“Halkımız için milli bir seçenek olmak istiyoruz”

Prof. Dr. Ümit Özdağ önderliğinde kurulan Zafer Partisi’nin Kastamonu Kurucu İl Başkanlığı görevini üstlenen Özcan Büyükşen, yaptığı yazılı açıklamada, “Rehberimiz Büyük Önderimiz Mustafa Kemâl Atatürk, icazet aldığımız makam Hoca Ahmet Yesevi’dir” diyerek siyasi duruşlarını ortaya koydu; Türkiye’nin şu anda sığınmacılar krizi, devlet krizi, milli birlik krizi ve ekonomik kriz olmak üzere dört kriz içerisinde olduğuna işaret etti.

Büyükşen, “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle seçmen iki kutup arasında bırakılmış, iktidar ve muhalefet liderlerinin karşılıklı saldırgan tutumlarıyla toplum gerilmiştir. Biz, bu gerginliğin Türk devletinin ve milletinin enerjisini tüketen, millet olduğumuz gerçeğini unutturan bir kutuplaştırma olduğunu ve buradan siyasi rant elde etme stratejisine dönüştüğünü görüyor ve halkımız için ‘milli bir seçenek’, kurtuluş yolu olmak istiyoruz” dedi.

Prof. Dr. Ümit Özdağ önderliğinde kurulan Zafer Partisi’nin Kastamonu Kurucu İl Başkanlığı görevini üstlenen Özcan Büyükşen, yaptığı yazılı açıklamada, “Rehberimiz Büyük Önderimiz Mustafa Kemâl Atatürk, icazet aldığımız makam Hoca Ahmet Yesevi’dir” diyerek siyasi duruşlarını ortaya koydu; Türkiye’nin şu anda sığınmacılar krizi, devlet krizi, milli birlik krizi ve ekonomik kriz olmak üzere dört kriz içerisinde olduğuna işaret etti.

Büyükşen’in açıklaması şöyle:

“Kıymetli hemşerilerim;

Prof.Dr. Ümit Özdağ önderliğinde 26 Ağustos 2021 tarihinde kurulan Zafer Partisi’nin Kastamonu Kurucu İl Başkanı olarak görevlendirildim.

Hep birlikte pek çok alanda Türkiye’nin içine sürüklendiği büyük krizlerin acısını yaşamaktayız.Milletimizin derinden yaşadığı bu krizleri çözme sorumluluğunu taşıyan siyaset kurumunun ise; mevcut sistem içinde iki kutup haline gelerek yangına körükle gittiği, aynı kaynaklarda beslenip farklıymış görüntüsü vererek adeta bir tiyatro sergilediği, gerçekte ise birbirinden farksız aynı obur zihniyeti taşıdığı ve ülkemizi hızla ve aslında el birliği ile bir felakete doğru sürükledikleri gerçeği ile karşı karşıyayız. Biz, Atatürk çizgisinde Türk milliyetçisi bir parti kurarak Anayasamızda tarif olunan Türk ve Cumhuriyet kavramlarının hiçbir şart altında tahrif edilememesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin 21. yüzyılda Türk Milleti ve bütün kurumlarıyla çağı yakalaması için çalışacağımızın sözünü verdik. (Bilinmelidir ki; siyasette sık rastlanan “vaatte bulun oyu al, sonra unut” anlayışı ile değil,Vatanın bütünlüğüne, Milletin birliğine inanmış bir yürekle yol yürüyeceğiz.)

Zafer Partisi olarak  4 büyük kriz tanımlıyoruz:
– Sığınmacılar krizi
– Devlet krizi
– Milli birlik krizi
– Ekonomik kriz
Üniterdevletler;

BOP kapsamında parçalanması ve sınırlarının değiştirilmesi için saldırı altında kalmışlar ve bugün bunun sonucu olarak Irak’ ta Barzani yönetiminde bir Kürdistan yapısı oluşturulmuştur. Aynı projenin diğer ayağı olan Suriye’nin,kuzeyi bombalanmış ve burada yaşayan halk savaş bölgesinden kaçmaya zorlanmıştır. Sonuç olarak, Suriye’ den gelen 5.3 milyon sığınmacı 3 milyonu Hatay, Şanlıurfa, Kilis, Gaziantep, Mersin’ e olmak üzere  ülkemizin değişik illerine dağılmıştır. Bugün ülkemizde 5.3 milyonu Suriyeli olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinden iç karışıklıklar veya yoksulluk sebebiyle ülkemize gelen 8 milyon kayıtlı veya kaçak sığınmacı yaşamaktadır. Türk Milletinin vergileriyle bu insanların ihtiyaçları karşılanmakta ve bu da milletimizin omzuna büyük bir yük bindirmektedir Türkiye’nin bugüne kadar sığınmacılara  harcadığı para 80 milyar dolardır.

Ancak daha da vahimi sığınmacılar konusunun ülkemizin demografik yapısının değiştirilmesi için büyük bir tehdit oluşturmasıdır. Bir Türk kadını 1.6 çocuk doğururken Suriyeli bir kadın 5.2 çocuk doğurmaktadır. Aynı oranda doğum hızıyla çok değil 2040’ta birçok ilimizde nüfus çoğunluğu elde edeceklerdir.Dedelerimizin kanlarını dökerek bize yuva olarak bıraktığı vatanımızı bizim başka toplumlara peşkeş çekme hakkımız yoktur. Bu topraklar Türk çocuklarının mirasıdır.

Sığınmacılar konusunda en önemli tehdit ise ülkemize kaçak/ kayıtsız  giren ve DEAŞ, PKK/PYD, El Kaide gibi terörist piyonlar ülkemizin çeşitli yerlerinde uykuya yatmış talimat geldiğinde ülkemizi karıştırmak için beklemektedir.

Bunlar, kutuplaştırılmış, kurumlarının içi boşaltılmış, adaletin kişiye göre işlediği ve hergün fakirleşen ve geleceği için endişe duyan toplumumuzu galeyana getirebilecek ve ülkemizi bir kaos ortamına sürükleyebileceklerdir.Bu noktada ülkemizin güney doğusunda çoğunluk durumunda bulunan sığınmacılar vatanımızdan toprak kopartma ve İsrail’in sıcak denizlere inme planının bir parçası olarak kullanılacaktır.

Bahsettiğimiz tehdit ve tehlikeler göz önündeyken Türkiye’nin ayağındaki pranga olan 8 milyon sığınmacı ile gelişmesi, çağı yakalaması beklenemez.

Zafer Partisi, Yüce Milletimizin teveccühü ile göreve geldiği bir yıl içinde Suriyeli sığınmacıları ülkelerine göndermeye söz veriyor.

Türkiye bugün büyük bir devlet krizi yaşamaktadır.

Ülkede gerçekleşen bütün icraatlarda bir tek kişi söz sahibidir. Liyakatin ortadan kalktığı, adam kayırmacı zihniyetin tavan yaptığı böyle bir yönetim anlayışı kurumların işleyişini bozan, kabul edilemez ve sürdürülemez bir durumdur. Zafer Partisi 2023 seçimlerinden sonra parlamenter sisteme geçişi savunmakta,egemenliğin tekrar, kayıtsız şartsız Türk Milletinin olmasını istemektedir.

İçinde bulunduğumuz bir diğer önemli kriz ise milli birlik konusundadır.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle seçmen iki kutup arasında bırakılmış, iktidar ve muhalefet liderlerinin karşılıklı saldırgan tutumlarıyla toplum gerilmiştir. Biz, bu gerginliğin Türk devletinin ve milletinin enerjisini tüketen, millet olduğumuz gerçeğini unutturan bir kutuplaştırma olduğunu ve buradan siyasi rant elde etme stratejisine dönüştüğünü görüyor ve halkımız için ‘milli bir seçenek’, kurtuluş yolu olmak istiyoruz.

Yaşadığı ekonomik krizin halkımızı nasıl bir endişeye sürüklediğini ve gelecek kaygısının az sayıdaki zengin ve mutlu bir azınlık dışında tüm vatandaşlarımızdaumutsuzluk duygusu yarattığını görüyoruz.

Biz, partimizde konuya hakim bilim adamlarımız tarafından çalışılarak ortaya konulmuş, net çözüm önerilerimizi sunuyoruz. Öncelikle nüfusu 20 milyona yaklaşan, sade nüfusuyla değil, sanayi yükü, deprem tehdidi ile de ülkemiz için bir milli güvenlik sorunu haline gelen İstanbul’a yığılmış sanayiyi ‘4 deniz 4 bölge’ projemiz kapsamında Anadolu’ ya dağıtacağız.

Zonguldak, Trabzon, Mersin, İzmir limanları çevresinde ağır ve orta ölçekli sanayiyi yeniden şekillendirecek, bu sayede hem İstanbul’un sırtına binmiş büyük yükü kaldıracak hem de Anadolu’ da yayılan sanayi hamlesiyle üreten ve gelişmiş bir Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz.

Köy okullarımızı yeniden açacağız. Oralarda İstiklal Marşımızı ve Andımızı çocuklarımızın tertemiz ruhlarına yeniden nakşedeceğiz. Uygulanan politikalarla geçinemeyip toprağını terketmek zorunda bırakılan çiftçilerimizin tekrar köylerine dönüp üretime katılmalarını sağlayacak projelerimizle Türk tarımını ve hayvancılığını canlandıracağız.

Zafer Partisi olarak; Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti için milli ve dik bir duruşla devlet yöneteceğimizin sözünü veriyoruz.

Rehberimiz Büyük Önderimiz Mustafa Kemâl Atatürk, icazet aldığımız makam Hoca Ahmet Yesevi’dir.

Genel Başkanımız Sayın Prof. Dr. Ümit Özdağ, onlarca yıldır kendi alanında kamuoyunu bilim adamı olarak aydınlatmış, siyasi yaşamında ise Türk Milliyetçiliğine bağlılıkta ve Türkiye Cumhuriyeti’ne sadakatte asla taviz vermemiş; siyasi çıkar hesaplarıyla değil ilkeleriyle yol yürümeyi tercih eden, bizim de ayak izlerini takip ettiğimiz bir Türk aydınıdır.

Aynı idealler etrafında birleşen kadrosuna dahil olmak bizim için onurdur. Çıktığımız bu kutlu yolda siz değerli hemşerilerimizin yanımızda olması dileklerimizle saygı ve selâmlarımızı sunuyoruz.”