Bir aşk hikâyesi

Bugün 14 Şubat sevgililer günü. Eşimize, sevgilimize hediye alacağız onu ne kadar sevdiğimizi söyleyecek hatta âşık olduğumuzu bir daha ilan edeceğiz.

1970 yılı yapımı Bir Aşk Hikâyesi (LoveStory) filmini hatırlar mısınız? Genelde fakir oğlanın zengin kıza aşkı meşhurdur filmlerde. Bu filmde ise oğlan zengin, kız fakirdi ama oğlan sevdiğine ulaşmak için tüm zenginliğini terk etmişti.

Sadece sinemada değil dizilerde aşktan geçilmiyor maşallah. Her akşam tüm kanallarda Türk dizilerindeki âşıklara şahit oluyoruz. Hatta o kadar takipteyiz ki bu âşıkları çok merak ettiğimiz için hafta sonu magazin programlarında da gerçek âşıklarını! gözümüze sokuyorlar.

  • Bu yıl Mehmetcan ile aşk yaşıyorsunuz, nasıl gidiyor?
  • Ay evet çok mutluyuz ölürüz birbirimiz için.
  • Geçen yıl Ahmetcan ile aşk yaşıyordunuz. Ona ne oldu?
  • Bitti o aşk.
  • Seneye Mehmetcan ile devam mı? Yeni bir aşk olur mu?
  • Ay teknoloji çok hızlı ilerliyor değiştiririm herhalde güncel kalmak lazım değil mi?

Aşk bu değil ablacığım. Senin yaşadığın başka bir şey.Aşk öyle başlayıp başlayıp bitmez.Gerçek aşkı duymak istersen kulak ver bize.

Bende bugün size,hazin sonu ile LoveStory filmini andıran, bir aşk hikâyesi anlatmak istiyorum. Hikâye dediğime bakmayın yaşanmış gerçek bir olaydır, hem de Kastamonu’da.

Bu Refika ve Recep’in hikâyesidir. Refika önce özel bir Mimarlık, Mühendislik bürosunda sonrada Mimarlar Odası’nda çalıştı yıllarca. Recep’in ise mesleği çiftçilikti. Küçükbaş hayvan yetiştirdi, üretti. ‘Ekmeğini taştan çıkartır’ derler ya. O Kastamonu’nun zengin toprağından çıkarttı ekmeğini. Mütevazı bir hayatları oldu.

Refika ile Recep çok kısa süren ömürlerinde hep Refika’nın hastalığı ile mücadele ettiler. Refika önce Kastamonu sonra Ankara’da hastanelerde aylarca tedavi gördü. Çok ağır ameliyatlar geçirdi. Tüm birliktelikleri hastane odalarında geçti. Recep bir an yalnız bırakmadı Refika’yı. Aylarca yoğun bakım ünitesi önünde bir sandalyede sabahladı.

Refika’nın hastalığı yetmezmiş gibi babası da ağır hastalığa yakalandı aynı dönemde. Abisi Âdem bir gün Ankara’da kardeşinin yanında, bir gün Kastamonu’da babasının yanında refakatçi kaldı. İkisinin hastalığını da birbirine duyurmadan mekik dokudu 250 kilometreyi, gün aşırı.Refika babasını kaybetti kendi yaşam mücadelesi sırasında. Çok sonra söyleyebildiler acı haberi.

Bir gün sabah son operasyon için onay istendi aileden başarı oranı binde1. Son çare son operasyon. Refika mucize yarattı, hayata tutundu hatta bir yıllık iyileşme sürecini altı ayda tamamladı.

Doktorları Refika’ya yıllar sonra ilk defa hastane dışında bir gün için izin verdiler. Âdem kardeşi ve Recep’i yemeğe götürdü ama tekrar hastaneye dönmek zorunda kaldılar.

Tedavi devam etti ama Refika bu sefer yenemedi amansız hastalığı. Birlikteliklerinin tamamını geçirdikleri hastane odalarında son nefesini verdiğinde Recep yine yanındaydı. Genç yaşta Refika toprağa verildi. Ya Recep, Refika’dan sonra hayattan beklentisi kalmamıştı. 40 gün dayanamadı onsuz yaşama ve aşığına kavuşmak için canına kıydı. En zayıf yerinden, kalbinden vurdu kendini.

Mütevazı, onurlu hayatları kısa ve acı doluydu.İkisinin de mekânı cennet olsun.

Romeo ve Juliet, Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Aslı İle Kerem ve diğerleri masal veya romandır. Refika ile Recep ise gerçektir.

Aşkın ne olduğunu anlamak için masal veya romanlara değil gerçek hayata bakmak isterseniz kılavuz olurlar size, hem de Kastamonu’dan.

Şimdi aldığınız hediyeyi, çiçeği sevdiğinize verirken onun için öleceğinizi söyleyecekseniz iki kere düşünün.

Gerçekten ölen var. Haberiniz olsun.

 

FEZA TİRYAKİ