CANDAROĞLU İSMAİL BEY’İN ÖNEMLİ ESERİ: HULVİYYÂT’IN 2020 GEZİSİ

Kastamonu Merkez Benlisultan köyünden Kırşehir Ahî Evran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi (hâlen Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesinde görevli) Doç. Dr. Nail Karagöz’ün üç ay önce yayımlanan önemli kitabı, dostumuz Metin Boyacıoğlu vasıtasıyla elimize yeni ulaştı. Türkiye’de olsaydı, bize çıkar çıkmaz mutlaka gönderirdi. Çobanoğlu Beyi Muzaffereddin Yavlak Arslan’la ilgili tartışmaların gündemden düşmediği bir dönemde bu eserin yayımlanması çok iyi oldu:

Nail Karagöz; Candaroğlu İsmail Bey’den İbadet Tadında Tarifler: Hulviyyât/Sultânın Tatlıları (Değerlendirme-Latinize-Lügatçe-Dizin), Ankara 2020, 635 s. Altınordu Yayınları:189.

1419-1479 yılları arasında yaşayan Candaroğlu İsmail Bey, 1443-1461 yılları arasında Candaroğulları Beyliği’ni yönetmiş olup Beyliğin son Beyi’dir. Osmanlı Sultanı Fatih Sultan Mehmet’e Beyliği savaşsız teslim etmiştir. II. Murat’ın kızlarından, Fatih’in ablası Hatice Sultan’la evliliğinden dolayı onun eniştesi durumundaydı.

Kastamonu şehir merkezinde adına bir külliye yaptıran, ayrıca Sinop, Araç, Küre, Taşköprü, Devrekâni ve Göl nahiyesinde, hatta öldüğü Filibe’de bir cami inşa ettiren İsmail Bey, Kastamonu’yu bir bilim ve sanat merkezi hâline getirmişti. Niksarlı Muhyiddin Mehmet’i şehre getirmiş, ona bir medrese inşa ettirmiş ve medresenin kütüphanesine 300 kadar yazma eser bağışlamıştır. Bu eserlerin 240’ı hâlen Kastamonu Yazma Eserler Kütüphanesi’ndedir. Dönemin ünlü âlimi Taşköprülüzade Hayreddin Halil Efendi’ye en yüksek ücreti ödeyerek bilginlere verdiği önemi göstermiştir. Yine bu çerçevede, külliyesinde kendisi ve ailesi için yaptırdığı türbeye Bektaşoğlu Safiyüddin (ö. 1448) ve Alâaddin Ali (ö. 1456) gibi bilginlerin gömülmesini istemiştir. Asıl önemlisi, kendisi de Hanefî-Mâtüridî geleneğinin, mezhebinin ibadetlerine dair bir eser kaleme almış olmasıdır: Hulviyyât. İsmail Bey, Dr. Karagöz’e göre bu eserini bey olmadan önce kaleme almıştır. Arapça ve Farsça bildiği hâlde eserini Türkçe yazmış, dönemin bilginlerinden de eserlerini Türkçe yazmalarını istemiştir.

Doç. Dr. Nail Karagöz, kitabını hazırlarken Hulviyyât’ın seksene yakın nüshasını ve bu eserle ilgili incelemeleri, yayınları tek tek gözden geçirmiştir. Hulviyyât’la ilgili ilk incelemeyi yapıp yayımlayanlardan biri de rahmetli Kastamonulu öğretim üyesi Prof. Dr. Abdulkerim Abdulkadiroğlu’dur (1943-2006). Abdulkadiroğlu’nun, eserin adıyla ilgili (Tatlılar) açıklamasına Dr. Karagöz de katılmıştır. İbadetleri, Allah’ın sevgisini kazanmak için yapılan en güzel davranışlar, tatlılar olarak değerlendirmek yanlış olmasa gerek. Nitekim, Hulviyyât tarzı eserler zamanla, aynı tatla çoğalmıştır.

Hulviyyât, yazarın belirttiği gibi kendi türünde yazılmış ilk Türkçe eserlerden biridir. İbadetler konusundadır. Kendisinden sonra yazılmış eserlere öncülük etmiştir. 77 bâb/bölümden oluşmaktadır. Bazı nüshalarda 78. bâb da vardır. Yazar 77 bölümü esas almıştır.

Dr. Karagöz, Ön Söz’de bir Giriş ve üç bölümden oluşan kitabı hakkında şu açıklamayı yapmış: “Eserin “Giriş” kısmında, çalışma sırasında hangi esasları dikkate aldığımızı ve İsmail Bey ve Hulviyyât üzerine yapılan bazı çalışmaları kısaca tanıttık. İlk bölümde İsmail Bey’e dair ön bilgileri verdik. İkinci bölümde, Hulviyyât’ı çeşitli yönleriyle inceleyerek değerlendirmeye çalıştık. Üçüncü bölümde ise eserin latinizesini (Latin harflerine aktarılmış şeklini) kaydettik. Bu bölümün sonuna yararlandığımız kaynakları, Lügatça, Dizin ve Hulviyyât’ın bazı nüshalarından örnek sayfalar ekledik (s. XII).”

Bu açıklama, kitabın büyük emek sonucu hazırlandığını ortaya koyuyor ki artık bu çalışmaya rahatlıkla eser diyebiliriz. Dr. Karagöz’ün eserde bazı yanlışlar ve eksikler olabileceğini peşinen kabul edip okuyacaklardan af dilemesi de bir bilim insanına yakışan güzel bir harekettir. Nitekim, 1442-1443, 1459-1461 tarihlerindeki tereddüt bizim de dikkatimizi çekti. Normaldir. Eski kaynaklar, bu tür tereddütlere daima kapı açar.

Eserin önemini ve muhtevasını/içeriğini kavramak açısından bazı başlıklar sıralayalım:

Üçüncü Bâb: Namazın Şartları ve Rükünleri Beyânındadır.

Dördüncü Bâb: Sular Beyânındadır.

Onuncu Bâb: Teyemmüm Beyânındadır.

On İkinci Bâb: Abdesti Sıyan Nesneler Beyânındadır.

On Altıncı Bâb: Namaz Vakitlerinin Beyânındadır.

Yirmi Sekizinci Bâb: Namazın Vâcibleri Beyânındadır.

Yirmi Dokuzuncu Bâb: Namazın Sünnetleri Beyânındadır.

Otuz Sekizinci Bâb: Namazı Fâsid Eden ve Etmeyen Nesneler Beyânındadır.

Kırk Beşinci Bâb: Misafirler ve Binit Üzerinde Kılınan Namazların Beyânındadır.

Kırk Sekizinci Bâb: Şerâit-i Cuma Beyânındadır.

Elli İkinci Bâb: Kurban Beyânındadır.

Elli Altıncı Bâb: Terâvih Beyânındadır.

Altmış Üçüncü Bâb: Ahkâm-ı Şehîd Beyânındadır.

Altmış Yedinci Bâb: Zekât Beyânındadır.

Yetmiş Birinci Bâb: Koyun Zekâtı Beyânındadır.

Yetmiş Altıncı Bâb: Orucun Hakikatı ve Sırrı Beyânındadır.

Yetmiş Yedinci Bâb: Hac Beyânındadır.

Daha önce Benli Sultan Hazretleri hakkındaki araştırmasıyla tanıdığımız, takdir ettiğimiz Doç. Dr. Nail Karagöz’e Kastamonu kültürüyle ilgili bu değerli eseri dolayısıyla teşekkür ve takdirlerimizi bir kez daha sunuyor, verimli çalışmalarının devamını diliyoruz.

 

 

 

NAİL TAN