Çıvgın’dan ekonomi eleştirisi

İlçe Başkanlar Kurulu toplantısında konuşan İYİ Parti İl Başkanı Mehmet Çıvgın, iktidarın 2020’nin ekonomik anlamda güzel geçeceğiyle ilgili beyanının nasıl gerçekleşeceği sorusunu yöneltti ve “Vatandaş elektrik ve doğalgaz kullanmaktan kaçınıp geçen senenin iki katı faturalarla boğuşurken 2020 yılının ekonomik açıdan güzel geçmesi ne yazık ki ekonominin başında olanların gördüğü gerçekten uzak hayalden başka şey değildir” Diye konuştu.

Diyanet’in faiz “fetvası”nı ve Kanal İstanbul projesini de eleştiren Çıvgın, Bu fetvalar göstermiştir ki dinimizi kullanarak ayrımcılık yapmaya tenezzül eder hale gelmiş biatçı atanmışlarla bir yere varılmaz. Kanal projesinde de asıl yapılmak istenen gündem değiştirip vatandaşın geçim derdini unutturmaktan başkaca bir şey değildir.Vatandaşbu yükü çekmek zorunda değildir.Yapılan her yatırım yanında çile ile geliyorsa bu işte bir yanlışlık var demektir” dedi.

 

İYİ Parti’nin Kastamonu İlçe Başkanları İstişare Kurulu Cumartesi günü toplandı. Şubat’ta başlayacak kongre süreci öncesi İl Başkanı Mehmet Çıvgın  başkanlığında bir araya gelen İYİ Parti İlçe başkanlarının gündeminde kongre tarihleri ile kongre sürecine ilişkin parti tüzüğündeki değişiklikler vardı.

Sürece ilişkin değerlendirmeler de yapıldığıve ilçe başkanlarının görüş ve önerilerini dile getirdiği toplantı sonunda söz alan İYİ Parti İl Başkanı Mehmet Çıvgın şunları söyledi:

“Sözlerime 2020’nin milletimizin birlik ve beraberliğinin bozulmadığı ve tüm vatandaşlarımızın refah içerisinde hayatlarını devam ettirdikleri bir yıl olması dileğiyle başlamak istiyorum.

Bu dileğimin gerçekleşmesi elbette tabii ki bu ülkeyi yönetenlerin elinde. Sizlere soruyorum: Ekonomi 2020 yılında güzel geçecekmiş, bu nasıl olacak? Veya bu cümle iktidar yetkilileri ve ekonominin başında olan kişiler tarafından kimler için kuruldu?

Dünyada özellikle doğalgaz fiyatları düşerken neden Türkiye’de büyük bir zam uygulandı?Hangi açığı vatandaşın cebini yakarak kapatmaya çalışıyorsunuz?Vatandaş elektrik ve doğalgaz kullanmaktan kaçınıp geçen senenin iki katı faturalarla boğuşurken 2020 yılının ekonomik açıdan güzel geçmesi ne yazık ki ekonominin başında olanların gördüğü gerçekten uzak hayal ürünlerinden başka şeyler değildir.

Geçim derdi çeken vatandaş üzerine binen vergi ve yüklerle mücadele ederken zamanla biriken ve çözüm üretilemeyen sorunlar da katlanarak büyümektedir.

3600 ek gösterge, EYT,  2000 yılı sonrası emekli olanların  intibak yasası, çalışanlara uygulanan ve gerçek enflasyon karşısında eriyen zamlar,asgari ücret,halkın alım gücü zayıfladığından dolayı esnaf ve tüccarın düştüğü zorluklar bir çok şey gösteriyor ki hükümetin vatandaştan başka geçim kaynağı kalmamış.

Üretmiyoruz, tüketen bir toplum olma yolunda çaba sarfediyoruz. Üretmeyi teşvik eden bir kültürden uzaklaştırılan toplum kredi kartı koleksiyonu yapar hale getirilmiştir.

Gerçekleri bizler düşünürken,düşünmemizi istemeyen sorgulama yeteneğimizi elimizden almak isteyen hükümet yetkilileri ve yandaşları da Kanal İstanbul gibi ucube bir proje ile karşımıza çıkıyor.İçerisinde tamamen rant barındıran,İstanbul içerisinde bir ada oluşturacak,stratejik açıdan olumsuzluklarla dolu bu projenin kime ne faydası var?Bünyesinde doğal bir boğaz barındıran İstanbul ilinde yakınına yapılacak olan yapay bir kanala İstanbul un ne kadar ihtiyacı var? Fayda zarar analizi yapılmışmı? Yapıldı ise vatandaşla paylaşılmış mı?İstanbul Büyükşehir Belediyesinin de karşı çıktığı bu proje üzerine neden bu kadar ısrarla gidiliyor? Cumhurbaşkanı”‘İsteseniz de istemeseniz de yapacağız’ derken neyi kastediyor? Vatandaşların istekleri artık hiçe mi sayılıyor? Bu konuda karar verici herkesi bir kez daha düşünmeye davet ediyorum.

Çünkü burada asıl yapılmak istenen gündem değiştirip vatandaşın geçim derdini unutturmaktan başkaca bir şey değildir.

Bu olumsuzlukları yanı sıra; geçiş garantisi verilerek yaptırılan otoyollar, köprüler,tüneller… Hasta garantisi verilip yaptırılan hastaneler… Kapatılan fabrikalar,üretimi durdurulan veya kotaya bağlanan mahsuller var.

Vatandaş bu yükü çekmek zorunda değildir.Devlet eliyle yapılan her bir yatırımda tüyü bitmemiş yetimlerin hakkı var.Yapılan her yatırım yanında çile ile geliyorsa bu işte bir yanlışlık var demektir.

‘Artık yeter’ demenin vaktidir. Geçtiğimiz hafta Diyanet İşleri Başkanlığı üst kurulu bir fetva verdi, Diyanet İşleri Başkanı da çıktı fetvayı sundu. Neydi fetva? TOKİ den ev almak için kamu bankasından çekilen kredi caizmiş! ‘Faizin her türlüsü haramdır’diyen dinimiz, TOKİ için ‘değildir’ diyecek; böyle bir şey olabilir mi? Neden sadece kamu bankaları, neden sadece TOKİ? Türkiye’nin her yerinde ve Kastamonu’da alım gücünün zayıflaması ve kredi faizlerinin yükselmesinden dolayı müteahhitlerimizin satılmayan birçok dairesi var. Bu fetvalar göstermiştir ki dinimizi kullanarak ayrımcılık yapmaya tenezzül eder hale gelmiş biatçı atanmışlarla bir yere varılmaz.

Tüm bu olumsuzlukları artarda toparladığımızda İYİ Parti olarak düşüncemiz,iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemdir.Bu sistemde seçilen vekiller milleti temsil edememektedir.

İYİ Parti iktidarında üstleneceği misyonla Yüce Türk Milletine; milli birlik ve kardeşlik, önce güven duygusu esas alınacak.Kuvvetler ayrılığı ve parlamenter sisteme geçiş; sürdürülebilir,rekabetçi ve üretime dayalı ekonomik büyüme; parti devletinden milletin devletine dönüş ve Suriyeli sığınmacıların gönderilmesi sağlanacak sonuç alan etkin bir dış politika getirilecektir. Takdir yüce Türk milletinindir. Saygılarımla”