Kabahat müteahhitler ve basında!

mafacan

İl Koordinasyon Kurulu’nun yaz sezonu toplantısı yapıldı, salondaki iklimin de etkisiyle olsa gerek yıllardan beri ilk kez toplantı tamamlanmadan kendimi dışarı attım, derin bir nefes aldım…
Kaç vali eskiten kimi sorunların hala çözüme kavuşacağına dair bürokratların ağzından temennileri dinlemek artık bayıyor çünkü.

Vali Yaşar Karadeniz toplantıyı açarken yaptığı kısa değerlendirmede, gündemin planlanan dönemde bitmeyen projeler ve özellikle bina yatırımları olduğunun özellikle altını çizdi…
Bari bundan sonrasını kurtarmak namına olsa gerek, kurumlar arası koordinasyonun eksiksiz yerine gelmesi için bir araya gelindiğini kaydetti ve zamanın tasarruflu kullanılması için de özellikle yatırımcı kuruluş temsilcilerinin sunumlarında azami 5-10 dakikayı aşmamalarını istedi. Vakit bürokraside nakit olmadığı için olsa gerek, kürsüye konuşlanan amirlerin konuş babam konuş geleneği bu koordinasyon kurulu toplantısında da sürdü gitti.

3’üncü vali dönemine girdi Doğu Çevre Yolu’nu Ankara yoluna bağlayan köprülü kavşağın aydınlatma mevzusu…
Kaç ay önceki koordinasyon kurulu toplantısında konuşulanların tıpkısı bu kez de konuşuldu ve kısa sürede aydınlatmanın gerçekleştirileceği ifade edildi.

Kastamonu Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı, bütçenin kısıtlı olduğunu, yılın henüz yarısının geçilmesine rağmen ödeneklerde sıkışma başladığını, nerdeyse müteahhitlere “biraz yavaş gidin” diyeceklerini kürsüden ilan etti. Aslında mevzu kampus içi yolların iyileştirilmesiydi. Vali Karadeniz’in önceki toplantıda alınan kararlara atıf yaparak “Ne oldu?” diye sorması üzerine, kampus içi yol iyileştirmesinin belediyenin eline baktığı ortaya çıkmış oldu. Üniversite yetkilisi açık açık söyledi, belediyenin desteği dışında bir çarelerinin olmadığını…
Kampus içi yol iyileştirmesi yapamayan, iş yaptırdığı müteahhitlere işleri yavaşlatmasını söyleyecek hale gelen üniversiteden, Kastamonu’yu uzaya taşımasını bekliyoruz iyi mi?

Ha bu arada İlahiyat Fakültesi binası yapılması için de destek istiyor üniversitemiz…
Hayırsever halkımıza duyurulur.

Hep iç karartmayayım…
Sunta kavşağı havalisine yapılan ve tesliminde epey gecikme olduğu kaydedilen 24 derslikli 2 İmam Hatip Lisesi’nin önümüzdeki ay geçici kabulünün yapılacağı ve teşrifat için harekete geçileceği kaydedildi. Yine yapımında epey sarkma olduğu iddia edilen Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nin 10 güne kadar kabul safhasına geleceği ifade edildi. İdari soruşturmaya konu olduğu söylenen Taşköprü Kültür Merkezi de mutlu sona ulaşılan yatırımlar sınıfında. Eğer firma ile anlaşılırsa, Yurduntepe’nin 2018 kışında hizmete girme olasılığı belirdi.

Karayollarımızda durum ise, 2017’nin en büyük ulaşım ihalesi olan Kastamonu-İnebolu yolunda bu yıl bitmeden şantiye kurulabileceği müjdelendi, Kastamonu-Taşköprü yolunun ise 2018 yatırım programına girmesi için desteğe ihtiyacı var…
Toplamda bakıldığında Karayolları 15. Bölge Müdürlüğü’nün koordinasyon gerektirecek bir işi yok.

Pardon pardon, olmaz mı var…
Karayolları 15. Bölge Müdürü’nün kürsüde yaptığı konuşmada “Tehdit ediyorum, asacam, kesecem” ifadeleri ile aralarındaki diyalogu tarif etmeye çalıştığı TAŞIKO kavşağı müteahhidi üzerinde baskı yaratmak için Yeni Sanayi esnafının koordinasyonuna ihtiyaç var. Müteahhit, müdür beyin odasına çağrılacak, esnaflar da gelecek, kardeş kardeş konuşulacak, iş hızlanacak, kavşak en azından zamanında bitirilecek.

Bulunan çözüm bu…
İnanmazsınız bu.

İller Bankası Genel Müdürü’nün masasında bekleyen İl Özel İdaresi’nin 3 milyon liralık kredisinin bir an önce çıkması için birilerinin devreye girmesini önerdi kurumun yerel yetkilisi…
Milletvekillerine duyurulur.

Çatak Kanyonu’na yapılmakta olan cam terasa gelince, çelik aksam ve üzerine döşenecek camın doğa ile ne alakası var?…
Görüntü kirliliği resmen.

Toplantıda kendimi dışarı attım ya…
Binanın önünde yuvarlak rakam 50 tane makam arabası varsa, alayının klimaları çalışır haldeydi. Amir hazretleri arabaya bindiğinde terlememeli öyle ya.

Vakit nakit değil…
Nakit de nakit değil.

Not: Yatırımcı kuruluş yetkililerinden bazılarının epey bir müteahhitlerden ve basından yakınmaları üzerine yukarıdaki başlığı koydum…
Müteahhitleri bilmem de basın olmasa, her şey toz pembe olur kesin.

 

mustafa-afacan-bant