İHSAN OZANOĞLU’NUN TDK ARŞİVİNDEKİ BASILMAMIŞ ESERLERİ III: KASTAMONU ATALAR SÖZÜ

Kastamonulu halk kültürü araştırmacısı, şair/âşık İhsan Ozanoğlu’nun Kastamonu Halkiyat ve Harsiyatı (Kastamonu Halk Kültürü/Folkloru ve Kültürü) ana başlığı altında topladığı Kastamonu derlemelerinden TDK Arşivine girmiş olup yayımlanmamış çalışmalarını tanıtmayı sürdürüyoruz. Bilindiği gibi Ozanoğlu 14 Şubat 1981 tarihinde aramızdan ayrılmıştı. Ölüm yıldönümü dolasıyla kaleme aldığımız bu yazımızda, dizinin 1 numaralı eseri Atalar Sözü üzerinde duracağız. Çalışmanın kağıdı, daktilosu incelendiğinde, 1945-1946 yıllarında hazırlandığı (iç kapağında Derleyen İhsan Ozanoğlu yazıyor) anlaşılmaktadır. Kastamonu Halkiyat ve Harsiyatı/Halk Edebiyatı/Atalar Sözü, Kastamonu 1946, 102 s., “TDK Etüt:72”

Eser; Ön Söz, Giriş, Sözlük, İndeksler ve Bibliyografya bölümlerinden oluşmaktadır.

Ön Söz’deki şu cümlelere dikkatinizi çekmek istiyoruz: “Kastamonu halkiyat ve harsiyatının önemli bir bölümünü teşkil eden atalar sözü konusu, şimdiye kadar kimse tarafından ele alınmamış ve bu konuda bir derleme ve etüt yapılmamıştır. Anavatanımın bir ömür boyunca kültür ve folklorunu tespit ederken atalar sözü neviinden binlerce materyal tespit etmiş bulunmaktayım. … Bu derleme mahsüllerinden 1500’ünü seçerek bu kitaba derç etmiş olmaktayım.

Bu kitap, Türk kültürüne hizmet gayesiyle meydana getirilmiştir. Vâki noksanların iyi niyetime bağışlanacağını umarım.” İhsan Ozanoğlu

Giriş bölümünde (s. 7-13), atasözü nedir, edebiyattaki yeri ve önemi nasıldır, sorularına cevap olabilecek temel bilgiler yer almaktadır.

  1. sayfadan itibaren Kastamonu topraklarındaki halktan derlenmiş 1500 kadar atasözü alfabetik olarak anlamları verilmeden sıralanmıştır. Sözlerin derleme yerlerinin, anlamlarının yazılmaması, kaynak kişilerin belirtilmemesi halk bilimi derleme yöntemleri bakımından büyük kusur sayılsa da 1920,30,40’lı yıllara ait dil malzemesinden bir bölümünü unutulmaktan kurtarması dolayısıyla bu çalışmaya değer veriyoruz. Çalışmanın değerini artıran diğer bir özelliği de sonuna atasözlerinin konuları ve teknik özellikleriyle ilgili indekslerin/dizinlerin konulmuş olmasıdır ki bu tür dizinlere ancak 20. yüzyıl sonunda ve 21. yüzyılda bazı atasözü sözlüklerinde ancak rastlıyoruz.

Derlemede doğal olarak atasözü olmayan bazı sözlerle, deyimlerin yer aldığını görüyoruz. Bu konuda, bugün dahi anlı şanlı bilim insanları hata yapabiliyorlar.

Söz konusu eserden seçtiğimiz şu sözler, Ozanoğlu’nun hizmetlerini yeterince ifadeye kâfidir:

Aça dokuz yorgan örtmüşler de yine uyuyamamış.

            Acı eriği soğuk vurmaz.
            Adaletsiz yerde rahat olmaz.
            Ağaç ne kadar uzarsa göğe değmez.
            Ağırlanacak misafir yüzünden bellidir.
            Akşamın sahibi var.
            Allah bilir ama kul da sezer.
            Allah bir karıncasından bile vaz geçmez.
            Asılacak, suda boğulmaz.
            Asılmışın evinde ip lafı olmaz.
            Atlı atını bağlayınca yayalar da yetişir.
            Ayın önünde bulut kalmaz.
            Baba bilgisi ile adam adam olmaz.
            Balık ağa girince aklı başına gelir.
            Bin kargaya bir sapan taşı yeter.
            Büyük ağzından küçük söz çıkmaz.
            Cahillik körlükten güçtür.
            Cemâl gider, kemâl seninle kalır.
            Cennet de cehennem de para ile alınır.
            Cevahir pazarında boncuk satılmaz.
            Çalı çırpı ile ev yapılmaz, harç ister.
            Çengi ölüsü çalgı ile gider.
            Çok dolaşan kördüğüm olur.
            Çok gülmek, ağlamak alametidir.
            Çok viraneden az mâmur iyidir.
            Çöllerde yanmış fakire, pişmiş şalgam gümüşten iyidir.

 

İhsan Ozanoğlu’nu bu yazı dolayısıyla da rahmetle, saygıyla anıyoruz. Ruhu şad olsun!

 

 

 

 

NAİL TAN