Orman köylüsüne ballı ceviz

mafacanOrman Bakanı’nı ve üst düzey bürokratlarını dakikalarca dinledikten sonra bi güzel anladım ki, bizim orman köylüsünün keyfi ağada paşada yok…

O kadar konuşmanın içinde tek kelime ile dahi bahsi geçmediğine göre, orman köylümüzün “kesim” derdi hiç kalmamış, bir eli balda bir eli cevizde.

 

Bakan Eroğlu ve Orman Genel Müdürü Üzmez’in peşi sıra habire önemle üzerinde durdukları devlet ormancılığından millet ormancılığına geçmek demek, milletin ormandan rızkını doğrultan kısmı olan orman köylüsünün ana geçim kaynağı olan “kesim” derdini kökünden kesmek demek heralde…

Bu saatten sonra orman köylülerimizin söyleyecekleri şarkı “Baltalar elimizde, uzun ip belimizde, biz gideriz ormana, ceviz ağacı dikmeye” olsa gerek.

 

Orman Bakanı’nın ziyareti öncesi tarafıma ulaştırılan kesim birim fiyatlarının düşüklüğü, orman köylümüzün yükselen maliyetler karşısından inim inim ezildiği, “dikili satış” uygulamasının ilimizde orman köylülerimize büyük mağduriyet yaşattığı, ormanların özel şirketlere 49 yıllığına kiralanma hazırlığı nedeniyle milletin diken üzerinde oturduğu yönündeki bilgi komple asparagas çıktı iyi mi?..

Orman köylülerimizce sıma sıkış doldurulan spor salonundaki havaya bakınca; sıfır sorun, kallavi memnuniyet.

 

E zırnık derdi kalmayınca orman köylülerimizin Bakan’a iletilecek, milletvekillerine de konuşacak laf kalmadı haliyle…

Haklı olarak ilimizin 4 mevsim doğal güzelliğinden girdi iki vekilimiz, teşekkür üstüne teşekkürden çıktılar.

 

Aynı dert orman köylümüzün örgütlü gücü kooperatiflerde de hasıl…

Bakan’dan bizzat randevu talep ederek, rica minnet dosya sunarak, olmadı pankart açarak, hiç olmadı bas bas bağırarak duyurulacak sorun kalmayınca ortada e ne yapsınlar, onlara da araziye uymak düştü.

 

“Kastamonu Kırsal Kalkınma Platformu” hakeza…

Bakan ziyaretinde hiç ortalıkta görünmemelerini, kırsal yerleşim sayısında başka vilayetlere açık ara yapan ilimizde köylünün feraha erdiğine sayarsak eğer, laf salatasına hiç gerek yok indirsinler tezelden kepengi.

 

Bakan Eroğlu’nun ziyaretinde orman köylümüze dair pespembe tabloyu bozan tek kişi olan AKP İl Başkanı Halil Uluay’a ise büyük teessüf ediyorum…

Orman köylüsünün durumunun düzeltilmesine yönelik, saydım üst üste içinde tam 19 talep barındıran dosyayı Bakan’a sunmanın ne alemi vardı? Hele bi içinde “Kastamonu orman köylüsünün yıllık yakacak ihtiyacının karşılaması için izin verilmesi hususu” ibaresi geçen talep var ki evlere şenlik, bilmeyen de orman içindeki orman köylüsünün kışın yakacağı iki oduna devlet izin vermiyor sanacak.

 

Yokluk, yoksulluk, göç, geçim sıkıntısı içinde çaresizlik çeken Finlandiyalı, Norveçli, İsveçli orman köylülerine selam olsun orman köylüsü müreffeh Kastamonu’dan…

İstiyorlarsa bizim siyasetçileri ve bürokratları gönderelim, dakkasında ballı ceviz formülüyle düze çıkarırlar, bi şeycikleri kalmaz.

•••

Not 1: Orman Bakanı Eroğlu’nun yüzölçümünün yüzde 74.6’sını dağ ve ormanlık alanın kapsadığı, nüfusunun yüzde 41.9’unun köy ve beldelerde ikamet ettiği, 1071 köyünden 974’ünün orman köyü olduğu, Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı 16 işletmenin yıllık bir milyon 800 bin metreküp üretim yaptığı ilimize gerçekleştirdiği ziyarette…

Orman emvali kesimi üzerine tek ama tek kelime konuşulmadı.

 

Orman köylüsünün ana geçim kaynağı olan “kesim” konusu es geçildi…

Hedefler tutturulursa eğer anca “tali” geçim kaynağı olabilecek olan ceviz, badem, kestane, bal üretimi ise maşallah dillerden düşmedi.

 

Devlet ormancılığından millet ormancılığına geçen devletimiz; orman köylüsü kesim yapmasın, ceviz badem toplasın mı istiyor yoksa?…

Anlamadım yani.