28 gün formülü

Kent Konseyi Başkanı Dahiliye Uzmanı Dr. Ahmet Zafer Ergün, ülke olarak da Kastamonu olarak da büyük sıkıntı içinde bulunduğumuzu ifade ettiği koronavirüs salgınıyla baş etmenin öncelikli yolunun maske kullanmak olduğunu vurguladı.

Ergün, “Buradan iddia ediyorum: Biz milletçe 28 gün maske taksak 28 günde bu salgın Türkiye’de bitmez ama bitme noktasına gelir. Bu şekilde takmış olsak bugünün sonunda bu hastalık yüzde 1’lere, yüzde 2’lere iner” diye konuştu.

“Maske takan hasta bir kişinin bulaştırıcılığı maske takmayan kişiye göre yüzde 100’den yüzde 5’e iniyor” diyen Ergün, Maskeyi takmamak karşıdakiler karşı saygısızlıktır ve de bu suçtur. Nasıl silahla vurmak suçsa bu da aynı suçtur” dedi ve ağır yaptırımlar uygulanması gerektiğini söyledi.

Ergün, 1980’deki kolera salgınında tek dahiliyeci olarak 40 gün hastaneden çıkmadığını hatırlattı ve Şimdi kendimi onların yerine koyuyorum, tüm sağlık çalışanları, hemşireler tükenmiş durumda. Sağlık çalışanları hak ettiği değeri görmek istiyor, saygısızlık görmek istemiyor” dedi.

 

 

 

Kent Konseyi Başkanı Dr. Ahmet Zafer Ergün, pandemi süreci ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Belediye Başkanlığı Toplantı Salonu’nda  basın mensupları ile bir araya gelenErgün, Tüm ülkenin 28 gün kesintisiz olarak maske kullanması halinde koronavirüs salgınının önüne geçilebileceğini iddia etti.

Pandemi ile bütün dünyanın savaştığını söyleyen Kent Konseyi Başkanı Dr. Ahmet Zafer Ergün, şunları söyledi:

“Bu virüse karşı bizlerde savaş halindeyiz. Şu anda ülke olarak da, Kastamonu olarak da çok büyük sıkıntı içindeyiz. Buradan eleştiri yapmak içinde konuşmuyorum, gerçekleri basın mensuplarımızla ve onların sayesinde de vatandaşlarımla paylaşmış olacağım.

Şu anda bile maske ile konuşmamı yapıyorum, çünkü pandemi olmasam bile ağzımızdan çıkan damlacıklarla çevremize zarar verebilirim. Bunun içinde herkes üzerine düşen görevi yapmalı, karşısındakilere de saygılı olmalıdır.

Sağlık Bakanımız güvenilir birisi oldu. Çünkü kendisi de bu hastalık için büyük mücadele verdi. Bir meslektaşım olarak da ben kendisini sevdim, onunla da gurur duyuyorum.

“Biz başarılıyız, ama salgın bitmedi. Maske, mesafe ve hijyen kurallarına çok dikkat etmemiz gerekiyor.Herkesten de istirham ediyorum: Millet olarak maskelerimizi takmıyor, mesafe ve hijyen konularına da tam olarak uymuyoruz. Tüm hemşerilerimiz ve vatandaşlarımıza buradan sesleniyorum:

Bu maske beni korumaz, bu maske sizi korur. Nedeni iseKovid-19 dediğimiz hastalık 100 insanın 17’sinde belirti vermiyor. Siz gençseniz, sisteminiz iyi çalışıyorsa zaten sorununuz büyük ihtimalle olmayacak. Ama siz o sağlıklı iyi hissettiğiniz dönemde bu hastalığı yaymaya devam edeceksiniz. Bütün olay ve bütün incelik burada. Bizim halkımıza anlatmamız gerekende bu. Herkes kendini potansiyel hasta veya hastalığı ortaya çıkmamış kişi olarak kabul edecek. Maske bunun için gerekli.

Şimdi bu hastalığı biz iyi bilmiyoruz. Laboratuvar çalışmalarımızda 6 aydır var bu hastalık. Ama daha önceden yapılmış birçok şey var, virüs çalışmaları var. Maske takan bir hasta kişinin bulaştırıcılığı maske takmayan kişiye göre yüzde 100’den yüzde 5’e iniyor. Maske yokken 100 kişiye bulaştıracakken ağzınızda maske varken 5 kişiye bulaştırılabiliyor. Maske hepimize bunun için çok önemli. Her kişide maske varken bulaşma riski yüzde 1’e ve 2’ye kadar iniyor. Maske bunun için çok önemli. ‘Su, çay, sigara içecektim de onun için takmadım’ diye mazeret üretenler de oluyor. Bunlarla ve bu şekilde bu virüsü atlatamayız.”

“MASKE TAKMAMAK DELİKANLILIK DEĞİLDİR”

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın maske, sosyal mesafe ve hijyen ile ilgili açıklamalarına dikkat çeken Ergün, sözlerini şöylesürdürdü:

“Ben lokantalara, umumi tuvaletlere bakıyorum, işyerlerinde yerlere bakıyorum, insanlar hijyene gerçekten dikkat ediyorlar, ama insanlar asla tam olarak maske takmıyorlar ve maskeyi doğru olarakda takmıyorlar.

Buradan iddia ediyorum:Biz milletçe 28 gün maske taksak 28 günde bu salgın Türkiye’de bitmez ama bitme noktasına gelir. Bu şekilde takmış olsak bugünün sonunda bu hastalık yüzde 1’lere, yüzde 2’lere iner.

Birde çok büyük bilgi kirliği var.Seçme yeteneği olmayan, yeterli donanıma ve kültüre sahip olmayan insanlar buradan o bilgi kirliği içerisinden kendilerine uygun olanı seçiyorlar. Maske takmak istemeyenler, bu bilgi kirliğindebirisinden duyduklarını, yanlış olanları seçiyorlar.

Bizim asıl işimiz Kastamonu’yu bu işten kurtarmaktır. Biz yerelde iyi çalışmazsak zaten genelde hiçbir şey olmaz. Yereldeki yöneticiler iyi çalışacak ki, Türkiye genelde de bu şekilde düzelebilecek.

Maskeyi takmak hepimizi için çok önemli. Maskeyi takmamak karşıdakiler karşı saygısızlıktır ve de bu suçtur. Nasıl silahla vurmak suçsa bu da aynı suçtur. Maske takmamak kahramanlık ve delikanlılık değildir. Önemli olan maskeyi takmaktır, başkalarına zarar vermemek ve karşısındakine de hürmet ve saygı göstermektir. Maske takmayan suçludur. Sağlığımızı tehlikeye atmaya kimsenin hakkı yoktur. Önemli olan maskeyi takmaktır. Maske takmak karşısındakine saygı göstermektir, maske takmak karşısındakinin sağlığına hürmet göstermektir, maske takmak karşısındakinin elini öpmektir.”

“AĞIR YAPTIRIMLAR UYGULANMALI”

Dr. Ahmet Zafer Ergün, maske takmayanlara ağır yaptırımların uygulanması gerektiğini de vurguladığı konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Mülki idarenin bu konuda yardımcı olmasını istiyorum. Cezaları arttıralım. Maske takmanın cezası varsa neden cezası kesilmiyor? Ben maske takmayanı görüyorum da görevliler neden görmüyor? Ekipler kontrolü gittikleri yerlere haber veriyor, neden haber veriliyor?  Maske takmaktan kulaklar kırılsın, ama canlar gitmesin. Neden olduğunu bırakalım, ne yapmamız gerektiğini düşünelim.

Düğün yerine açık havada nikah yapılabilir. Halkımıza bunları tavsiye edebiliriz. Ben bu memlekette 1979 Aralık ayından beri doktorluk yapıyorum. Toplamda da yarım asra yakın doktorluk geçmişim var. 23 yıl baştabiplik yaptım. Kaç parti, bakan, parti başkanı, milletvekili gördüm hiç birisiyle geçimsizliğim olmadı. Hep doğru bildiğimi konuştum. İşe yaramayacak, insanlara faydası olmayacak tartışmaların içine hiç girmedim. Yine o tarz tartışmalara girmiyorum, bizim sorunumuz yaşamak. Yaşamak içinde maske takmalıyız. 1980 yılında devlet hastanesinde doktor yok. Tifo ve kolera salgını patladı. 40 günde 6 bin kişi hastalandı. 40 gün evime gitmedim. Tek dahiliyeci olarak hastalarla muhatap oldum. Şimdi kendimi onların yerine koyuyorum, tüm sağlık çalışanları, hemşireler tükenmiş durumda. Sağlık çalışanları hak ettiği değeri görmek istiyor, saygısızlık görmek istemiyor.”

Ergün konuşmasını şöyle noktaladı:

“PCR kolay alınan bir şey değil ki, hem ağızdan, hem boğazdan alınıyor. İyi bir usta el tarafından alınması lazım. Eğer alan usta bir el olmazsa, PCR’ın doğru sonuç verme ihtimaliyüzde 40. Yüzde 40 sizde bir şey yok! Sen 14 gün tedbirli olacak ve bekleyeceksin.

Ben halkımızdan rica ediyorum. Önemli olmayan hastalıklar için hastaneye gitmesinler. Aile hekimi doktor arkadaşlarıma çok büyük görev düşüyor. İnsanların gereksiz yere hastaneye gitmelerini onlar engellemeli, çünkü hastaneye gitmek de risk taşıyor. Hastanede Kovid-19 olma ihtimalimiz daha fazla. Onun için ufak tefek hastalıklar için aile hekimlerine gidelim. Onlar birçok hastalığı tedavi edebilecek güçteler. Aile hekimleri önerirse hastaneye gitsinler. Sağlıkçılarımıza sahip çıkalım. Daha iyi davranalım. Onlar yemine sadık ve orada çalışıyorlar. Sağlık çalışanlarına sahip çıkılması gerekiyor. Kendilerine verdikleri hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum.”

Mehmet Öz

Toplantıya sağlık çalışanları adına katkılan Sağlık-Sen Kastamonu Şube Başkanı Mehmet Öz de şunları söyledi:

“Yaklaşık Mart ayında başlayan pandemi sürecinde çocuklarını, ailesini göremeyen sağlık personelimiz var. Mart ayından bu tarafa ailesini göremeyen sağlık çalışanlarımız var, acı olan da bu. Bunu anlamak lazım, yaşamayanlar ise bunu bilemezler.

Sağlık personelimiz kendilerinden çok bizlerin sağlığını düşünüyor, bizler için gece gündüz demeden çalışıyor. Bunun içinde sağlıkçılarımıza destek için, sağlığımız için maskelerimizi takalım, sosyal mesafe ve hijyen kurallarına da uyalım. Ailelerimizi, tanıdıklarımızı ve ülkemizi düşünelim.  Evimizden sağ salim çıktığımız gibi sağ salim dönmemiz içinde kurallara harfiyen uyalım. Kurallara uyma hassasiyetini sağlıklı günlerimiz için tüm vatandaşlarımızdan istiyoruz. Pandemi sürecinde büyük mücadele veren tüm sağlıkçılarımıza da teşekkür ediyoruz.” Cengiz MUHZİROĞLU