Eğitim Bir-Sen binasına Genel Başkanlı açılış

Eğitim Bir-Sen binasının açılışına katılan bu sendikanın ve Memur-Sen’in Genel Başkanı Ali Yalçın, “Devletten ücret olarak alacaklıyız, ama millete karşı kendimizi borçlu hissediyoruz. Evimize götürdüğümüz ekmeğin helal olmasının yolu bizim milletimize hizmet borcumuzu düzgün ifa etmemizden geçer. ‘Devletten ücret borcu alacağımız var” dedi.

Yalçın, “Devlet bize 82 model kafayla embesil muamelesi yapmasın. Kamu görevlilerini bu anlamda uzun yıllar Kenan Evren yönetmeliği ile dizayn etmeye çalışmak bu ülkede uzun süreler travma yaşattı. Kadınları kategorize eden saçmalık tarihin çöp sepetine atıldıysa, kamu görevlileri boyutunda da uygulamanın çağa uygun hale getirilmesi gerekiyor. Sivil itaatsizliği sürdürüyoruz” diye konuştu.

Memur Sendikaları Konfederasyonu  (Memur-Sen) ve Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim Bir-Sen) Genel Başkanı Ali Yalçın katılımı ile Kastamonu Eğitim Bir-Sen Hizmet Binası açılış töreni dün yapıldı.

Plevne Caddesi, Kabaşabanoğlu İş Merkezi’ndeki Eğitim Bir-Sen hizmet binasının açılışında gerçekleştirilen törende Şube Başkanı Orhan Sancaktaroğlu’nun yaptığı açılış konuşmasının ardından söz alan Memur-Sen ve Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın şunları söyledi:

“Destansı bir mücadeleyi başlatan, destansı bir kavga veren, imkansızlıklar içerisinden bir mücadeleyi bugün görünür hale getirmenin mayasını, hamurunu çalan kurucu genel başkanımız Akif İnan’ın başlattığı yolculuğun bugün bu güzel anına Kastamonu’da şahitlik ediyor olmak bizim için bahtiyarlık vesilesidir.

Bugün gelinen nokta ile 1 milyonu aşan kapasite ile Türkiye’nin en büyük emek örgütü olması gibi bir hüviyeti, bir kimliği taşıyor ve bunun için mücadele veriyoruz. Bu hareketin bugüne gelmesinde bir adanmışlık var, bir mücadele var. Azimle, kararlıkla yola devam etme var. Niyeti hayır tutma var.

Bugün gelinen nokta itibariyle, bu teşkilatın kapasitesine uygun bir hizmet merkezini kendi mülkiyeti olarak açma nokrasında gayret gösteren arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.

Sendikal hareketimiz 27 yılı dolduruyor. Çeyrek aşırı geride bırakan ve yarım asra yaklaşan bir hareketimiz var. Bugüne kadar gelişimizde bizim için en önemli motivasyon kaynağı, temel olarak yaslandığımız ilkelerimiz ve baş üstünde tuttuğumuz ilkelerimizdi. Bizi bugüne kadar güçlü kılan şeyler ayağımızı bastığımız zemindir. Memur-Sen ailesi bugüne kadar o ilkesel tavrından ödün vermediği için milletle hiçbir zaman kavgalı hale düşmediği için bugün gelinen noktada saygın bir kuruluş olarak toplumun tamamının saygısını ve sevgisini almaktadır.

27 yıllık serüvenimizde, mücadele azmimizde hiçbir zaman milletle ters düşmemiş bir yapıyız.  Hiçbir zaman milletle kavga etmemiş bir yapıyız. İşimiz millet, kendimiz millet, derdimiz millet, yükümüz yeniden güçlü medeniyet iddiası ile yola çıkmış bir kadroyuz. Bu ideal çerçevesinde yolculuğumuzu devam ettiriyoruz. İstiyoruz ki, bu açtığımız merkez yalnızca Eğitim-Bir Sen’in değil Kastamonu’da bayrak derdi olan, millet derdi olan, medeniyet derdi olan, yarına ilişkin kaygıları, idealleri ve kavgaları olan insanların hepsine hizmet etsin.

Çünkü bu yapı ona hizmet ettiği sürece bizim açımızdan değerlidir. Aksi takdirde bir önemi olmayacaktır. Bizim bu millete ilişkin bir hassasiyetimiz, bu millete karşı borçlu hissedişimiz var. Biz millete kendini borçlu hisseden bir kitleyiz. Biz kendimizi devletten ücret olarak alacaklıyız ama millete karşı kendimizi borçlu hissediyoruz. Evimize götürdüğümüz ekmeğin helal olmasının yolu bizim milletimize hizmet borcumuzu düzgün ifa etmemizden geçer. ‘Devletten ücret borcu alacağımız var’ diyoruz.

Çünkü biz devlete çalışan kamu görevlileriyiz. Bizim iş verenimiz devlet. İş verenimizden alacağımızı tahsil etme konusunda örgütlü gücümüzle ortaya koyduğumuz tarzda ve tavırda hiçbir zaman milletin birikimini yok etmeyen, milletin değerlerine saldırmayan, milleti ile kavga etmeyen, kaldırımın taşı ile sorunu olmayan, esnafın camı ile sorunu olmayan,  milletin aracı ile sorunu olmayan erdemli yaklaşımı bu ülkede mümkün kılma noktasında gayret gösteriyoruz.  Şükürler olsun bu farkımızda milletimiz tarafından fark ediliyor.

Bizim kuruluşumuzda bir entelektüel birikim var, entelektüel bir kapasite var. Cahit Zarifoğlu’nun 7 güzel adam diye tarif ettiği Akif İnan gibi, 7’den 70’e bütün toplumun benimsediği, saygı duyduğu ve örnek insan olarak çocuklarına anlattığı, eserlerini anlatmaya çalıştığı bir entelektüelin kurduğu sendikayız.

‘Biz diğerlerine göre değil, değerlerine göre sendikacılık yapıyoruz’ derken bunu sadece bir slogan olsun diye söylemiyoruz. Bunun içinin dolu olduğunu, buna uygun bir yürüyüşün olduğunu ifade etmeye çalışıyoruz.

Çalışanlar olarak, kamu görevlileri olarak devletten ücret borcumuzu alacağımızı tahsil etmenin birkaç yolu var. Kamu personel danışma kurullarımız, toplu sözleşme masamız, diplomasi, bürokrasi, çeşitli yaptığımız girişimler, hükümet kanadı ve meclise yaptığımız çeşitli ataklar, bunlar tamamen kazanım üretmeye yönelik hamlelerdir. Örgütlü gücün başvuracağı enstrümanlardır.

O yüzden bütün bu çalışmalarda kazanım skalasını arttırmaya, temel hak ve özgürlükler alanında, yeni-yeni kazanımlar elde etmeye, temel hak ve özgürlüklerde elde edilenleri teminat altına almaya, ülkenin geleceğine de katkı sunmaya. Ülkeyi korku tünelinden çıkarmaya, demokrasisini ham demokrasi değil, tam demokrasi yapacak. Vesayeti millet iradesinin üzerinden kaldıracak. Bu ülkeyi yeniden kendi değerleri üzerinden ayağa kaldırmakla kalmayıp, civar ülkelerde, medeniyet coğrafyamızda yeni bir dalgayı mümkün kılacak, bir ideali bayraklaştırıyor ve yükseltiyoruz.

Ülkemizde milli gelirde adalet sağlanmadan, küresel adalet söylemimiz bir slogandan öteye geçmeyecektir. Bizim özelde işimiz üyemiz, genelde ülkemiz, evrensel anlamda, yer küremiz derken, ülkemizde gelir adaletini sağlamaya gayret gösteriyoruz.

Toplu sözleşmede bir mutabakatsızlık söz konusu. Biz sendikayız, toplu sözleşmede mutabakatdra olur, mutabakatsızlık da olur. Talepleriniz, teklifleriniz karşılanırsa kamu görevlerini üretecek bir çerçeve ortaya çıkarsa biz oradan mutabakat çıkar. Değilse mutabakatsızlık çıkar. Biz bu toplu sözleşmede mutabakat sağlayamadık. Hakem kuruluna gittik. Hakem kuruluda bu noktada hakemlik yapmak yerine noterlik yapmayı tercih etti. Bizde buna ilişkin tepkimizi her fırsatta dile getirdik ve getirmeye devam ediyoruz.

Adile devlet, adil bir milli delir dağılımını sağlayan devlettir. Güçlü devlet bütçeyi düzgün taksim eden devlettir. O yüzden bizim gelir vergisi noktasında yaşadığımız bir mağduriyet var. Gelir vergisi oranları kademelendirilirken kamu görevliler peşin olarak hemen vergileri tahsil ediliyor. En garanti kişiler olduğu için buna ilişkin uygulamalar yapılıyor. Öyle ise bütçenin memurların durumunu gözeten, piyasa gerçeklerini gözeten bir şekilde ele alınmasına ve burada memurların payının tahkim edilmesine ihtiyaç var.

Bizim mevcut bütçeye ilişkin eleştirimiz var. Başkan yardımcı nezaretinde teknik kadromuz plan ve bütçe komisyonuna katılarak bu hassasiyetimizi, bu beklentimizi, kamu görevlilerinin mağduriyetlerine yönelik kamu görevlilerinin beklentilerine göre ortaya koyduğumu çerçeveyi komisyon ile buluşturdu. İstiyoruz ki meclis sürecinde plan ve bütçe ifade edilenin dışında bir gelişme olsun.  Memurların durumunu gözeten adım atılsın ve adil şekilde yapılandırılsın. Bu konuda çalışmalarımız devam edecek.

Devlet bize 82 model kafayla embesil muamelesi yapmasın. Biz kamu görevlisiyiz. Entelektüel kimliği ve kişiliği olan insanlarız. Okuması, yazması olan bu millete devlet umuru görmüş kişileriz. Bize 82 model Kenan Evren modeli ile bizi haki yeşil olarak görüp, ense tıraşınıza bakacağım, aynı sıraya dizileceksiniz, pantolonunuzun kumaşı şöyle, kazağınızın yakası böyle, topuk boyunuz şu kadar, favori uzunluğunuz şöyle olacak, bıyıklarınız üst dudağınızı ihlal edemez gibi çok saçma sapan embesil muamelesi yapan bir tarz var. Bu tarz kamu görevlilerine hakarettir. Kamu görevlilerini bu anlamda uzun yıllar Kenan Evren yönetmeliği ile dizayn etmeye çalışmak bu ülkede uzun süreler travma yaşattı. Kızlarımız üniversite kapılarında, kadınlarımız ise kamu binalarında turnikelere sıkıştırıldı. Öyle ise bunun birinci adımı olarak kadınları kategorize eden saçmalık tarihin çöp sepetine atıldıysa, kamu görevlileri boyutunda da uygulamanın çağa uygun hale getirilmesi gerekiyor. Bu konuda sivil itaatsizliği devam ettiriyoruz.”

Açılış törenine Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Bal, AK Parti İl Başkanı Doğan Ünlü, İGM Başkanı Güray Parçal,  KATSO Başkanı Oğuz Fındıkoğlu, MÜSİAD Şube Başkanı Mustafa Şensoy, Memur-Sen Kastamonu İl Temsilcisi İrfan Bakır, bazı kurum müdürleri, Memur-Sen’e bağlı sendika başkan ve yöneticileri, üyeleri ve vatandaşlar katıldı.

C.M.