KKV Kongresinde yüksek tansiyon

Kastamonu Kalkınma Vakfı’nın (KKV) olağan mali kongresi dün Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası Toplantı Salonu’nda yapıldı

Divan Başkanlığını İlhan Çakıroğlu’nun yaptığı kongreye Vali Yaşar Karadeniz’in yanı sıra Belediye Başkanı Tahsin Babaş, AK Parti Kastamonu Milletvekilleri Hakkı Köylü ve Murat Demir, Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri T. Zafer Karahasan, Vakıflar Bölge Müdürü Yavuz Yücebıyık, Kastamonu Kalkınma Vakfı Başkanı Remzi Gür ve Yönetimi, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Selçuk Arslan, Eski Milletvekili Mehmet Yıldırım, İşadamları Kemal Akar, Sudi Topal, Hayati Hamzaoğlu ve diğer i üyeler katıldı. Kongrede görüşülen gündem maddeleri oybirliğiyle kabul edildi. Yaklaşık iki saat süren kongrede zaman zaman gergin anlar yaşandı.

Kastamonu-İstanbul tartışmasının öne çıktığı kongre, İstanbul’dan gelen işadamlarının kongre süresinin sınırlı tutulmasini isteyen önergelerinin oylanmasiyla ile başladı. Oylama sonrası kongre süresinin sınırlı tutulması kararı alındı.

Sırasıyla Mehmet Yıldırım, Mete Tufan, Sudi Topal, Tahsin Babaş, Hayati Hamzaoğlu, Murat Demir, Remzi Gür ve Vali Yaşar Karadeniz’in konuşma yaptığı kongrede tansiyonu yükselten eleştiri ve tepkileri anlamsız bulduğunu belirten Karadeniz, “Burada anlamsız bir Kastamonu-İstanbul tartışması görüyorum. Bu tartışmayı gerçekten anlamsız buluyorum. Önemli olan Kastamonu mu, İstanbul mu tartışması değil, önemli olan biz bu Vakıf olarak Kastamonu’ya ne yapacağız ona bakmamız lazım” dedi.

Karadeniz konuşmasında şunları söyledi:

“Kastamonu şu günlerde çok özel günlerden geçiyor. Bu etkinlikleri yaparken Belediyemiz, Milletvekillerimiz ve diğer çalışma arkadaşlarımızla birlikte tek bir hedefimiz var kişisel hiçbir hesabımız yok öncelikle onu belirtelim. Etkinlikleri gördüğünüzde bunu hissedersiniz davetiyelerde kimselerin adı yazılmıyor veya herhangi bir kurumun logosu, Kastamonu’dan herhangi bir kurumun logosu kullanılmıyor. Sadece Kültür Başkentliğinin logosunu kullanıyoruz bir tek amaç var o da Kastamonu. Kastamonu’yu ileriye götürmek Kastamonu’ya bir şeyler katmak ve Kastamonu’ya katkıda bulunmak Kalkınma Vakfının da amacı da bu olmalı. Burada anlamsız bir Kastamonu-İstanbul tartışması görüyorum. Bu tartışmayı gerçekten anlamsız buluyorum. Önemli olan Kastamonu mu, İstanbul mu tartışması değil, önemli olan biz bu Vakıf olarak Kastamonu’ya ne yapacağız ona bakmamız lazım. Onun çaresini araştırmamız lazım. Eğer Vakıf olarak biz Kastamonu’ya bir şeyler katabilirsek gerçekten biz iyi bir şeyler yapmışızdır. Eğer katamıyorsak, yönetim Kastamonu’da olsa ne olur, İstanbul’da olsa ne olur? Bende olsa ne olur, iş adamında olsa ne olur? Bunlar önemli değil, önemli olan sonuç. Çıktı nedir, çıktıya bakacağız. Kastamonu-İstanbul tartışması anlamsız dedim. Niye dedim. İstanbul’un hiç katkısı olmuyor değil, böyle bir yargı da yanlış. Örneğin Yurduntepe’de bir cenazemiz vardı, bu cenazeyi çözdük. İnşallah önümüzdeki kışa yetiştireceğiz. O cenazenin kalkmasında en büyük söz sahibi Sudi Topal’dır. Sudi Topal bu konuyu dert edinmiş. Bize geldi, konuyu bana açtı. Ferit Bey İsviçre firmasıyla irtibat kurdu ve firmanın buraya gelmesini sağladı. Ondan sonra biz Özel İdaresi Genel Sekreterimizle birlikte firma ile görüşmelere başladık ve konu çözüme ulaştı. Sonuçta herkes bulunduğu yerden bir şekilde katkıda bulunmaya çalışıyor. Örneğin Vakıf şöyle bir amaç edinemez mi; Kastamonu’ya her yıl bir okul yapmak, illa bu şekilde olsun anlamında söylemiyorum. Kastamonu’ya her yıl bir turizm tesisi kazandırmak, çok büyük çaplı tesislerden bahsetmiyorum. Bunun gibi belli başlı hedeflere yönelip o hedeflere doğru kendisine kaynak oluşturarak kamu kaynaklarına yüklenerek değil kendisi kaynak oluşturarak o hedefe doğru yürümelidir. Vakıf olarak ticari ve ekonomik çalışmalardan ziyade Kastamonu sosyal kalkınmasına katkı sunacak tesislere yönelmemiz gerekiyor. Bunu yaparsak ve bu yolda yürürsek daha başarılı oluruz kanaatindeyim. O zaman 20 yıldır devam eden patinajın da ortadan kalkacağını düşünüyorum. Ben inşallah bu genel kurulumuzun da bu hedefler doğrultusunda ilerlemesini temenni ediyorum. Hedefleri belirleyip o hedeflere doğru yürürsek daha iyi yol alırız düşüncesindeyim.”

YILDIRIM

Konuşmasında Uğurlu Royal Hospital ve Şeker Fabrikası’nı öne çıkaran eski milletvekili Mehmet Yıldırım, Başbakan Binali Yıldırım’dan Şeker Fabrikası’nın Kastamonu Kalkınma Vakfı’na verilmesini talep ettiğini açıkladı ve “Kastamonu Kalkınma Vakfı’nı İstanbul’a taşıyacağız dediniz. Taşıdınız mı? Özel araçlarla gidip geliyorsunuz, özel uçaklarla dönüyorsunuz… Arkadaşlar yükünüzü Kastamonu’da boşaltın; sonra da özelleştirme kapsamında ve atıl durumda olan Özel Uğurlu Hastanesi’ni hem de Şeker Fabrikası’nı harekete geçirin” diye konuştu.

TUFAN

KKV eski Başkanı Mete Tufan’ın, ‘Ben son yıllarda kayda değer bir hizmeti şahsen görmedim ve bu şekilde vakfın yönetiminin İstanbul’da olması suretiyle bu işlerin bundan daha fazla olacağına da inanmıyorum. Değerli İstanbul’dan gelen arkadaşlarımız vakfın kurulduğu yıllarda bile vakıf başkanlığını İstanbul’a almazsanız biz bir tek kuruş para ödemeyiz dediler ve bugüne kadar da herhangi bir maddi yardımları da olmadı. Sayın Sudi Topal kardeşimiz ben dedi İstanbul’da 100 kişiden 15’er bin dolar alırım ve vakfın bütün mali problemlerini hallederim dedi. Bir tek dolar gelmedi” şeklindeki sözlerine Sudi Topal tepki gösterdi.

Topal,  “Boş konuşuyorsun, hiç birşey bilmiyorsun, Vakfı kim kurdu? Biz kurduk İstanbul’da. Sudi Topal bugüne kadar verdiği her sözü tuttu. Ayıptır bu konuşmalar, ömrümde görmedim böyle birşey. Biz hayatımızı verdik Kastamonu için. Ben söyledimse onu yaparım. Herkes de bilir beni. Ayıptır bu. Buna müdahale eden de yok, bırakın müdahaleyi falan. Bırakın böyle rezilliği. Böyle birbirimizi karalayarak bu işler ve hizmetler olmaz” ifadelerini kullandı.

Divan Başkanı İlhan Çakıroğlu, araya girerek böyle bir şeyin ayıp olduğunu, söz istenirse verebileceğini söyledi ve “Bu konuşmaları divan olarak aynen iade ediyorum. Bu tür konuşmalar yanlış” dedi.

BABAŞ

Konuşmasına Türk Dünyası Kültür Başkenti seçilmenin getirileriyle ilgili bilgi vererek başlayan Belediye Başkanı Tahsin Babaş, özel hastane ve Şeker Fabrikası konularına da değinerek şöyle dedi:

“Özel Uğurlu Hastanesi konusunda elimizden geldikçe uğraş veriyoruz. Bazı meseleleri var. Onu çözmek için girişimlerimiz var. İnşallah çözeceğiz. O hastanenin açılması lazım, bunda hem fikiriz. Ciddi manada çaba harcıyoruz. Orası bir memleket meselesi haline geldi. Biz burası için sürekli istişarelerde bulunduk. Orası Kastamonu’nun bir değeridir. Orasını faaliyete geçmesi için çaba harcıyoruz.

HAMZAOĞLU

KKV’nin bir diğer eski Başkanı Hayati Hamzaoğlu da konuşmasında şu görüşleri dile getirdi: “Ben 14 yıl Vakıf yöneticiliği yapmış ve bir dönemde Vakıf Başkanlığı yapmış bir kardeşiniz olarak bizler bağcıyı dövmek değil üzüm yemek istiyoruz. Kastamonu Kalkınma Vakfı ucube bir durumda yoluna devam ediyor. Bunu en kısa sürede düzeltmeliyiz. Ben hayati Hamzaoğlu olarak nüfus cüzdanında Kastamonu yazan herkesin emrine amadeyim. Ama herkes de Kastamonu meselelerine sahip çıkmalıdır. Kastamonu Şeker Fabrikası alınacaksa da en doğru karar verilmelidir ve öyle hareket edilmelidir. Kastamonu Şeker Fabrikası’nda tehlike var mı derseniz var. KARGAZ gibi olmamalıdır. Kastamonu Kalkınma Vakfı’nı çok kısa sürede de toplantılarla güçlendirmeliyiz.”

Şeker Fabrikası’nın kapatılacağını dair kimse bir şey söylemedi. O bir tahmin. Özelleştirme konusunda kimler ne yapabiliriz Kastamonu tartışıyor. Kesin bir şeyi kimse söyleyemez. Onun için bu konuyu mantık çerçevesinde, memleket yararına tartışalım. Mantıklı insanlarız. En faydalı neyse Kastamonu için onu yapmaya gayret gösteririz. İlerleyen süreçte bir özelleştirme var. Hükümet tarafından bu karar alınmış. Bizim buranın en iyi şekilde nasıl işletilebileceğini peşinde koşmamız lazım. Toplumu biraz daha pozitif yönlendirelim. İşadamlarımıza güvenelim. Burada dengeli ve istişareli bu işleri yapmak lazım. ”

DEMİR

Milletvekili Murat Demir de, Vali Karadeniz gibi Kastamonu-İstanbul çekişmesinin bir yana bırakılmasından yana olduğunu belirterek şunları söyledi:

“İstanbul-Kastamonu bağlantısı ve yorumlarını artık bir kenara bırakalım. Hepimiz Kastamonuluyuz. Burada bulunan herkesin Kastamonu ile ilgili bir derdi var. İstanbul’da da durum aynıdır. İstanbul’dan milletvekili adayı olarak gelmiş ve memleketim için ne yapabilirim derdine düşmüş biriyim. Nasip oldu milletvekili oldum. Hasbel kader memlekete hizmet etmeye çalışıyoruz. Söylenen bir-iki söze ben açıkçası üzüldüm. ‘İstanbul’dan gelip ne yapılıyor’ sözlerine… Remzi Gür’ün yaptığı yatırımları nereye koyarız. Mehmet Umur’un yatırımları, Sudi Topal’ın da neler yapıldığı biliniyor. Birbirimizi dökmeden sözler sarf etmeliyiz. Geleceği planlayalım. Geçmiş çok geçmişte kaldı. Benim hayat prensibim geçmişe bakmamak. Geçmişi müzakere de etmem. Toplantılarda gelecekte ne yapacağımızı konuşmalıyız. Bugüne kadar hiç görülmemiş bir birliktelik var. Halkın siyasileriyle olan birlikteliği Kastamonu için devam edecek.”

Konuşmasında Türk Dünyası Kültür Başkenti olmanın Kastamonu’ya getirecekleri üzerinde de duran Demir, daha sonra şöyle devam etti:

“Kastamonu son yıllarda önemli yatırımlar alıyor. Yatırım aldığı toplam maliyet yaklaşık 8,5 milyar. İnebolu yolu tek seferde ihale edildi. Kırık Barajı yapılıyor. Kırık varyantı yapılıyor. Eğitim yatırımları 230 milyarı aşmış durumdadır. Devletimiz ordumuzla beraber mücadele ediyor. Ciddi maliyet harcıyor ve hükümet yatırımlarına devam ediyor. 3 milletvekili elimizden gelen tüm yardımı yapıyoruz. 2012 yılında şeker fabrikaları özelleştirme kapsamına girdiğinde Başbakanımız ve Cumhurbaşkanıyla görüşülmüş ve durum ötelenmişti. Kapsamın iptal edildiği söylenmişti, fakat iptal yok ötelenme var. Günümüze geldiğimizde bazı grupların bizi milletvekili olarak neredeyse hain ilan etmedikleri kaldı. Kastamonu ile ilgili derdi olmayanlar, şeker fabrikası durumu çıkınca faturayı bize kestiler. Bizim boynumuz kıldan ince. Memleketin faydasına olacaksa boynumuzu da veririz. Şeker Fabrikasının özelleştirmesi konusunda hükümetimiz karar aldı. Toplantıda herkes fikrini söyledi. Sonunda şartname ile şeker fabrikalarının özelleşeceği dile getirildi. Herkes şunu bekliyor, bağıracağım, hükümete veryansın edeceğim. Ben iktidar milletvekiliyim. Benim hükümetim bu kararı aldıysa onun kararı beni de bağlar. Ben nasıl alıcı bulabiliriz diye düşünüyorum. Kapanacak kelimesi kocaman bir yalan.”

GÜR

KKV Başkanı Remzi Gür, İstanbul grubuna yönelik eleştirilerin yersiz olduğunu kaydetti ve şöyle konuştu:

“Kastamonu Kalkınma Vakfı’nda Kastamonu ve İstanbul’un da içinde olduğu karma bir yönetim ve üyelerimizle katılarak toplantılarımızı ve çalışmalarımız sürdürüyoruz. Bizleri istediniz; görevimizi sürdürüyoruz. İstemezseniz bizler de gelmeyiz, Kastamonu’yu idare edersiniz. Bizim böyle bir derdimiz de yok. Kastamonu bizim, sizden daha fazla derdimiz. Kastamonu bizim sizden daha fazla da isteğimiz.

(…..)

Her üye 10 adam getirir 10’ar bin lira alırsanız Kastamonu Kalkınma Vakfı da Kastamonu Şeker Fabrikasını almaya talip olur. Onun dışında kim alır, parası olan alır. Ha Kastamonulu alır, Vanlı alır, Urfalı alır beni ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren taraf Kastamonu Şeker Fabrikası’nın çalışması. Biz bunun çalışmasını sağlayabilir miyiz ona bakmamız lazım. Biz kendimiz almalıyız diyorsanız teşekkür ederim. Hastane, hastane diye yırtınıyorsunuz. Ne topladınız? İki tane para topladınız, iki tane adam bir araya geldi de biz yardım edelim dediniz mi? O zaman İstanbul’daki adamları niye suçluyorsunuz? Herkes şapkasını öne koysun düşünsün. Bu mikrofondan olumsuz muhalefet gibi olmaz, olmaz demek kolay da oluru söylemek de lazım. Onu da söyleyelim, Kastamonu Vakfı temiz iyi niyetli çalışıyor. Kastamonu Vakfı’nı biz kamusal bir vakıf haline sokarsak işadamları bize verecekleri paraları vergiden düşer, daha fazla para alabiliriz. Ama böyle bir vakıfta para alma şansımız zor. O zaman ticaret yapmamız lazım. Önceden kömür ticareti yapılıyordu, bugün kömür yok. Devlet bize gazı versin gazı satalım o zaman. O da olmadığına göre ticaret yapabilmemiz için öz sermaye oluşturmamız lazım. 10 işadamı bir araya gelsin kuruluş kursun. Ilgaz uzun seneler çalışmanın eseridir.”