Kastamonu Lezzet Durakları – 31: Pilavcı

“Siz özgeçmişiniz değilsiniz, siz işinizsiniz”. (Seth Godin)

Pirinç yetiştiricileri özellikle Tosyalılar “Kötü pirinç yoktur, pilav yapmasını bilmeyenler vardır” derler.

Pilav pişirmek basit gibi görünse de malzemelerini ayarlayamazsanız, kıvamını tutturamazsınız hayal kırıklığına uğrarsınız.

Tavuklu, nohutlu, ciğerli, salatalı birçok çeşidi vardır pilav yemenin ancak üzerine koyduğunuz malzeme pilavı lezzetli ise tadına doyulmaz.

Mutfaklarımızın vazgeçilmezi pirincin faydaları ise saymakla bitmiyor. Zararlı yağ, sodyum ve kolesterol içermez ve dengeli beslenmenin ayrılmaz bir parçası diye anlatılıyor.

İstanbul’a her gittiğimde asla uğramadan dönmediğim pilavcılar vardır. Bu lezzeti nasıl yakalıyorlar, nasıl bu denli damakları şımartan bir lezzeti pirinç taneleri ile yakalayabiliyorlar bunu da sır gibi saklarlar.

“Bulgur mu, pirinç mi daha sağlıklı” tartışmaları sürerken vazgeçemediğim bir lezzet olan nohutlu ve tavuk etli pilav yapan pilavcıyı Plevne Caddesi No: 20/A’da (3.Noter altı) buldum ve hemen Lezzet Duraklarına almaya karar verdim.

Mekan ana cadde üzerinde, ambiyans güzel, temizlik çok iyi, güleryüzlü servisin yanında fiyatlar çok uygun.

İşyerini gözlemlediğim sırada özellikle çevre işyerlerinden, bürolardan oldukça fazla paket servis sipariş aldıklarını gördüm. “Gözlemlediğim” diyorum, zira damak lezzetine güvendiğim insanların tavsiyeleri dışında yazdığım Lezzet Duraklarında yemeğimi yerim, parasını öderim, sonra beğenirsem konuşurum ve yazarım; beğenmezsem hiç bir şey söylemeden çıkar giderim. Böyle çok yeri de yazmamışımdır.

“Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın” sloganı ile hizmet veren Pilavcı’nın genç işletmecisi Semih Öztürk’den işletmesi ile ilgili bilgi alıyorum:

“Çatalzeytin’liyim.  1991 doğumluyum. 20 yıl kadar İstanbul’da yaşadım ve bu işi seyyar pilav satıcılarından gördüm. Burada böyle bir eksiklik olduğunu hissettik ve İstanbul pilavcılarından esinlendik.  Dört sene kadar da sulu yemek lokantası işlettim.

Kastamonu’nun yöresel bir ürünü olan Tosya pirincinden pilavımız yapılıyor.  

Pilav yanında ekmek, mayanoz ve ketçapı talep üzerine veriyoruz.

Sade, Arnavut usulü ciğerli, nohutlu ve tavuklu pilavımız var. ?unun yanında domates, acı biber turşusu, salatalık turşusu sunuyoruz. Köy yoğurdundan ayranımız bulunmakta.”

Bu kadar kısa sohbetimizde bile telefonla gelen siparişlere cevap vermekten sohbet sık sık kesildi ve aralar vererek uzun süre beklemek zorunda kaldım.

Yaşamını bir arabaya yüklemiş olan seyyar pilavcılar yerine aynı işi bir işyeri açarak devam ettirmeyi tercih etmiş Pilavcı Semih Öztürk.

Hani bir deyim vardır, ”Papaz her gün pilav yemez” diye. Biz papaz olmadığımıza göre her gün pilav yiyebiliriz…

“Her şey mümkün olduğunca sadeleştirilmeli, fakat basitleştirilmemelidir.” (Einstein)

 

Yazı ve Fotoğraflar: Bülend Çadırcıoğlu