ÖLÜ DOĞAN 2020 TÜRK MUTFAĞI YILI ÜZERİNE

3 Mart 2020 tarihli Kastamonu gazetesindeki “2020 Türk Mutfağı Yılı Hoş Geldin” başlıklı köşe yazımda, Kültür ve Turizm Bakanlığının çok önemli bir kararını değerlendirmiş, ilimizde yapılması gereken çalışmalarla ilgili önerilerimizi sıralamıştık. O tarihte, henüz Kovid 19 salgını Türkiye’de hissedilmemişti. Her şey güllük gülistanlıktı. İleriye bakabiliyoruk. Kastamonu, 2019’da “Kastrofest” gibi önemli bir faaliyet gerçekleştirmiş, coğrafi ürün işaretlemede önemli adımlar atmıştı. Çok başarılı 2019 turizm sezonunun ardından 2020’de turizm rekorlarının kırılması bekleniyordu. Ancak, hiç beklenmeyen gelişmeler oldu. Bütün planlar rafa kalktı. “2020 Türk Mutfağı Yılı” da büyük yara aldı. Bu yazıda, salgının olumlu ve olumsuz yönlerini değerlendireceğiz.

11 Mart 2020 tarihinden itibaren Türkiye”yi etkileyen “Koronavirüs Pandemisi” günlerinde Türk mutfağı en çok ilgi gören alanlardan biri oldu. “Her şerden bir hayır doğar.”, “Her zararda bir hayır vardır.”, “Her işte bir hayır vardır.”, “Bir musibet, bin nasihatten yeğdir.” atasözlerinde veciz bir şekilde belirtildiği gibi, koronavirüs karantinası, evlerde izolasyon/yalnızlaştırma en çok Türk mutfağına yaramışa benziyor. Yazılı ve görüntülü medyadan takip ettiğimiz kadarıyla aile mensupları uzun süre bir arada yaşarken mecburen yiyecek ve içeceklerine daha çok özen gösterdiler. Temiz, kaliteli, taze, organik gıda maddeleri satın alıp evlerinde pişirdiler. Unuttukları yemekleri yaptılar. Hatta, işi abartıp evlerinde ekmek, pide pişirenler bile olu. Un, maya, ekmek makinesi satışlarında rekorlar kırıldı. Başta anne ve babalar olmak üzere evin bütün bireyleri mutfakta uzun zaman geçirdiler. 24 Nisan 2020 tarihinde Ramazan’ın başlamasıyla geleneksel mutfağa ilgi bir kat daha arttı. Havaların ısınmasıyla yeni mahsül sebze ve meyveler tezgâhlarda yerlerini aldı. Bakla, patates, soğan, bezelye, taze fasulye, kabak, patlıcan, dolmalık biber pazar çantalarını doldurdu.

Evet, “Türk Mutfağı Yılı” artık kutlama faaliyetleri bakımından önemini yitirdi. Sağlık hizmetleri ön plana çıktı ama Türk mutfağını yaşatma, yeni nesillere/kuşaklara öğretme açısından hiç bu kadar yararlı, etkili bir yıl yaşanmadı. Nineler, anneler evde çocuklarına mutfak eğitimi verdiler. Yemek yazarları, harıl harıl yemek tarifleri yazdılar. Ancak, her şey bu kadar güzel olmadı tabii. Akraba ve komşular arasında düzenlenen iftar sofraları, bayram sofraları bu yıl olmadı, olmayacak. Dolayısıyla, zengin Ramazan sofraları daha mütevazı hazırlanıyor. Ailelerin gelirlerindeki düşüş sebebiyle sofralardaki yemek çeşidi de doğal olarak azaldı. Ramazan Bayramı’nda ev ziyaretlerinin yapılmayacağı da şimdiden açıklandı. Tatlı tüketimi de azalacak demek ki…

Koronavirüs salgını, felaketi; Türkiye devlet yönetimine mutfak ekonomisi açısından önemli uyarılarda da bulundu. Tarım ve hayvancılığın, hijyenik gıda maddesi üretiminin ne kadar önemli olduğunu çarpıcı bir şekilde hatırladık. Birçok ülkede hastalığın yanı sıra açlık tehlikesi ortaya çıktığı hâlde, Türkiye bu konuda bir endişe yaşamadı, hatta muhtaç ülkelere gıda ve sağlık paketleri yolladı. Evlerin bahçelerinde boş arazi bırakılmaması, ülkedeki bütün ekilebilir arazilerde tarım yapılması devlet yöneticilerince istendi. Balkonlarda da küçük çapta bazı yiyeceklerin üretildiğini bu yaz daha çok göreceğiz. Maydanoz, dereotu, nane, yeşil soğan yetiştirmek bile hem insanı oyalayacak hem de korona endişesinden uzaklaştıracaktır.

Türkiye’nin mutfak kültürü bakımından en zengin ilk beş ili arasında yer alan Kastamonu’nun yiyecek ve içeceklerini üreten, konak turizmini yaşatan tesislerin, işletmelerin, yemek yapıp geçimini sağlayan kadınların bu yıl yaşadaıkları, yaşayacakları sıkıntıları hissetmemek mümkün değil. Yıllarca ülkemizin bacasız sanayi/turizmini ayakta tutup dış ticaret açığını azaltan turizm sektörü, ekonomik destek paketlerinin en büyüğünü hak etmiştir.

Mutfak kültürümüz koronavirüsten bir darbe de düğün, nişan törenlerinin iptaliyle almıştır. Bilindiği gibi, Türk mutfağının zenginliği, güzelliği en çok nişan, kına, düğün törenlerinde ortaya çıkar. Düğün izni çıksa bile, az katılımlı ve sosyal mesafeli olacak. Yiyecekler için sıkı hijyen kuralları getirilecek. Tabii bu durum, düğünün ve yemeklerin tadını olumsuz etkileyecek.

Öyle sanıyorum ki, Kültür ve Turizm Bakanlığı 2020 Türk Mutfağı Yılı kutlamasını gelecek yıla erteleyecek. Belki 2021’de Kastrofest’i bir kez daha yaşayacağız.

Sağlıklı, ağız tatlı günlerde buluşmak dileğiyle…

NAİL TAN