Yeni Ankara CSO konser salonuyla ilgili anılarım

3 Aralık 2020 Perşembe akşamı Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası CSO yeni konser salonu/yerleşkesi devlet töreniyle hizmete açıldı. Orkestranın kuruluş tarihi 1826. Türkiye’de Batılılaşmanın öncülerinden Sultan II. Mahmud döneminde Muzika-i Hümeyun adıyla kurulmuş, Ankara’nın en gözde, konserlerine bilet bulmakta zorlanılan bir sanat kurumudur.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünde 1984-1988 yılları arasında dört yıl kadar Genel Müdür Yardımcılığı yapmak nasip oldu. Genel Müdür, Türkiye’nin en uzun süre (33) yıl genel müdürlük yapmış yöneticilerinden Mehmet Özel’di. Üç genel müdür yardımcısı arasında görev bölümünde müzik ve sinema daire başkanlıkları bana bağlanmıştı. Orkestraların yıllık faaliyetleri, sorunları, çözümleri dört yıl görevlerim arasındaydı. CSO Konser Salonunun protokol bölümünde 4. sırada iki kişilik yerim, her konser için ayrılıyordu. Hastalık, Ankara dışı görev olmadıkça her cuma akşamı konserde eşimle hazır bulunuyorduk. Orkestrada Araçlı Metin ve Çetin Yalçın kardeşlerin (köyümüz Kavacık’ın mahallesinden) çalması da ayrı bir mutluluk vesilesiydi. Orkestranın konser salonunun yaklaşık 600 koltuğunun yarıya yakını protokole ayrıldığından cuma konserlerine bilet bulmak imkânsız gibiydi. Bir de cumartesi günü konseri vardı. Yan duvar önleri, sahne önü seyirciyle doluyordu. Bu da salonun akustiğini bozuyordu. Orkestradan yeni bir konser salonu talebi yükseldi. Bize iletildi. Görev yaptığımız yıllarda, CSO’nun yanındaki alanda Ankara Toptancı Hali vardı. Her gün binlerce araç, kalabalık girip çıkıyordu. Oysa, Ankara Adliyesi dâhil, Gençlik Parkı’na kadar uzanan alan Ankara şehri imar planında kültür yapılarına ayrılmıştı. Mehmet Özel Bey, bu kozu gayet iyi kullandı. Toptancı Hâli’nin taşınması için gayret sarf edildi. 12 Eylül 1980 sonrası olduğu için alan kolaylıkla boşaltıldı. Turgut Özal’ın Başbakan olmasıyla (1983 sonu) CSO binası yapılması daha da kolaylaşmıştı. Çünkü, Orkestranın uzun yıllar müdürlüğünü yapan Mükerrem Berk’ti. Başbakanın öz dayısıydı. Mükerrem Bey’in bir grup sanatçıyla Başbakanla görüşüp salon sorununu anlatması üzerine arazi tahsisi yapıldı. Proje için o günün parasıyla 5 Milyar TL tahsis edildi (Yatırımları Teşvik Fonu’ndan). 1986 yılıydı sanıyorum. Proje ihalesini Bayındırlık Bakanlığı yapacaktı. Kültür ve Turizm Bakanlığına ihtiyaç programı isteyen bir yazı geldi. Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünde Orkestra Şefleri Gürer Aykal, Hikmet Şimşek, eski ve yeni müdürler Mükerrem Berk ve Mehmet Erten’in katılımıyla saatler süren toplantılar sonunda bir ihtiyaç programı hazırlandı. Şef ve sanatçıların hayalinde hep Berlin Flarmoni Orkestrası konser salonu vardı, hatta onu geçmek istiyorlardı. GenelMüdür ve ben, Türkiye gerçeklerine göre hareket edilmesini, gerçekleştirilmesi zor devasa bir proje sunulursa ölü doğacağını söylüyorduk. Sonunda şu ihtiyaç programında anlaşıldı: 2000 kişilik ana konser salonu, 500 kişilik resital ve oda müziği konser salonu, çalgı gruplarına göre ses geçirmez çalışma odaları, ses ve görüntü kayıt stüdyosu, arşiv, kütüphane, çalgı bakım ve onarım atölyesi, kafeterya, tuvaletler, geniş fuayeler, misafir şef ve solistler için 5 odalı otel, 500 taşıtlık otopark. Hatırlayamadığım bazı ayrıntılar olabilirse de aşağı yukarı böyleydi. O tarihte henüz koroları kurmamıştık. Onlara Hipodromdaki AKM’de çalışma yerleri tahsis ettik.

Bayındırlık Bakanlığına gönderdiğimiz ihtiyaç programına uluslararası proje yarışması açıldı. 1987 sanıyorum. Çünkü, binanın en önemli özelliği akustiğinin mükemmel olmasıydı. O yıllarda, Türkiye’de teknolojik gelişmeler, bugünün gerisindeydi. Proje yarışması ilanı Resmî Gazete’de yayımlanınca kıyametler koptu. Ödüller dolar üzerindendi ve çok büyüktü. Türkiye Mimarlar Mühendisler Odası, ihalenin iptali için girişimlerde bulundu. Oysa, ihaleye Türk mimarlar da girebiliyordu. Mühendis Başbakan, ihaleyi iptal ettirmek zorunda kaldı. Sadece Türk mimarların katılacağı proje yarışma ihalesi için de zaman gerekti. Bu olay en az bir yıl gecikmeye yol açtı. Türk mimarlar arasında yarışma açıldığında ben genel müdür yardımcılığından ayrılmıştım ama genel müdürün yanındaki odada, danışman gibi görev yapıyordum. Proje yarışmasını kazanan mimarların büyük bir havuz içinde konser salonu tasarladıklarını, otoparkı binanın, havuzun altına aldıkları haberi geldi Bakanlığa. Sidney’deki opera binasından esinlenmişti mimarlar. Orkestradan ve Bakanlıktan itirazlar yükseldi. Kurak Ankara’da bu havuzun suyu nasıl temiz tutulacaktı? Ankara Çayı’nın bir kolunun geçtiği arazide yalıtım nasıl sağlanacaktı? Maliyetinin iki katına çıkması karşısında devlet projeyi nasıl gerçekleştirecekti? İtirazlar Bayındırlık Bakanlığına iletildi. O sırada, Hipodrom’daki AKM’nin projeye dayalı birçok hatası ortaya çıkmıştı. Projede değişiklikler yapıldı (1993). 1995 yılında ihalesi yapıldı ve nihayet 1997 yılında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından temeli atıldı. Bakan İstemihan Talay’dı. 62.500 metrekarelik kapalı alanı bulunan dev bir projeydi. Yıllık tahsisatlarla bitirilmesi çok zordu. Nitekim, 23 yılda tamamlandı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 2018’de göreve başladığında inşaatın ancak %60’ı tamamlanmıştı. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın da desteğiyle 21 ayda inşaatı tamamlattı. Eski salonu da içine alan bir kültür adası, yerleşkesi oluşturulması sağlandı. 3 Aralık 2020’de hizmete giren yeni yerleşkede neler var? 2023 koltuk kapasiteli Büyük Salon, 500 koltuk kapasiteli Mavi Salon, 600 kişilik Tarihî CSO Salonu, Orkestra çalışma alanları, koro çalışma alanları, CSO Müzesi, 10.000 kişilik açık hava konser salonu.

1984-1988 yılları arasındaki Genel Müdür Yardımcılığımız ve 1997 yılına kadarki danışmanlığımız sırasında Genel Müdür Mehmet Özel’in gayretiyle DDY’den Cer Atölyeleri devralındı. Bu atölyelerin yerine yapılan ve Cermodern adıyla faaliyet gösteren resim, heykel ağırlıklı sergilerin açıldığı KTB’ye bağlı kuruluş da yerleşkeyle bütünleşti.

Şu an Ankara dünyanın en güzel orkestra konser salonlarından birine kavuşmuş durumdadır. Tamamlayanları yürekten kutluyor, başta Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve KTB Bakanı Mehmet Nuri Ersoy olmak üzere emeği geçenlere şükranlarımızı sunuyoruz. Ancak, inşaatın yapıldığı Ankara’nın en değerli arsasını tahsis ettirenleri, projeyi başlatanları, proje mimarlarını, ihaleye çıkaran ve temelini atan devlet görevlilerini unutmamak gerekiyordu. Çoğu rahmetli olan bu şahıslardan sağ olanları açılış törenine davet etmek yeter de artardı. Maaş karşılığı devlet görevi yaptık. Bu salon için çalışmak görevimizdi. Teşekkür beklemeye hakkımız yok. Sadece, eserin içinde müzik dinlerken emeğimizin alın terini kurutmanın zevkini yaşamak istiyorduk. Bakanlık personeli tepeden tırnağa değiştiğinden eski çalışanları kimse bilmiyor.

KT Bakanı Sayın Ersoy’un bürokratı olmayı çok arzu ederdim. İstanbul’da Sinema Müzesi hâline getirmeye çalıştığı Atlas Sineması da Rahmetli Özel ve bizim gayretlerimizle Bakanlığa kazandırılmıştı. Banker Kastelli’nin batması üzerine devlete geçmişti.

CSO yeni yerleşkesi, TC’nin en önemli sanat merkezlerinden biri olarak hizmete girmiştir. Devlete, millete hayırlı olsun!

 

NAİL TAN