BİRİLERİNE YASLANMADAN DİK DURABİLEK

Bu gün “On Ocak Çalışan Gazeteciler Günü”.  Gece karanlığında ya da sabah ayazında herkesin göz ucuyla gördüğüne, yüreğiyle bakıp, gün yüzüne çıkaran, duyuran muhabirlerin, anlatım zenginliğinin yanı sıra hayatı kavrayışıyla da okuru alıp götüren yazarların, mekanikten dijitale emeğini ortaya koyan matbaa çalışanlarının özel günü.

Eğitimini aldığım mesleğimle birlikte yürütmeye çaba harcadığım, emek ve gönül verdiğim gazetecilik ve kimya mühendisliği; üzerinde onurla, mutlulukla durduğum iki büyük zemin. Kastamonu’da yaşadığım süreçte, bazen küçücük evlerden, barakalardan bazen de konaklardan esen öyküler, küçük üretimhanelerden ya da fabrikalardan yansıyan iş yaşamları, burada yaşayan ya da bir süre değip geçen ve derin izler bırakan insanlara tanıklık ederken, tarihe kayıt bırakmak istedim. Beş bin yıldır yaşlanmayan Kastamonu’da, kentin belleğine kavuşmasına çoğunlukla köşe yazılarım ve röportajlar, uzun bir süre ulusal basında yayınlanan haberlerim, dergiler ile kitaplarımla not düşmeye çalıştım. Olumsuzluklarla karşılaştığımda; umutsuzluklarla yorulan yüreğime, adım atılan yeni bir güzelliğin yıldızlı aydınlığı doldu. Kentin ruhuna yaptığım yolculuk sürerken, çağdaşlıktan uzaklaşmadan, geçmişi ile kucaklaşmayı başaran Kastamonu’da; Anadolu’nun gücünü, güzelliğini, ışığını duyumsadım.

Bu güzelliği yansıtmak da her zaman kolay olmuyor. Bir fotoğraf karesi için saatlerce en doğru anı bekleyen foto muhabirleri, hızlı ve dikkatli olmak zorundaki haberciler büyük emek harcıyorlar. Yakalanan o anın ödülle taçlandırılmasıyla mutluluk yaşayan tüm gazeteci arkadaşlarımızla, bir haberiyle birçok hayata umut olan basın mensuplarımızla gurur duyuyorum.

Gazetecilik insanların sesi olmaktır. Olup bitenleri gözlemleyerek, toplumu ilgilendiren gelişmeleri okuyucuya anlaşılır çerçevede sunmak basının görevidir. Yazılarla; hayatın akışı içerisinde kaybolan insanlar düşünmeye sevk edilebilirler. Gerekli alanlarda kamuoyu oluşturulabilir. Belki, çok az da olsa bazılarının kendi yanlışlarını görüp, daha doğru bir çizgiye doğru yönlendirilmelerini sağlayabilirler. Kültürel konulara destek verip, toplumu güzel şeylere yönlendirebilirler.

Gazeteci; doğru açıdan bakabilen, yaşadığı toplumun hep daha da iyi koşullarda olmasını isteyen, gündemi okuyan, takip eden, araştırmacı ve kendi mesleğinin dışındaki konular hakkında da bilgi sahibi olması gereken kişidir. Yoğun geçen günün sonunda başını yastığa koyunca, yastığın huzur ve umutla dolduğunu duyumsuyorsa; o gün doğru ve verimli geçmiştir.

İnsan onurunu, etik kaygılarını koruyarak ve medyayı kendi çıkarları için araç olarak kullanma eğiliminden uzak,  kamuoyunun aydınlatılması ve bilgilendirilmesi doğrultusunda çaba harcayan; muhabir, yazar, editör, matbaa çalışanı tüm gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyorum.

“Basın hürriyeti kalkarsa, vicdan, eğitim, konuşma hürriyetleri de kalkar. “ F. D. Roosevelt’in bu sözü ile basın özgürlüğünün önemine dikkat çekerken,  artan maliyetler nedeniyle ekonomik yönden büyük sıkıntılar yaşayan, teknik alandaki gelişmelere ayak uydurmakta zorlanan son derece kısıtlı imkanlarla yayınlarını sürdürme gayreti içinde olan yerel basını da kutluyorum. Hele ki birilerine yaslanmadan, dimdik durmayı başaranları ayakta alkışlıyorum.

Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Yılmaz Karaca’nın interaktif olarak yaptığı toplantıdaki dileğiyle sözü noktalamak istiyorum: “2022; basının sorunlarının çözüldüğü bir yıl olsun.”

MİNE ÖZGÜR