman da İzmir’de başkan Aziz Kocaoğlu. Araya yerel seçimler giriyor ve süreç tamamlanmadan İzmir’de belediye başkanımız, Taşköprü’de ise partiyle birlikte başkan da değişiyor. Taşköprü Belediye Başkanı Abdullah Çatal, eski yazışmalara bakıyor ve İzmir’den bir otobüs talep edildiğini görüyor. Yazıyı güncelliyor. İzmir’e yazı tekrar gidiyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Belediye Meclisi gelen talebi değerlendirerek, ülkede tüm yurttaşlara eşit hizmeti kendisine şiar edindiği için partisine ve şehrine bakmaksızın Taşköprü Belediyesi’ne 35 RY 098 plakalı 2008 model Isuzu aracı tahsis ediyor. Bu Taşköprülülerin hizmetinde kullanılsın. ‘Bizim için siyasi partinin neresi olduğu değil bu ülkenin refahı önemlidir’ diyorlar. Elindeki imkanları karınca kararınca Türkiye’deki diğer belediyelere olduğu gibi Taşköprü’ye de gönderiyor. Bu otobüs Taşköprü’ye gelince mevzuat gereği Taşköprü Belediye Meclisi’nin belediye başkanına onay ve yetki vermesi gerekiyor. Ama gelin görün ki Taşköprü Belediye Meclisi bu yetkiyi vermiyor. Olayın Aziz Nesin’lik kısmı da burada başlıyor. Otobüs artık Taşköprü Belediyesi’ne tahsisli olduğu için İzmir otobüs üzerinde şu anda bir tasarruf yapamıyor. Taşköprü Belediyesi de kendi Cumhur ittifakından genel başkanlarından korktukları için otobüsü getirip Taşköprülülerin hizmetine sunamıyor. Ortada bir otobüs var. Otobüs üzerinde İzmir artık bir şey yapamıyor. Taşköprü ise biz Millet ittifakından bir şey almayız diyorsa bir yazı göndermesi lazım. Üzerindeki haktan vazgeçmesi gerekiyor ki, biz bu otobüsü bir başka ihtiyacı olan bir ilçemize gönderebilelim. Türkiye’de siyasetin tıkandığı, millete hizmetin tamamen kutuplaşma üzerinden yürütüldüğü bir iktidar anlayışı ile karşı karşıyayız. Bu durumu Kastamonulular’ın takdirine bırakıyorum.

Bir diğer fotoğrafta ise Kürşat Ayvatoğlu meselesi var. Bu meseleyi sadece Kürşat’ın konforu üzerinden konuşursak gerçeği ıskalarız. Kürşat belediye gelmiş, şunları yapmış, lüks arabalarla geziyor dersek gerçeği ifade etmemiş oluruz. Bundan 15 gün önce AKP’nin genel başkanı ve onun il başkanı hiç acımadan bu ülkenin en parlak gençlerini, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerini terörist ilan etti. Emek emek okuttuğumuz, bu ülkenin ve dünyanın sayılı üniversitesinde eylem yapan gençleri Doğan Ünlü terörist ilan etti. O gençlerin içinde AKP’li, MHP’li ailelerin çocukları da vardı. Kendisini sosyalist, feminist, Atatürkçü ve milliyetçi hisseden çocuklar vardı orada. Ama hepsinin de derdi Türkiye daha da ileri gitsin, bilim ileriye gitsin dediler. AKP bunların hepsini terörist ilan ederken şu tabloya bir baksın. Türkiye’de vatandaşın Milli geliri 2011 yılından itibaren sürekli geriye giderken, Kürşat’ın milli geliri sürekli yükseldi. Kürşat’ın milli geliri alın teriyle mi yükseldi? Hayır. Liyakatsizlikle, yolsuzlukla ve adam kayırmayla yükseldi. Kimler kolladı? Tahsin Babaş kollamış. Genel merkeze kim referans olmuş Tahsin Babaş olmuş. Şimdi soru şu. 2007 yılında araba pazarında 5 liraya fotoğraf çekerken, bu kadar servetin ve şatafatın üzerine konan bir çocuk bunları yapıyorsa bu ülkeyi yönetenlerin servetini siz hesap edin.

Kendilerinden ayrılanları bir gecede hain ilan ediyorlar. Neden? Çünkü bu düzen böyle devam etsin istiyorlar. Kendi varlıkları ve zenginlikleri her gün daha da büyüsün diye.”