Doğan Kitap Yayın Direktörü Cem Erciyes: Sesli kitap büyük bir hızla büyüyor

“Şimdi teknolojik korsanlıklar ortalığı kasıp kavuruyor.”

Hem teknolojik alanlarda ortaya çıkan yenilikler… Hem de kültür ve sanat alanlarında üretilen zenginlikler… Her ikisi de bireysel ve toplumsal hayatımızı şu ya da bu biçimde, ama derinden etkiliyor… Buna rağmen aralarındaki etkileşimden çok da fazla söz etmiyor gibiyiz… Bugün bunu konuşalım istedik…

Doğan Kitap Yayın Direktörü Cem Erciyes, teknolojik değişimin yayıncılık sektöründeki yansımalarını anlattı…

Teknolojik gelişmeleri takip edemez haldeyiz… Her gün pek çok yenilik giriyor hayatımıza… Etkilerini eğitimden sağlığa, üretimden tüketime neredeyse tüm alanlarda yoğun bir biçimde görüyor, yaşıyoruz…  Yayın dünyası nasıl etkileniyor?

Teknoloji bizim de iş yapma biçimlerimizi değiştirdi öncelikle. Çok eskiden yabancı kitaplar için yurtdışı fuarları ve orada dağıtılan bavullar dolusu katalog çok önemliydi. Şimdi bütün kataloglar e-mail ile geliyor, ajans temsilcileri ile video konferans yapıyoruz ve kitapları almadan önce yasal pdf dosyalar üstünden okuyup karar veriyoruz.

Bilgisayar ve internetin gelişmesi tabii ki kapaktan kitabın içinin hazırlanmasına tüm süreçleri kolaylaştırdı. Basıldıktan sonraki süreçte de internet önemli bir araç olmaya devam ediyor. Özellikle pandemi sürecinde kitapçı dükkânlarının ziyaretçisi çok azaldı ve biz kitabı önemli ölçüde e-ticaret aracılığıyla, yani internet kitapçıları üstünden satmaya başladık.

Ama tabii hâlâ dünyanın en eski bilgi aktarma teknolojisi olan kâğıda basılı kitabı üretmeyi sürdürüyoruz. Ağırlıklı olarak okurlar kâğıda basılı kitabı tercih ediyor. E-kitap kullanımı son yıllarda Türkiye’de ve dünyada durgunluk içinde. Pandemi döneminde belki biraz hareketlenmiş olabilir.

“Sesli kitap Türkiye’de ve dünyada büyük bir hızla büyüyor. Biz de Doğan Kitap olarak bu alanda sektörün lideriyiz. Sesli kitabın önemini anladık ve bu konuya yatırım yaptık.”

Sesli kitaplar artık her yerde

Farklılıklar hangi alanlarda yoğunlaşıyor?

En büyük teknolojik farklılık, sesli kitapta yaşanıyor.

Benim gençliğimde 90’lık kasetlere yüklenmiş e-kitaplar vardı. Onlar da hiç tutmadı, yok oldu gitti.

Şimdi sesli kitap Türkiye’de ve dünyada büyük bir hızla büyüyor. Biz de Doğan Kitap olarak bu alanda sektörün lideriyiz. Kitapları en çok sesli kitap yapılan, eksiksiz tüm platformlarda yer alan yayınevi biziz. Sesli kitabın önemini anladık ve bu konuya yatırım yaptık.

Özellikle smartphone kullanımı sayesinde sesli kitap bu atılımı yaptı. Artık bütün sesli kitap satıcıları telefon uygulamaları aracılığıyla okurlarına ulaşıyor. Okurlar da ceplerindeki telefonlar vasıtasıyla her yerde kitaplarını dinleyebiliyor.

Bir yenilik de abonelik sistemi oldu.

Daha önce ses dosyalarını tek tek satın alıp indirmek zorundaydınız. Ancak daha sonra çıkan “flood” yöntemi, yani daha yaygın olarak Spotify’dan bildiğimiz, abone olup içindeki her şeyi istediğimiz kadar dinleyebiliyor olmamız, bu işin kaderini değiştirdi. Tabii bütün sesli kitap satıcıları bu yöntemi kullanmıyor ama mesela Storytell bu yöntemin öncüsü ve insanlar abone olduktan sonra bir kütüphanede gezer gibi özgürce bütün kitaplardan istedikleri kadar dinleyebiliyor. Bu da sesli kitap kullanımını epey yaygınlaştıran bir uygulama.

“Düşük tirajlı yazarlar ve küçük yayıncılar için hayat daha da zorlaşacak.”

 

Yayıncılara hep ihtiyaç olacak

Yayıncılık dünden bugüne, bugünden yarına nasıl bir değişimin içinde?

Evet, biz hâlâ en çok bildiğimiz kâğıda basılı kitapları üretiyoruz. Ama yayıncılık aslında o kitapların seçilmesi, okura ulaşacak hale getirilmesi, yazarla kitabın yeniden yazılması, düzeltilmesi, eksiklerinin giderilmesi, dilinin düzeltilmesi ve kitap sayfalarının görsel olarak hazırlanmasını içeriyor. Bunu kâğıda basmasak bile yayıncılara hep ihtiyaç olacak. Şimdilik görünür gelecekte kâğıda olan ilginin azalacağını da düşünmüyorum.

Teknoloji, kitap yapma süreçlerimizi epey olumlu etkiledi. Bundan sonra okurla kurduğumuz ilişkiyi de teknoloji belirleyecek gibi görünüyor. Özellikle sosyal medya vasıtasıyla kitaplarımızı duyurmaya gayret ediyoruz. Eskisi gibi karizmatik eleştirmenler güçlü edebiyat dergileriyle birlikte etkinliğini önemli ölçüde kaybetmişti. Ardından gazete, televizyon ve kitap ekleri teknoloji karşısında geriledi ve eskisi kadar takip edilmez oldular. Şimdi daha sıradan okuyucuların oluşturduğu fenomen düzeyinde kitap bloggerları vs. var. Bu yaygın beğeniyi de etkileyecektir diye düşünüyorum. Eskiden karizmatik eleştirmenlerin belirlediği ve herkesin ulaşmaya çalıştığı çıta şimdi çok daha aşağı bir noktada duruyor. Bu, “has edebiyat’” diye tanımlanan kitapları daha da marjinalleştirecek ve düşük tirajlı yazarlar ve küçük yayıncılar için hayat daha da zorlaşacak. Ama iyi bir yanı varsa o da kitabın popülerliğini artıracak daha geniş kitlelerin iletişim kurabileceği, sevebileceği kitapların önünü açacağı için bildiğimiz anlamdaki kitabın da ömrünü uzatacak diyebiliriz.

“Evlerimizin, ofislerimizin mimarisi ve kullanım biçimleri, eşyaların fonksiyonları kesinlikle değişecek. Artık aynı zamanda içinde çalışılabilir evlerimizin olması gerekecek.”

 

Sektörde “freelance”  çalışma daha da artacak

Teknolojik gelişmelerin içinde olanlar ya da yakından izleyenler son birkaç yıldır,  “Gelecek sandığımızdan daha hızlı gelecek!” şeklindeki bir görüşü sıkça dillendiriyordu… Pandemiyle birlikte görüldü ki, sanki “geldi” gibi! Bu çerçevede yayıncılığın geleceğine ilişkin neler öngörülebilir?

Pandemi okura ulaşma biçimlerimizi kesinlikle değiştirdi, bundan biraz önce söz ettik. Buna ilaveten tüm beyaz yakalılar, ofis çalışanları için geçerli olan çalışma düzeni değişimi bizim için de geçerli. Eskiden yüz kişinin dip dibe çalıştığı ofisler şimdi bomboş. Pandemi öncesi “evden çalışma”yı konuşuyorduk ve çok küçük oranda uygulamaya başlamıştık Doğan Kitap’ta. Daha da ileri gitmek konusunda tereddütlüydük. Ama bütün dünya gibi biz de gördük ki günümüz teknolojisi ve çalışma ilişkileri farklı mekânlarda aynı işi yapmayı mümkün kılıyormuş. Dolayısıyla bu salgın sona erdikten sonra da herkesin ofise dönmeyeceğini ya da her gün ofise gelmeyeceğini kesin olarak söyleyebilirim. Hele bizim gibi bireysel beceriye dayanan işlerde bu çok daha kolay uygulanabilir. Yani grafiker, editör işini evinden de yapabilir. Elbette ofiste hep birlikte olmanın getirdiği insani bir durum var, bu hem motivasyonu artırıyor hem yaratıcılığı, yeni fikirlerin ortaya çıkışını. Şimdi bunu da telâfi etmenin bir yolunu bulmamız gerekiyor.

Doğan Kitap için söylemiyorum ama sanıyorum sektörde “freelance”  çalışma önümüzdeki dönemde daha da artacaktır. Hem kullandığımız bilgisayarların, hem internet sağlayıcıların hizmet kalitesi ve hizmet verme biçimlerinin değişeceğini tahmin etmek zor değil. Ama en önemlisi evlerimizin, ofislerimizin mimarisi ve kullanım biçimleri, eşyaların fonksiyonları kesinlikle değişecek. Artık aynı zamanda içinde çalışılabilir evlerimizin olması gerekecek. Herkesin aynı anda video toplantı yapabileceği evlere ve ofislere ihtiyacımız olacak.

“Korsan kitap, hem yayıncının hem de yazarın emeğinin çalındığı bir sistemdir ve bütün parazitler gibi ana gövdenin zamanla zayıflayıp ölmesine neden olur.”  

 

Her kitabın korsan pdf’i internette

İnternet, e-kitap, sesli kitap, pdf, dijital korsanlık, telif hakları… vs. bağlamında ülkemiz yayıncılığının içinde bulunduğu durumu nasıl tanımlayabiliriz? Korsan kitap sorunu boyut değiştirdi ve daha tehlikeli bir hale evrildi diyebilir miyiz?

Kesinlikle öyle bir şey var. Şu sıralar korsan tekrar canlandı. 90’larda yayıncılık bir endüstri halini almaya başladığında basılı korsan kitap her yeri kaplamış, yayıncı ve yazar örgütlerinin uzun mücadelesiyle bu iş epey gerilemişti. Ama şimdi teknolojik korsanlıklar ortalığı kasıp kavuruyor. Aslında basılı kitap satışlarıyla dijital satışlar arasındaki fark çok büyük olduğu için bugüne kadar yayıncılar yeterince aldırmadı belki ama korsan pdf kitaplar, korsan sesli kitaplar sektörü olumsuz bir biçimde etkiliyor artık. Neredeyse her kitabın korsan pdf’ini bulabiliyorsunuz internette. Bu kitapları dağıtmak ve indirip okumak suç aslında. Kimse farkında değil ama yakında, bir zamanlar internetten müzik indiren genç insanlar gibi kitap indirenlerin de başının derde girmesine az kaldı. Bu konuda kesinlikle yazarlar ve yayıncılar haklı, kimse kızmasın. Çünkü korsan kitap hem yayıncının hem de yazarın emeğinin çalındığı bir sistemdir ve bütün parazitler gibi ana gövdenin zamanla zayıflayıp ölmesine neden olur. O nedenle engellenmesi gerekiyor.

Sesli kitap yaygınlaşıyor diye seviniyoruz ama bu arada bir kitabı alıp Youtube’a okuyup kendi sesli kitabını üreten korsanlar da var. Tamamen yasa dışı bir şey yaptıklarının farkında olmamaları beni şaşırtıyor. İçlerinde eğitimli aktörler bile olabiliyor mesela.  Açık açık kendi isimleriyle bu işi yapıyorlar. Tüm bu uygulamaların engellenmesi gerekiyor.

“Sabit fiyat garantisi, ilk bakışta okurun aleyhine gibi görünse de aslında uzun vadede yayın zenginliğimizi korumanın tek yolu.”

 

Çözüm yöntemi, sabit fiyat garantisi

Yayıncılığın daha sağlıklı bir geçiş dönemi yaşayabilmesi açısından atılacak adımlar, alınacak önlemler neler olabilir?

Şu sıralar yayın dünyasının üstünde en çok durduğu konulardan birini anlatayım burada. Yine teknolojideki gelişmelerle alâkalı bir sorun ve ona dönük çözüm yöntemi; sabit fiyat garantisi. İnternet kitapçılarının nasıl önem kazandığını konuştuk. Bu kitapçıların zaman zaman çok güçlenip neredeyse bir tekele dönüştüğü durumlar var, Amazon işte böyle bir şey. Henüz Türkiye’de Amazon çok etkili değil ama Almanya, Fransa gibi ülkeler, kültürel zenginliklerini borçlu oldukları kitapçı dükkânlarının yok olduğunu, yayıncıların zor duruma düştüğünü gördü. Bu tür monopol ya da oligopol yapılar, yayıncıları zor durumda bırakacak koşulları dayatma imkânına da sahip oluyor. Tüm bunları engellemek için Batı’da bulunan yöntem sabit fiyat garantisi. Yani kitabın yayınlandıktan sonra ilk üç ya da altı ay sadece sırt fiyatından satılabilecek olması. Bu sermayesi güçlü olan büyük internet kitapçılarının öldürücü indirimlerle diğer bütün rakiplerini ortadan kaldırmalarını engelleyen bir uygulama. İlk bakışta okurun aleyhine gibi görünse de aslında uzun vadede bugünkü yayın zenginliğimizi korumanın tek yolu bu gibi görünüyor. Türkiye Yayıncılar Birliği bunun için epey uğraşıyor, ben de başarılı olmalarını diliyorum.

Cem Erciyes kimdir?

Gazeteci, yayıncı. 1971 doğumlu Cem Erciyes, İzmir Bornova Anadolu Lisesi’ni ve Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü bitirdi. İstanbul Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler dalında yüksek lisans yaptı. Gazeteciliğe 1992’de Dünya Gazetesi’nde başladı. Dünya Kitap dergisi ve kültür sanat sayfalarında çalıştı. 1997 yılında Radikal’e geçti. Kültür Sanat Editörü ve Radikal Kitap Eki Yayın Koordinatörü, Ek Yayınlar Yönetmeni gibi görevler üstlendi… Radikal internet yayınına son verdiğinde sitenin yayın yönetmenliğini yapıyordu. Ardından 2016 yılında Doğan Kitap’ın Yayın Direktörlüğü’nü üstlendi. Halen bu işi yapıyor. Çeşitli dergi, gazete ve internet sitelerinde yazıları yayımlandı. TRT’de kültür sanat ve tarih programları hazırladı, sundu. Düzenli yazıları Gazete Duvar internet sitesinde yayımlanıyor, Açık Radyo’da “İstanbul Ansiklopedisi” adlı haftalık tarih programını sürdürüyor.

 

Mehmet Yücel