BİR KASTAMONULU BAŞARI HİKÂYESİ DAHA EMERİTUS PROF.DR. MEHMET ÖZDOĞAN

Arkeoloji dalında kariyer yapmış Kastamonulu bilim insanına; Doç.Dr. Aslıhan Türkkan Yener gibi nadiren rastlıyoruz. Araçlı Ahmet Gökoğlu (1902-1981) DTCF Arkeoloji Bölümünü bitirerek (1945) Kastamonu arkeolojisine önemli hizmetlerde bulunmuştu ama akademisyen değildi. Hürriyet gazetesinin 4 Temmuz 2021 Pazar günkü yayımında Zeynep Bilgehan’ın “Hey Gidi Yıllar” köşesinde (s.11) yer alan bir söyleşiyi okuyunca ne kadar sevindiğimi tahmin edemezsiniz. Kastamonulu İhsan Özdoğan ile İstanbullu Belkıs Hanım’ın 1943 İstanbul doğumlu oğulları Emeritus Prof.Dr. Mehmet (Celal) Özdoğan elbette Kastamonu nüfus kütüğüne kayıtlıydı. Ağabeyim Özdemir Tan’la birlikte kaleme aldığımız Gurur Kaynağımız Kastamonulular’ı hazırlarken İstanbul Üniversitesinde görevli Kastamonulu öğretim üyeleri bize haber vermemişlerdi. Demek ki İstanbul doğumlu ve doğma büyüme İstanbullu olduğundan dolayı baba memleketini sormamışlardı. Zeynep Bilgehan’a verdiği söyleşide baba memleketini ve niçin İstanbul’a yerleştiklerini çekinmeden açıklamış. Biz bu yazımızda, önce söyleşideki bazı cümlelerin altını çizecek sonra da Genel Ağdaki (İnternet) özgeçmişle ilgili bilgilerden bazı alıntılar yapacağız.

Türkiye’nin sayılı arkeologlarından Emeritus Prof.Dr. Mehmet Özdoğan 1943 yılında İstanbul’un Sultanahmet semtinde doğdu. Babası Kastamonu’nun bir köyünden İhsan Özdoğan, annesi ise İstanbullu seçkin bir ailenin kızı Belkıs Hanım. Ailenin tek çocuğu. Baba ve annesi İstanbul Üniversitesi fizik bölümünde yüksek öğrenim görüyorlar.

İlkokulu Sultanahmet 44. İlkokulunda okudu. Pedagog dayısı bu okulun müdürüydü. Bu okulu şöyle anlatıyor Özdoğan Hoca: “Eşek gibi dayak yerdik. Öğretimse o kadar iyiydi. Üçüncü sınıfta gözü kapalı Türkiye haritası çizerdim.” İlkokuldan sonra ortaokul için İngiliz Erkek Lisesine devam etti. ArdındanRobert Koleje geçti. Kolejde iken TMTF’nin (Türkiye Millî Talebe Federasyonu) turist rehberliği kurslarına katıldı (1960). İstanbul’un en iyi öğretim üyeleriyle İstanbul ve Anadolu’yu gezmeye başladı. 1963 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Prehistorya Bölümünde yüksek öğrenimine başlayışını şöyle anlatıyor: “Kaymakam olmak istemiyordum. Hukuk bölümü önünde bekleyen çok insan vardı. Arkeoloji kaydı için kuyruk olmadığını görünce oraya girdim. Başta beklediğimi bulamadım. Sonra efsane arkeolog Halet Çambel’i gördüm ve inanılmaz etkilendim.” Bu etkilenmeyi ve ilk kazı deneyimini ise şöyle anlatıyor: “Okula girdiğim yıl Halet Çambel Amerika’daki en ünlü prehistoryacı olan Prof.Dr. Robert Braidwood’u İstanbul’a getirmişti. O kültür tarihini diğer bilim dallarıyla beraber çalışıyordu. İlk kazı yerim Urfa Bozova ve Diyarbakır Ergani’ydi. Sene 1964’tü. Kurtalan Ekspres’e binip Ergani’ye ulaştım. Elimde krokiyle karşılaştığım ilk manzara şuydu: Çalının içinde kocaman kazan, başında yaşlı, beyaz saçlı bir kadın, hayvan leşi kaynatıyor. Etrafta da hayvan leşleri… Gözüme Macbeth’in Cadıları geldi. Nereye geldim diye şaşırıp kaçmayı düşündüm. Sonra öğrendim ki bu kişi meşhur zoolog Barbara Lawrence’miş. Kazılardan çıkan kemikleri karşılaştırmak için koleksiyon lazımdır. Türkiye’de bu yoktu, bunun oluşturulma sürecine tanıklık etmiştim.”

1967 yılında üniversiteyi bitirip 1970’te asistan olarak akademik çalışmalarına başlayan, 1979’da doktorasını tamamlayan Özdoğan, bugüne kadar 30’a yakın arkeolojik kazı yaptı, müzelerimize yüzlerce eser kazandırdı. Arkeolog ve bilim insanı yetiştirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi PrehistoryaAna Bilim Dalında 1994 yılında profesörlüğe terfi etti. 2000-2010 yılları arasında Ana Bilim Dalı Başkanlığında bulunup yaş sınırından emekliye ayrıldı. Kazı çalışmalarını emeklilik döneminde de sürdürdü. Arkeolojik kazılarda Türkiye’de gelinen noktayı şöyle açıklıyor: “Türkiye’de geçen yıl yerli ve yabancı arkeologlar tarafından 130’a yakın arkeolojik kazı yapıldı. Kurum çalışmaları da eklendiğinde bu rakam 502’yi buluyor. Yalnız geçen yıl müzelerde yerini alan envanterlik yeni eser sayısı 6.437. Türkiye’de bizim mesleğe başladığımızda 15-20 kazı yapılıyordu. 1968’den sonra Keban Barajı Projesi’yle çalışmaların ivmesi hızlandı. Kurtarma kazılarının ve üniversitelerin sayıları arttı, gençlere kazı imkânı verildi. Arkeolojik zenginliğin ören yerleriyle sınırlı olmadığı kabul gördü. Şimdi arkeoloji alanındaki yerimiz daha iyi. Osman Hamdi Bey, çok iyi sistem oturtmuş, erken Cumhuriyet dönemi de uygulamaları devam ettirmiş.”

Prof.Dr. Mehmet Özdoğan’a bilimsel çalışmaları dolayısıyla ödüller verildi. Bunlardan en önemlileri şunlardır:

2001 Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Hizmet Ödülü

2008 Vehbi Koç Ödülü, İtalya Cavaliere Nişanı

2020 Mimarlar Odası Mimarlığa Katkı Ödülü

Emeritus Prof.Dr. Mehmet Özdoğan’a gazeteci Zeynep Bilgehan’ın yönelttiği son soru: Arkeoloji bakımından Anadolu niçin önemli? Hoca’nın cevabı 58 yıllık çalışmalarının özeti konumunda: “Anadolu’nun üzerinden bir milyon iki yüz bin yıl evvel bile insanın geçtiğini biliyoruz. Depolanabilir ürüne dayalı toplumun temeli kesin olarak Güneydoğu Anadolu bölgemizde atılıyor. Depolanabilir tarım modeli oturtulduktan sonra aile, miras, mülkiyet gibi kavramlar oluşuyor. Bunlar kent ve devleti getirecektir, yani bugünkü uygarlığın tetiklerinin çekildiği dönem. Öğrencilik dönemimde Anadolu’da neolitik kazı neredeyse hiç yoktu ama güneyimizdeki ülkelerde 300 kadar kazı vardı. Halet Çambel sayesinde Güneydoğu Anadolu ve Çatalhöyük kazılarıyla Anadolu’nun da bu işin içinde olması gerektiği ortaya kondu. Ben daha sonra, Anadolu’da başlayan modelin Avrupa’ya nasıl gittiği konusuna odaklandım. Trakya, Anadolu modelinin Avrupa’da ta İrlanda’ya kadar taşınacağı sınır bölgesini oluşturuyor.

Genel Ağ/İnternetteki bilgilere göre 2021 yılı itibariyle 22 kitap ve 297 makale yazmıştır. Hâlen Trakya’da arkeolojik kazılarını sürdürmektedir.

22 kitabının tamamını buraya aktarmamıza imkân yok. Bazılarını hatırlatmakta yarar görüyoruz:

Aşağı Fırat Havzası 1977 Yüzey Araştırmaları (Ankara 1977)

Neolitic in Turkey (İstanbul 1999)

Türk Arkeolojisinin Sorunları ve Koruma Politikaları (İstanbul 2001)

Şanlıurfa İli Kaynakçası (S. Polat ile, İstanbul 2002)

Güneydoğu Anadolu’nun Kültür Tarihindeki Yerine Farklı Bir Bakış (Ankara 2003)

Anadolu Uygarlığının Doğuşu ve Avrupa’ya Yayılımı (Nezih Başgelen’le, 2 Cilt, İstanbul 2007)

EmeritusProf.Dr. Mehmet Özdoğan’ın Kastamonu’da mutlaka akrabaları ortaya çıkacaktır. Böyle bir bilim insanına sahip olduğumuz için elbette gurur duyacağız ve kendisine sağlıklı uzun bir ömür, çalışmalarında başarılar dileyeceğiz…

 

NAİL TAN