ÜNLÜ BESTEKÂR TANBURÎ EROL SAYAN’A FAHRİ DOKTOR UNVANI VERİLMESİ ÜZERİNE

5 Mart 2020 Perşembe günü Ankara Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Orhan Zaim Konferans Salonu’nda düzenlenen “Erol Sayan Fahri Doktora Töreni”ndeydik. Kastamonu Dernekler Federasyonu Başkanı Hasan Şen, Araç Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Bahtiyar Uyanık ve bazı değerli hemşehrilerimizle bu önemli ve güzel törende gurur kaynağımız Erol Sayan’ın yanındaydık. Değerli bestekârımız 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Büyük Ödülü’nü almış, bu törende de bulunmuştuk. Aslında, Atılım Üniversitesi Senatosu Fahri Doktora kararını 7 Mayıs 2019 tarihinde almış, ancak bestekârın aniden rahatsızlanıp yoğun bakımda tedaviye alınması ve nekahat dönemi dolayısıyla tören ancak bu yıl 5 Mart 2020 tarihinde yapılabildi.

Törenden önce biraz kendisiyle sohbet ettik. Bugüne kadar hangi üniversitelerden “Fahri Doktor” unvanı aldığını sorduk. “Bu ilk” dedi. “Kastamonu Üniversitesinden sonra ikinci”, demesi gerekirdi ama diyemedi. Ne yazık ki, Kastamonulu olmayan rektörler ve özellikle de Prof.Dr. Seyit Aydın’a bir türlü Kastamonu’yu ve Kastamonuluyu sevdiremedik. Bize de öğretim üyelerinden bir grup tarafından fahri doktor unvanı verilmesi teklif edildi ama görmezlikten geldi. Erol Sayan’ı görmezlikten gelen üniversite elbette Nail Tan’ı tanımayacaktı.

Törende neler oldu?

14.30’da başlayan törenin açış konuşmasını yapan Rektör Prof.Dr. Yıldırım Üçtuğ, konuşmasına Atatürk’ün sanat ve sanatçıya verdiği önemi, değeri açıklayan sözleriyle başladı. Üniversitenin de aynı düşünce doğrultusunda Türk sanatına değer katıp, ulusumuzu yücelten sanatçıları ödüllendirdiğini belirtip Erol Sayan’ın hayat hikâyesini, hizmetlerini anlattı. Sonra, sahneye Atılım Üniversitesi Senato Üyelerini davet etti. Ardından Erol Sayan’ı sahneye aldı. Senatonun 7 Mayıs 2019 tarihli kararını yüzüne karşı okuyup belgesini verdi. Fahri doktor cübbesini alkşlarla giydirdi. Erol Sayan, yaptığı teşekkür konuşmasında, Türk müziğine ilgisini başlangıcından itibaren anlatıp 1983’ten itibaren İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarında 22 yıl repertuvar hocalığı yaptığını belirterek sözlerini şu cümlelerle bitirdi: “ Müzik ruhun arıtma cihazıdır.”

Konuşmasını bitiren Sayan, sahnede bir sandalyeye oturtuldu. Uzun süre ayakta kalması sakıncalıydı. Türk müziği sazları (sekiz sanatçı) sahnede yerlerini aldılar. Değerli bestekâr; “Dudağında açan gülüş, senin benim ikimizin” bestesini söyledi, dinleyenleri mestetti. Bu girişten sonra, bestekâr ön sırada Rektörün yanına oturdu. Eşi , her zaman olduğu gibi bu törende de yanı başındaydı.

Törenin konser bölümünde önce Ankara Radyosunun üç sanatçısı Sayan’ın ikişer bestesini seslendirdiler:

Seçil Ak Kutlu: Seni ne çok sevdiğimi söylesem de bilemezsin
                        Bir dünya yarattım yalnız ikimiz için

Elif Güreşçi: Şu benim bağrıma yaslan duyacaksın
                    Şu gönlümü yaralıyan sizden biri

Coşkun Açıkgöz: Dertli ne ağlayıp gezersin burda
                           Gül yüzünde güller solsa ağlarım

Ardından Atılım Üniversitesi Türk Sanat Müziği Korosu sahnede yerini alıp C. Açıkgöz’ün şefliğinde Sayan’ın şu bestelerini seslendirdi:
Kalbe dolan o ilk bakış unutulmaz
Bana bir aşk masalından şarkılar söyle
Yine yakmış yâr mektubun ucunu
Ömrümüzün baharı birlikte geçsin

Son eser, sözleri şair Enis Bahiç Koryürek’e ait olan Hatıra adıyla tanınan besteydi. Şu mısrayla başlıyordu:

Geçsin günler, haftalar, aylar, mevsimler, yıllar

Şef Coşkun Açıkgöz, Sayan’dan bestenin hikâyesini anlatmasını rica etti. Bestekârımızın anlattığı hikâye özetle şöyle:

“1960 yılının başıydı. Askerden geldim. İş arıyorum. Annem, ünlü şair Enis Behiç Koryürek’in annesiyle Cumhurbaşkanı Cella Bayar’ın eşinin bazı hanımlarla buluşup sohbet ettiklerini biliyor. Dedi ki:

Enis Behiç Bey’in bir şiirini çok güzel bestele. Ben annesine götürürüm. O da Celal Bayar’ın hanımıyla görüşür sana iyi bir iş bulur.

Annemin sözünü tutup Enis Behiç’in “Geçsin günler” diye başlayan bir dörtlükten oluşan şiirini sabaha kadar uyumayıp besteledim. Sabahleyin tamburumla çalıp anneme dinlettim.

-Çok kısa. Böyle şarkı olmaz. Biraz uzat, dedi.

Şiir bu kadar. Ne yapayım? Zaman da yok. Oturdum ikinci dörtlüğü kendim yazdım: Ömrüm sensiz geçse de aşkın  gönlümde kalsınmısrasıyla başlayan dörtlüğü. Anneme iki dörtlük olarak okuyunca dedi ki:

-İşte şimdi olmuş. Artık Enis Behiç’in annesiyle görüşebilirim.

Ama kısmet değilmiş. 27 Mayıs 1960 darbesi oldu. Celal Bayar, görevden uzaklaştı ama beste kaldı geride.”

Erol Sayan, yaşayan en güçlü Türk müziği bestecisidir dersek abartmayız. 19-22 Mart 2020 tarihleri arasında Ankara’da düzenlenen 16. Başkentte Kastamonu Günleri’nde Erol Sayan’la ilgili bir faaliyet de programda yer almaktadır. Kendisini kutluyor, sağlıklı uzun ömürler diliyoruz.

NAİL TAN