Tıbbiye Vakfı’na Yüzbaşıoğlu desteği

Bir dönem YÖK üyeliği de yapan ve Hacettepe Üniversitesi’nin Kastamonu’da Tıp Fakültesi kurma kararında öncü rol oynayan hemşerimiz, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu, Tıp Fakültesi’nin Kastamonu’da öğretim verebilir duruma gelmesi ve arzulanan gelişimi sağlamasına katkıda bulunmak ve destek vermek anlamında kurulması arzulanan Tıp Fakültesi Vakfı önerisine destek verdi.

Eski öğrencisi Rektör Topal’la da görüştüğünü belirten Yüzbaşıoğlu, görüş ve düşüncelerini dile getirdiği açıklamasında “Kastamonu’da da Kastamonuluların oluşturduğu üniversitenin sorunlarına sahip çıkmaya muktedir güçlü bir vakfa ihtiyaç vardır. Böyle bir vakıf tıp fakültesinin alt yapısının tamamlanmasında destek olacağı gibi, fakültenin öğretim üyesi kadrosunun oluşumuna da önemli katkı sağlayacaktır” dedi.

 

Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin Kastamonu’da öğretim verebilir duruma gelmesi ve arzulanan gelişimi sağlamasına katkıda bulunmak ve destek vermek anlamında kurulması arzulanan Tıp Fakültesi Vakfı önerisine çok önemli bir destek geldi.

Bir dönem YÖK üyeliği de yapan ve Hacettepe Üniversitesi’nin Kastamonu’da Tıp Fakültesi kurma kararında öncü rol oynayan hemşerimiz, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu, görüş ve düşüncelerini yaptığı yazılı açıklamayla şöyle dile getirdi:

“ KASTAMONU

İmparatorluğun devlete bağlı, sorun yaratmayan pay-ı taht İstanbul’a komşu vilayeti;

  • Milli mücadelenin efsanevi lojistik üssü;
  • Cumhuriyetimizin ve Atatürk devrimlerinin öncüsü;
  • Anadolu’nun en yüce dağı Ilgazıyla, Karadeniz’e en uzun sahil şeridiyle dört mevsimin yaşandığı bir diyar;
  • Binbir çeşit bitkiyi barındıran ormanlarıyla Türkiye’nin akciğeri;
  • Kıyıları, şelaleleri ve göletleriyle bir doğa harikası değerlerini taşıyor.

Ancak, bütün bu özellikler Kastamonu’nun kalkınmasına, Kastamonu halkının refah düzeyine aynı ölçüde yansımış değil. Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana bu noktaya gelişte, başta siyasetçiler olmak üzere, Kastamonulu işadamlarının, aydınlarının, kanaat önderlerinin payının büyük olduğu kuşkusuzdur. Ama bunda Kastamonuluların topyekûn mütevazı, çekingen, talepkâr olmayan, örgütlenmeye sıcak bakmayan tutumlarının da önemli payı vardır.

Öğrencilik yılları ve meslek hayatı İstanbul’da geçmiş olmakla birlikte, doğduğu ve büyüdüğü Kastamonu’dan bağlarını koparmamış bir Kastamonulu olarak, 2004 yılında YÖK üyesi olduğumda Kastamonu’ya bir hizmet sunma fırsatı doğdu. O zaman Kastamonu’da büyük bir şehir hastanesi projesi başlatılmıştı ve bunun büyük bir bölge hastanesine dönüşmesi planlanıyordu. Böyle bir hastanenin hayata geçirilebilmesi, başta hekimler olmak üzere sağlık personeli yetiştirme projesiyle desteklenmesiyle mümkün olabilir diye düşündüm. O zaman Hacettepe Üniversitesi Rektörü rahmetli Prof.Dr. TuncalpÖzgen aynı zamanda YÖK üyesiydi. Bunu fırsata dönüştürerek bu düşüncemi Tuncalp Hoca’ya anlattım. Başlangıçta pek sıcak bakmadı ama dönemin YÖK Başkanı rahmetli Hocam Prof.Dr. Erdoğan Teziç’in de desteğiyle Tuncalp Hoca’yı Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin himayesinde Kastamonu’da bir tıp fakültesi kurmaya ikna ettik. Kuruluş işlemleri 2006-2007 yıllarında tamamlandı ve Kastamonu’da tıp fakültesi açıldı. Tıp fakültesinin açılması Kastamonu’da büyük sevinç yaratmıştı. Öğrenciler Kastamonu’daki tıp fakültesinin fiziki alt yapısı ve öğretim üyesi kadrosu oluşturuluncaya kadar Hacettepe Tıp Fakültesi’nde öğrenim görecekti. Öğretim üyesi kadrosunun oluşmasında Hacettepe Üniversitesi destek verecekti. Bu doğrultuda Hacettepe Tıp Fakültesinden Kastamonulu bir tıp profesörü dekan olarak atanmıştı. Böylece her şey çok güzel başlamıştı.

Ancak, aradan 12 yıl geçmesine rağmen Kastamonu Tıp Fakültesi faaliyete geçemedi. Öğrencilerin halen Yıldırım Beyazıt Üniversitesine bağlı tıp fakültesinde öğrenim gördüklerini öğrendim. Üstelik yapımına başlanan hastane projesi de yarım kalmış, binalar metruk, harabe haldeymiş. Anlaşılan ne Hacettepe Üniversitesi ne Kastamonu Üniversitesi ne de biz Kastamonulular tıp fakültesine sahip çıkabilmişiz. Gelinen bu noktada suçlu aramanın bir faydası yok. Önümüze bakmalıyız.

Bildiğiniz üzere 2019 yılında Kastamonu önemli gelişmelere sahne oldu ve olmakta. Türki Cumhuriyetler Kültür Mirası başkenti olarak 2019 yılında Kastamonu seçildi. Buna ilişkin etkinlikler yapılıyor. Keza, Eylül ayında Kastamonu’da Gastronomi Festivalleri düzenlendi. Aralık ayında da Kastamonu’da ilk kadın mitinginin 100. Yıl etkinlikleri yapılacak. Bütün bunlar Kastamonu için bir diriliş, kendine geliş ve ileriye dönük atılımın somut ürünleridir. Bunlara katkı veren tüm hemşerilerime teşekkür ediyorum. Bunlar arasında, İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor olmam nedeniyle, yeterince destek verememekle birlikte, manen her an benim de yanında olduğum Dünya Mirası Kastamonu İnisiyatifi’nin katkılarını vurgulamak isterim. Değişik mesleklerle iştigal eden Kastamonululardan oluşan bu sivil inisiyatifin 2019 yılındaki bu etkinliklerde başat katkıları olmuştur. Kastamonuluların bunu gördüğüne ve takdir edeceğine inanıyorum.

Dünya Mirası Kastamonu İnisiyatifinin önde gelen isimlerinden Atıf Uğurlu’dan Kastamonu Tıp Fakültesi’nin sorunlarına da el atmak istediklerini ve bu amaçla bir vakıf kurulmasını planladıklarını öğrendim. Bu doğrultuda arayışlar Kastamonu basınında da yer aldı. Bu girişimi çok yerinde buluyor ve gönülden destekliyorum. Üniversiteleri sadece devlet imkânlarıyla ayakta tutabilmek pek kolay olmuyor. Nitekim, Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de gelişmiş üniversitelerin arkasında sivil İnisiyatiflerle kurulmuş güçlü vakıflar görüyoruz. Bu nedenle Kastamonu’da da Kastamonuluların oluşturduğu üniversitenin sorunlarına sahip çıkmaya muktedir güçlü bir vakfa ihtiyaç vardır. Böyle bir vakıf tıp fakültesinin alt yapısının tamamlanmasında destek olacağı gibi, fakültenin öğretim üyesi kadrosunun oluşumuna da önemli katkı sağlayacaktır.

Kastamonu tıp fakültesi sorununu, yeni atanan ve tesadüfen 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğrencim olan meslektaşım Rektör Prof.Dr. Ahmet Hamdi Topal ile konuştum. Kendisi bana Tıp Fakültesine yeni dekan atandığını, öğretim üyesi kadrosunu oluşturma ve devlet hastanesi ile afiliye olma çalışmalarını sürdürdüklerini, önümüzdeki yıl tıp fakültesinin Kastamonu’da eğitim-öğretime başlamasını hedeflediklerini ve yapımı yarıda kalan hastanenin de takipçisi olacağını söyledi. Aynı amaçla kurulacak bir vakfın da bu çalışmalarına destek sağlayacağını ve kendisinin de memnuniyetle onunla çalışabileceğini ifade etti.

Bütün bu gelişmeleri Kastamonu için bir dönüşüm olarak görüyor, tüm Kastamonuluların bu fırsatı iyi değerlendirmelerini diliyorum.”