Kastamonu bitti, Narın kaldı!

Kırgızistan heyetinin geçtiğimiz hafta ilimize gerçekleştirdiği iadeyi ziyarette Narın Valisi, Kastamonu ile Narın’ın kardeş şehir olmasını gönülden istediğini söyleyerek, Belediye Başkanı Babaş’tan Narın’a “Kastamonu Parkı” yapılmasını talep etti…

Kastamonu parklarla dolup taştığı için belediyemizin taa dünyanın öbür ucuna park yapması son derece doğal tabii ki!

Narın valisinin talebine Belediye Başkanı Babaş’ın ne cevap verdiğini bilmiyorum, basında yer almadı bu konuyla ilgili düşüncesi veya ben rast gelmedim…

Belediye Başkanı Babaş’ın yerine Kastamonu Üniversitesi Rektörü Aydın cevap vermiş, “Kastamonu Belediye Başkanımız Narın için Kastamonu Parkı yapacak. Akrabalığımız ve kardeşliğimiz ilelebet devam edecektir” sözleriyle.

Yerel basının yalancısıyım…

Belediye Başkanı adına Rektör Bey raconu kesmiş.

Kastamonu Belediyesi’nin Kırgızistan’da park yapacak olması şehrimiz namına son derece sevindirici bir gelişme…

Demek ki şehrimiz belediye tarafından gerçekleştirilen sosyal ve kültürel yatırımlarla dolmuş taşmış, bütçeyi harcayacak dirhem yer kalmamış, iş “Ne yapalım ne yapalım bari Narın’a park bahçe yapalım” noktasına kadar gelmiş.

Öyle anlaşılıyor ki Kastamonu Belediyesi Çin’e komşu diyarlara kadar bilabedel hizmet götürecek kadar geniş bütçe ve imkanlara sahip olmuş…

Sarıkaya, Honsalar, Kızılbayır, Hisarardı Paris’i geçmiş.

Köy yollarını yapmak için elindeki avucundaki arazileri satmaya heves eden ilimiz…

Narın’a kol kanat gerecek zenginliğe kavuşmuş.

Narın’a park bahçe yetmez…

Olmuşken dört başı mamur olsun, kanalizasyonuna, yoluna izine, düğün salonlarına, lokanta kafesine kadar el atsın belediyemiz.

Akrabalığımız, kardeşliğimiz daha da kuvvetlensin…

Yürekten istiyorum.

  • ••

Not:

 Şehrimizin kalbi olarak niteleyeceğimiz Nasrullah Meydanı’nda yaşayan vatandaşlar “tuvalet” sorunundan pek bi dertli pek bi dertli…

Önceki gün kolumdan tuttular Nasrullah Meydanı projesi kapsamında yeni baştan imar edilen tuvaletin yolunu tutturdular bana, “4 tuvalet hücresi var, ikisi alafranga olduğu için tercih edilmiyor, 2 alaturka tuvaletin önü ise rıhtım gibi kuyruk, bir saat sıra bekliyoruz, elçiye zeval olmaz, derdimizi dillendiriver” dediler.

En aşağı 3’er sıra, ezan vakitleri kuyruk uzuyormuş…

Gittim gördüm, hakikaten eksiği var fazlası yok sözlerinin .

Büyük abdest bozmak için tuvalete taşına çömelenlerin vay haline; daha dakika geçmeden kapıyı tıklatanlar mı, sözlü tacizde bulunanlar mı; gırla…

E ışık hızıyla da yapılmaz ki bu meret, anlayış hiç kalmamış.

Tek incelemeyle yetinmedim, iş güç ettim bir kez daha yol ettim umumi tuvaleti…

Tercih edilen alafranga tuvalet modeli Afrika’da bile kalktı tedavülden açık söyleyeyim, geçtim otomatiğinden, seyyar “tuvalet kağıdı koltuk örtüsü” bile yok.

Umumi tuvalete bu model alafranga klozet gider mi?..

Günde kim bilir kaç kişi oturup kalkacak?

Tesis defi hacetten çok abdest alımı için düzenlenmiş gerçi…

Her muslukta sıcak su emre amade.

İç dekorasyon enfes, insanın içerden çıkası gelmiyor…

Masa at, çay kahve söyle, afiyetle iç.

Abdesthane olarak 10 numara 5 yıldız…

Tuvalet doğrudan“bütünleme”.

Vatandaş dertli…

Belediyeye duyurulur.

 

 

Carlos’un gönlünde

yaşayacaksın 

Niyedir bilmem bana “Carlos” lakabını taktı durup dururken…

“Carlos aşağı, Carlos yukarı”.

İşin garibi benimsedim lakabımı…

Onunla diyalogda o benim için “Buyur Muhtarım”, ben onun için “Carlos”tum.

Bazen taa yolun öte geçesinden bir ses duyardım “Carlos” diye…

Gözüm Muhtar’ı arardı.

Muhtar ebedi hayata kavuştu…

“Carlos” lakabım da tarihe.

Gözüm aramasa da…

Gönlüm arar Muhtarımı.

Allah taksiratını affetsin, sevapları mekanını ışıtsın…

Geride kalanlara Yaradan sabır versin.