Nalan, Bıçakçı Kız

Yakın zaman önce coğrafi işaret alan Evrenye Bıçağı’nın görünmez kahramanı kadınlar ön plana çıkıyor ve kor demiri yumuşatan kadın elleri marka değer yaratıyor

Anadolu geleneğinde olduğu gibi Kastamonu’da da “kadın” hayatın bire bir içindedir. Kentli yaşamda evinin işiyle birlikte çocuk eğitimi ve geçim ekonomisinin neredeyse yarısını yükleniyor. Toplumsal statü ve prestij için çabalıyor. Kırsala bakıldığında da durum farklı değil. Evin işinde olduğu kadar ekonomisinde, bahçede, tarlada, sürünün başında ve hatta atölyede, körüklü ocak başında, kor demirin sapında, örse vuran çekicin sapında yine yaşamın yarıdan fazlasını yüklenen kadın oluyor.

Bu fotoğrafa eklenen bir başka bir şey de kadınların aslında perde arkasında kalsalar da birçok “erkek işi” denen zor, meşakkatli meslek ve hatta zanaatların içinde bire bir olmaları. Buna en güzel örnek ise Evrenye’nin (İnebolu) Bıçakçılar Mahallesinden (Dibek Köyü) Nazan Özdemir, yani nâm-ı diğer “Bıçakçı Kız”.

Yakın zaman önce coğrafi tescil işareti de alan, ülkede ünü günden güne artan geleneksel bıçakçılık zanaatının hâlâ yaşadığı bir yer, Dibek Köyü’nün Bıçakçılar Mahallesi. Bıçakçılık zanaatının ne kadar eskiye gittiğine dair elle tutulur bir bilgi yok. Ama aşikâr ki bölgenin bıçak ihtiyacını karşılayan ve en az üç nesildir ustalar yetiştiren bir zanaat olması nedeniyle eski olarak kabul edilmeli.  İşte Nazan Özdemir de bu zanaatı yaşatan en tecrübeli ustalardan Kazım (Özdemir) Usta’nın kızı ve yetiştirmekte olduğu çıraklardan biri.

Nazan Özdemir 32 yaşında  ve açık öğretim yoluyla eğitimini devam ettiriyor. Kastamonu’nun birçok yerinde olduğu gibi Bıçakçılar Köyü’ndeki gizli kahramanlardan biri o. Aslında 14 yaş gibi erken bir yaşta evin, köyün, bahçenin tüm işleri yanında bir de babası Kazım Usta’nın atölyesinde körük basmaya, çekiç sallamaya başlamış bile. Yaşam ve meslek tecrübesi yıllar içinde arttığı gibi günümüz kuşağının bir temsilcisi olarak sosyal medyayı, yaşattıkları meslek için kullanmaya başlamış yakın zaman önce. Hem “youtube” hem de “instagram” hesabı açarak köyünün ve ailesinin zanaatını tanıtmaya ve genç bir kadın girişimci olarak kendi maharetlerini sergilemeye başlamış. İşte ben de bundan birkaç ay önce sosyal medyadan tanıdım kendisini. Önce karşıma “@bicakcikiz” hesabı çıkınca hemen takip etmeye başladım ve o değerli işleri (bıçaklar), yapılış süreçlerini yansıtan gönderileri görünce tanışmak için iletişime geçtim.

  • ••

Kazım Usta ve çırağı Nazan Hanım’a haberli gittiğimiz için ustanın atölyesinde “körük çayının” tatlı kokusuyla karşılandık. Körük çayı, bıçakçı ustalarının körük ateşlerinde demlenen, kendilerine has yöntemleri olan ve oldukça bir lezzetli bir çay. Bir yandan körük ateşinde demlenen çaylarımızı yudumladık bir yandan da Kazım Usta’dan mesleğin aşamalarını, köyde insan azalmasından dolayı sayısı bir kaça düşen usta sayısının hazin durumunu konuşurken bir yandan da Evrenye bıçağının coğrafi tescil alıp, son zamanlarda da özellikle sosyal medyanın etkisiyle artan talebin sevincini paylaştık.

En öz şekliyle Evrenye bıçağı, eski atlı arabalarda yer alan makaslarından alınan çeliğin ısıtıldıktan sonra kesilip, dövülerek şekillendirilmesi, daha sonra çeşitli işlemlerle şekillendirilen keçi boynuzundan sap yapılması ve bölgede kızlaç (kızılağaç) denen ağaçtan bir kın yapılmasıyla meydana gelen bu ürün sadece Bıçakçılar Mahallesi’ne özgü.

Kazım Usta, Özdemir Ailesinin neredeyse tüm ekonomik gelirini bu zanaattan çıkarıyor. Doğanyurt, Türkeli ve Ayancık ilçelerinin pazarlarına düzenli olarak gidip satışını yapıyor. Üç yıldır Kültür ve Turizm Bakanlığı “sanatçı kartı”na sahip olan Kazım Usta tam performansla çalışıldığında günde 5 adet bıçağın üretilebildiğini söylüyor.

  • ••

Biz bu sohbeti yaparken Nazan Hanım da hem sohbete katılıyor, hem ikramlarda bulunuyor, hem de körüğün başında şekil vermek için keçi boynuzlarını ısıtıyor.  Kazım Usta’nın oğlu 2003 yılında köyden çıkınca aktif olarak babasına yardım etmeye başlamış Nazan Hanım. Kısmen durum ekstrem değil; çünkü köydeki bütün usta eşleri özellikle çeliğin dövülmesi sırasında yardımcı oluyorlar. Ama sıra dışı olan şey ise Nazan Hanım’ın bir yardımdan çok kendisini bir çırak olarak belleyip, gönüllü ve sevdalı bir şekilde zanaatın birçok aşamasını öğrenip uygulaması. Tabii bir kadın olarak “erkek işi” olarak tanımlanan bir zanaatta vücut bulması yanında, köyün, bahçe-bostanın ve evin işleri de annesiyle birlikte Nazan Hanım’ın omuzlarında.

Zanaatı geliştirmek konusunda her ne kadar gönüllü ve istekli olup, babası Kazım Usta zaman zaman yardımını talep etse de Nazan Hanım’dan, tecrübeli usta hem tehlikeli, hem de ağır bir iş olmasından dolayı kızının incinmesinden korktuğu için mesafeli de tutmaya çalışıyor. Ama Nalan Hanım’ın gönlündeki bu mesleğe olan aşkın koru, ocaktaki alevden daha sıcak olduğu için yeri geldiğinde kaçak göçek, yeri geldiğinde de ustasıyla birlikte öğrenmekten geri durmamış. Bıçağın yapım sürecinde ham çeliğin kesilmesi dışındaki her şeyi yapabiliyor.

Yaptığı işten keyif aldığını söylediği gibi örsün üzerindeki kor çeliğe indirdiği her darbede ışıldayan gözlerinden de bu keyfi görebiliyor insan. Özellikle o darbe anında tiz bir çınlama ocağın her tarafını sararken Nalan Hanım için metalin ateşle dansının müziği olup çıkıyor.

Nalan Hanım bir yandan bıçakçı ustası olma yolunda ilerlerken bir yandan da çağın teknolojik araçlarını da kullanarak tanıtım ağını geliştiriyor. Kendisi sosyal medya hesaplarını açınca misafir sayısı da artmış doğal olarak. Ancak gelen misafirler körük ya da örsün başında Nalan Hanımı da görünce şaşkınlıklarını gizleyemiyormuş.

  • ••

Bıçak yapmak gibi erkeksi ve geleneksel bir zanaatta ustalaşıyor olmak bir kadın için kesinlikle Don Kişotvari bir tavır. Demiri çeliğe, çeliği zanaata dönüştüren bir kadın eli ve sevgisi olunca başka bir anlam daha kazanıyor meslekler ve geleneksellik. Alışılagelmiş erkek işini ve tabii ki aslında her bir işi kadınların da yapabileceğini göstermenin yanında bir ata mesleğini yaşatmak için olan çabası da Kastamonu kültürünün geleceğe aktarılmasında önemli bir miras taşıyıcısı olup çıkıyor kendisi. Ve tüm bunları topladığımızda içten, çok çok içten tebrik ve takdirleri hak ediyor. Nice Nalanların, nice Bıçakçı Kızların hayatımızda olmaları dileğiyle.

Son söz: Binbir emeğin yansıtıldığı @bıçakçıkızinstagram hesabı ile youtube kanallarına abone olup takip etmeyi ihmal etmeyelim ve hem Nalan Hanım gibi girişimci kadınlarımızı destekleyelim hem de Kastamonu’nun bu ünik ata mesleğinin yaşamasına katkıda bulunalım.

MURAT KARASALİHOĞLU