ÜSİMP YK Üyesi, Atabay Kimya Ar-Ge ve İnovasyon Direktörü Doğan Taşkent: Şimdi en kritik konu uzmanlaşma

“Öğrenme ve farkındalık yaratma sürecini geçtik. Teknoloji transfer ofisleri artık sektör bazında uzmanlaşmalı.”

Adeta bir “teknoloji misyoneri…” 2010 yılından bu yana 2 bin 500’ü aşkın start up dinledi. Üç yüzden fazla start up’a mentorlük hizmeti verdi. Yüzden fazla start up şirketinin hayata geçmesinde rol oynadı. Altmıştan fazla teknoloji transfer ofisini yerinde ziyaret edip birlikte çalıştı. İki yüzün üzerinde sınıf içi seminer ve konuşmada yaklaşık 10 bin girişimciye ve girişimci adayına ulaştı. Girişimcilik ekosisteminin önemli ismi, Üniversite Sanayi İşbirliği Merkezleri Platformu (ÜSİMP)Yönetim Kurulu Üyesi, Atabay Kimya Ar-Ge ve İnovasyon Direktörü Doğan Taşkent, start up konseptinde kat ettiğimiz aşamaları anlattı…

 

∎ Bugüne dek hem üniversitenin hem de sanayinin içinde bulundunuz… Yüzlerce start up’amentorlük yaptınız… Ekosistemin en bilinen birkaç ismi arasında yer alıyorsunuz… Girişimcilik dünyamızın genel bir değerlendirmesiyle başlayalım mı? Dün neredeydik, bugün nereye geldik?

Doğan Taşkent: “Dünyada siyasetçiler, büyük şirketler, yatırımcılar “güneşli hava” senaryoları için yetişmişler. Maalesef ‘doğal afet’ dönemine hazır değiller.”

Ülkemizde start up konseptine iyi niyetli ve heyecanlı bir şekilde başlandı. Özellikle Amerika ve ardından Avrupa’daki yapılar kopyalanıp buraya yapıştırıldı. Ama bu konseptler oralar için geliştirilmiş konseptlerdi. Her konsept kendi bulunduğu bölge için optimize edilir.  Maalesef bu coğrafyanın dinamikleri pek dikkate alınmadan ilerlendi. Bu konuda kaynakların verimsiz kullanıldığını düşünsem de, “yalın girişim metodolojisinde deneme yanılma yöntemi uygulanmış” deyip içimizi rahatlatabiliriz… Tabii bu süreçte öğrenmişsek!  Bu işe girişenler akıllı kişiler olduklarından, öğrendiler diyebiliriz.

Ciddi ilerlemeler kaydedildi

∎ Neler öğrendik?

Hep savunduğum konu şuydu; ortam dinamiklerini iyi anlayın, teknoloji geliştirme konseptini ve gereksinimlerini iyi anlayın, yatırım ile start up büyütme ve finansal değer yaratma modelini iyi anlayın, ondan sonra daha stratejik işlere girelim.  Biz ülke olarak deneme yanılma modeliyle ilerledik.  Ama ekosistem olarak iş planı Kanvas’ı hazırlamayı öğrendik, fikirlerimizi sistematik bir şekilde sunum olarak hazırlamayı ve paylaşmayı öğrendik, yatırım süreçlerinin yürütülmesini öğrendik, start up şirket değerlemesini ve hissedar sözleşmelerinin hazırlanmasını öğrendik, teknoloji kullanan start up süreci ile teknoloji geliştiren start up süreci arasındaki farkı öğrendik ve farklı hızlandırma süreçlerine tabii tutmaya başladık. Özellikle dijital oyun ve pazar yeri alanlarında yani regülasyona tabii olmayan, B2C iş modeli olan, kredi kartı üzerinden ödemeler ve tahsilatların gerçekleştiği ve 20-30 altı yaş gurubuna, yani yeniliğe açık gruplara hitap eden sektörlerde ciddi ilerlemeler kaydedildi. Teknoloji geliştiren (hightech, patentpreneur) start up’lar için dünyada olduğu gibi burada da hayat biraz daha zor. Bunlar donanım veya üretim yatırımı olması, B2B iş modeli olması, daha çok regülasyona tabii olmalarından dolayı gerekli yatırımlar daha yüksek ve büyüme hızları daha yavaş. Bu alanlara çok stratejik yaklaşmak gerekiyor.

Satın alma garantisiyle…

∎ Gelişmiş dünya ile karşılaştırıldığında ülke olarak temel eksikliklerimiz neler, nerelerde aksıyoruz?

Araştırmalar sonucunda ortaya çıkan prototipleri, endüstriyel teknoloji geliştirme ve üretime geçirme süreçlerine pek hâkim değiliz.  Ülkemizde zaten toplam ihracatımızın yüzde 3’ü hightech olduğundan sektörde bu işi bilen şirket ve insan sayısı çok sınırlı.  Bu bilgi ve tecrübe maalesef akademide bulunmuyor, sadece sayılı birkaç şirkette var. Bu süreçleri o az sayıdaki şirketten öğrenmemiz gerekiyor. Ayrıca hightech büyük yatırım ve zaman gerektiriyor, 2016-2017 senelerinde ACT ve DCP tarafından yapılan hightech yatırımları vardı, 2021’de tekrardan kurulan yeni hightech fonlarla bu tarafta bir hareket bekliyoruz. Ama bu alanda çok stratejik ilerlememiz gerekiyor, yani öncelikli alanlar üzerinden gidilmeli ve belki de devletin satın alma garantisiyle ilerlememiz gerekiyor.  Bu yaklaşım kapitalist start up dünyası için çok doğru bulunmasa da çarkların dönmesi için gerekli olduğunu düşünüyorum. Yurt dışında bu tip start up’lar 50-200 milyon dolar yatırım alabiliyor ve bir zıplama gerçekleştiriyorlar. Bizde henüz bu kadar yüksek periyodik yatırımlar yok.  Kaliforniya’da Eren Bali tarafından kurulan CarbonHealth ilk dört senesinde 180 milyon dolar yatırım aldı ve üç sene içinde gelmeyi planladığı başa baş noktasına kadar da bir 400 milyon dolar daha yatırım bekleyebiliyor, bu şekilde ilerliyor. Biz de hiçbir sağlık start up’ı yakın dönemde bu rakamları göremeyecek.

Yalnız teknoloji kullanan start up’lar için durum değişik. Aslında bu alanda dünya seviyesine çok yaklaşıldı. On yıl önce yatırım yapısında ters piramit izlerken, yani PE sayısı VC sayısından fazlaydı bu da melek yatırımcı sayısından fazlaydı.  Artık daha düzgün duran bir finansal yatırımcı yapımız var ve yatırımlar yapılıyor.  Bunu da StartupsWatch’dan takip edebiliyoruz.

İlk on yılda her alana tohum ekildi

∎ Hızlı bir mesafe kaydedebilmek için nelere odaklanmalıyız?

Son on yılda kamu ve özel sektör tarafından çok ciddi yatırımlar yapıldı… Hangi sektörlerde başarı kazanıldı, bunu tespit edip bu sektörleri daha da kuvvetlendirmeliyiz. Arkasından bu sektörlerde dünya oyuncusu olduktan sonra kazanılan paralarla ikincil sıradaki sektörlere destek vermeliyiz.  İlk on yılda her alana tohum ekildi… Şimdi nerelerde büyüyor, ülkemizde start up’lar için hangi alanlar daha verimli, bunun analizinin yapılmasının çok kritik olduğunu düşünüyorum.

“Akıllı ve odaklanarak ilerlememiz gerekiyor. Çünkü ülkemizde başka Batı ülkelerinde olduğu gibi sınırsız para, sınırsız yetişmiş insan kaynağı, sınırsız şirket kurup büyütmeyi bilen tecrübeli insan kaynağı ve yeniliğe açık bir piyasa yok.”

∎ Sağlanan destekler konusunda özellikle son yıllarda ciddi bir artış söz konusu… Destekler amacına ulaşıyor mu? Daha etkin ve yararlı bir kullanım için “mutlaka dikkat edilmeli” dediğiniz noktalar var mı?

Şimdi en kritik konu uzmanlaşma. Teknoloji transfer ofisleri (TTO) sektör bazında uzmanlaşmalı, VC’ler, girişim sermayeleri sektör bazında uzmanlaşmalı. Öğrenme ve farkındalık yaratma sürecini geçtik artık. Start up sektörü olarak da “hockey stick curve” dedikleri dirseğe geldik, akıllı ve odaklanarak ilerlememiz gerekiyor. Çünkü ülkemizde başka Batı ülkelerinde olduğu gibi sınırsız para, sınırsız yetişmiş insan kaynağı, sınırsız şirket büyütmeyi bilen tecrübeli insan kaynağı ve yeniliğe açık bir piyasa yok.

Dünyada siyaset pandemide bile sağlığın önüne geçebiliyor

∎ Girişimcilik, inovasyon, rekabet ve start up ekosistemi konularında “model sunan” bir yaklaşımınız var… Bu çerçevede pandemi süreci dünyaya ve bize neler öğretti?

Tüm dünyada siyaset pandemide bile sağlığın önüne geçebiliyor, bunu gördük.  Dünyada siyasetçiler, büyük şirketler, yatırımcılar “güneşli hava” senaryoları için yetişmişler. Maalesef “doğal afet” dönemine hazır değiller.

∎ İş fikri sahiplerini ve girişimcileri yakın gelecekte neler bekliyor? Atılmasını gerekli gördüğünüz acil adımlar…

Çok daha bütünsel ve değişik senaryolara hazır şirketler geliştirmemiz ve sadece Maslow’un 5. basamağına değil aynı zamanda ilk basamaklar için de ürün/servisler geliştirmemiz gerekiyor. Pandemi döneminde bunu öğrendiğimize inanıyorum.

“Start up dünyası neden gelişti, arkasında ne tip varsayımlar vardı?” bunu kendimize sorduk mu, hayır. Start up ekosistemini ne için kurguluyoruz, bu çok önemli.”

∎ Söyledikleriniz doğrultusunda bir dönüşüm için umutlanabilir miyiz?

“Start up dünyası neden gelişti, arkasında ne tip varsayımlar vardı?” bunu kendimize sorduk mu, hayır.  Moda diye başladık ve devam ettiriyoruz… Start up ekosistemini ne için kurguluyoruz, bu çok önemli.

Bu soruyu cevaplayabilmek için şu muhtemel varsayımları sıralayalım:

⦁ “Amerika ve arkasından tüm dünya yapıyor, eminim bir bildikleri vardır, biz de yapalım.”

⦁ “Batıdan gelen moda akım harika, plaza lisanımı kullanabileceğim sabahları yoga da yapabileceğim bir ortam, katılalım.”

⦁ “Fikri olan, liderlik vasfı olan ve büyük şirket hegemonyasından sıyrılmak isteyen kişilere, eşit fırsatlar veren bir ortam, destekleyelim.”

⦁ “Yatırımcıların kazanma risk oranının yüzde 10 olduğu ama girişimcilerin risk oranının binde bir olduğu, paradan para kazanma oyununun mükemmel oynandığı, müzik durmadan değerde milyonlar ama aynı zamanda zararda milyonlar yapan start up’ların IPO’ya gidip yatırımcılarını zengin ettikleri yapı, ben de zengin olabilirim katılalım.”

⦁ “Ülkemizde teknolojik gelişmelerle fırsat eşitliği sağlanması için düşünülmüş bir yapı, destekleyelim.”

⦁ “Amerika’nın dünyanın iş kurmada en yetenekli kişileri ve takımları bulma ve ülkesine çekip ekonomik dominansını garantileme oyunu, katılalım.”

⦁ “Dünyada 2. Dünya Savaşı sonrasında kurulan büyümeye bağlı ekonominin artık sürdürülememesi ve “bilinmeyen ihtiyaçları” teknolojinin açtığı imkânlarla bulup büyümeyi garantileyen ve bu sayede yatırımcıların sistemini koruyan yapı, katılalım.”

⦁ “Dünyada 2. Dünya Savaşı sonrasında kurulan büyümeye bağlı ekonominin artık sürdürülememesi ve UNDP Sürdürebilir Kalkınma Hedefleri’nde ele alınan tabiata / insanlığa verilen zararın, genç idealist amaç odaklı bütünsel yaklaşan girişimcilere, yani doğayı, tüm canlıları, tüm ırkları tek gören yeni sistemler kurabilmek için yola çıkmış girişimcilere statükoyu, şu anki ekonomik düzeni by-pass edebilecekleri ortamı sağlayan bir yapı, destekleyelim.”

Hedefimiz bunlardan hangisi? Ona göre dönüşümün nereye ve nasıl olabileceğini söyleyebiliriz. Ama önce kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor; yukarıda sıraladığım ve sıralamadığım tercihlerden hangisinin peşinden gittiğimizin farkında mıyız, şimdi nereye gitmek istiyoruz? Biraz uzunca anlattım ama bu soruya verilecek cevap dönüşümün de yönünü gösterecek.

Doğan Taşkent kimdir?

1993 yılında Eidgenösische Technische Hochschule Zürich (ETH) Elektrik Mühendisliği Fakültesi’nden mezun oldu. Ardından, Massachusetts Institute of Technology (MIT) ve bursla Polytechnic Institue of NYU Üniversitesi’nde doktora programına girdi. Elektrofizik dalında özellikle lazerler üzerine araştırmalar yapmaya başladı. Elektrofizik ve teknoloji MBA konularında yüksek lisans derecesi alarak mezun oldu. Lucent Technologies Bell Laboratuvarları’nda fiberoptik sistemler konusunda çalışmalar yürüttü. MIT Enterprise Forum Türkiye Kurucu Başkanlığı, Ege Üniversitesi Teknopark Kurucu Yönetim Kurulu Üyeliği, Teknoloji Transferi Profesyonelleri Derneği Kurucu Yönetim Kurulu Üyeliği, Endeavor Türkiye Danışma Kurulu Üyeliği, ÜSİMP Danışma Kurulu Üyeliği, DEIK İsviçre Konseyi Başkan Vekilliği’ni üstlendi. MIT Enterprise Forum Türkiye Kurucu Başkanlığı, Ege Üniversitesi Teknopark Kurucu Yönetim Kurulu Üyeliği, Teknoloji Transferi Profesyonelleri Derneği Kurucu Yönetim Kurulu Üyeliği, Endeavor Türkiye Danışma Kurulu Üyeliği, Türk-İsviçre Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı ve DEIK İsviçre Konseyi Başkan Vekilliği yaptı. Taşkent, Türkçe dışında İngilizce ve Almanca sunumlar yapıyor.

Mehmet Yücel