Yabancı turist planlamamız var mı?

MUSTAFA AFACAN

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bakanlığının 2022 yılı bütçesine ilişkin sunumunu okumayı sürdürelim, Kastamonu’nun bakanlığın radarındaki yerini görelim, turizm sofrasındaki yerimizin de farkına varalım bu sayede…

Sandalyemiz var mı yok mu masada?

Bakan Ersoy bu yıl yurtdışı tanıtım amacıyla yapılan çalışmaları detaylarıyla anlattı…

Düzenlenen 134 etkinlikle toplam 55 ülkeden 2 bin 305 kanaat önderi, gazeteci, basın yayın kuruluşu ve sektör temsilcisinin 37 farklı kentte ağırlandığını, bu vasıtayla kasım ayı itibarıyla 934 milyon erişime ulaşıldığını ifade etti.

Kastamonu yabancı turizm elçilerinin uğradığı 37 kentten biri miydi?…

“Hayır”.

Ülkemizin turizm tanıtımının ulaştığı “934 milyon” erişim içine giremedik haliyle…

Vatan sağ olsun.

“2020’de gibi 2021’de de Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı sayesinde açık ara en yoğun ve en etkili tanıtım yapan ülke olduk” dedi Bakan Ersoy…

Kastamonu nerde?

“Coğrafya kader”…

Bakan Ersoy “Choose your Memories”, “TurkAegean” ve “Istanbul is the new Cool” tanıtım filmlerini yayınladıklarını, “TürkEge”sini stratejik bir markaya dönüştürdüklerini vurguladı ve müjdeyi verdi “Aynı fikirden yola çıkarak hazırlamakta olduğumuz Türk Rivierası–Doğu Akdeniz filmimiz ile de Akdeniz’i Türkiye markasıyla birleştiriyoruz” dedi.

“Ege”, “İstanbul”, “Akdeniz” tastamam…
Karadeniz nerde?

Ne Kastamonu ne de Karadeniz…
Öyle görünüyor ki bakanlığın hedef listesinde.

Turizm pastasının kreması 3 bölgeye pay…
Kastamonu misali iller “pasta bulamıyorlarsa ekmek yesin”.

Ekmek dediysem…
Kuru ekmek.

 

Not:  Sahip olduğumuz “2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti” unvanımızı dahi günümüzde para ettiremedikten sonra…
Talih yüzümüze kaç kere gülsün?

Avrupa’dan geçtik hadi…
Türk Dünyası ile bari “kültür turizmi” ilişkimizi bıçak gibi kesip atmayaydık.

2018 yılında dökülen onca ter onca emek heba…
İz bile kalmadı.

Ne ektiğimiz tohumu büyütüyoruz…
Ne yeni ekimlere meylediyoruz.

Ne kurumsal hafıza…
Ne toplumsal iz sürüş.

Hep “yeni” peşindeyiz…
“Yine” diyen yok.

Bir ileri bir geri…
Yerimizde sayıyoruz.

 

MUSTAFA AFACAN