Çıkış yolu, şampiyonlar ve kahraman sağlıkçılar

Cengiz Aygün, Kastamonuspor’u düze çıkarmaya ant içmiş biri.

Hatırlarsınız, kendisi, ilimizde “Spor Lisesi” kurulması için öneride bulunmuş, “Binasını ben yapacağım” demişti. Aradan epeyce zaman geçti, yankı mı bulmadı acaba diye düşünürken Belediye Başkanı Vidinlioğlu’nun yer konusundaki açıklaması yüreklere su serpti.

Sayın Aygün, şimdi yeni bir teklifle geldi. Kastamonuspor’u, Belediyespor’u ve bütün amatör branşları içerisinde barındıracak bir “Anonim Şirket” yapılanması gerektiğini söyledi. Aygün, aynı zamanda, İsmail Dikmenli Tesisleri’nde kulübün bulunduğu 22 dönümlük arsanın Kastamonuspor’a geri verilmesi gerektiğini de belirtti.

Çözümsüzlüğe giden konuda çıkış yolunu gösterdi. Hem ilimizi temsil eden kulüplerin devamlılığını sağlayacak, hem de ciddi altyapı programlarına yönelecek olması ile memleket gençlerine yeteneklerini geliştirip sektörden para kazanma yolunu açacak bir formül bu. Kapsamlı bir spor yatırımı yani.

Ama bana sorarsanız kendisinin söylediği en can alıcı, en içten cümle şuydu:

“Biz bu takımın, maddi ve manevi hizmetkârıyız!”

  • ••

Zehra’yı hatırlarsınız, 14 yaşında Dünya Şampiyonu olmuştu tekvandoda. 14 yaşında bir kız çocuğu, yol gösterici hocası Numat Haçat önderliğinde bir yarışmaya katılmış ve Dünya Şampiyonu olmuştu. Vali makamına çıkıp tebrik almıştı. Kutlanmıştı…

Özgün Afacan vardı hani, yurtdışından dönerken uçakta pilottan bir ses gelmişti, “Aramızda bir şampiyon var”… Herkes alkışlamıştı hani Özgün’ü. Hatırladınız mı?

Bu çocuklarımız, amatör sporun Kastamonu’ya verdiği bir hediyedir.

Yetiştiren ailelerine, öğreten hocalarına bin minnet…

Sahip çıkan büyüklerine de sıra gelecek inşallah!

  • ••

Oturduğum apartmanda kovid pozitif bir doktor var. Gecesini gündüzüne katmış, insanlık için çalışmış hastalarını hasta olma uğruna kurtarmış kahraman sağlıkçılardan biri.

O, kovid teşhisi konulmadan çok önceler dahi, yürüyerek çıkıp iniyordu üst kattaki evine.

Hani bizim iki basamak sonra nefesimizin kesildiği rotayı, bıkmadan, yılmadan, isyan etmeden her gün yürüdü…

Hem kendisi,hemde hemşire eşi, önlem olarak asansörden uzak durmayı seçti.

Üstelik hasta değillerdi…

Anlatmaya çalıştığım; gecesini gündüzüne katan doktorlarımız, sağlık çalışanlarımız gerekli özeni gösterirken, biz ne durumdayız?

Maske, burun altında, tokalaşmak, gezmek gırla…

Umarım, daha da gecikmeden öğrenir, onunla yaşayabiliriz…

Yoksa o kafamıza vura vura öğretecek bize onunla nasıl yaşayacağımızı…

 

 Gözde MINIK