“Bizim kenemiz hasta etmez algısı yanlış”

Muhtarlara Kırım-Kongo bilgilendirmesi

 

“İlimizde 18 yılda 700 vaka, 20 kayıp”

Merkez ilçe muhtarlar toplantısında kenelerin yol açtığı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığıyla ilgili bilgilendirmede bulunuldu.

İl Sağlık Müdürlüğünde görevli Sağlık Memuru Cengiz Büyükkapucu, gerçekleştirdiği sunumda, Kastamonu’da 2004 yılından bu tarafa yana 700 vaka tespit edildiğini ve bunlardan 20 civarında kişinin hayatını kaybettiğini söylerken, köylerde ‘Bizim kenemiz hasta etmez’ şeklinde yanıltıcı bir algı bulunmasına dikkat çekti.

 

Merkez ilçe muhtarlar toplantısında kenelerin yol açtığı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığıyla ilgili bilgilendirmede bulunuldu.

İl Sağlık Müdürlüğünde görevli Sağlık Memuru Cengiz Büyükkapucu, hastalık hakkında bilgilendirmelerde bulunarak şunları söyledi:

“Kırım Kongo kanamalı ateş, çoğunlukla keneler aracılığı ile hayvanlardan insanlara bulaşan mikrobik bir hastalıktır. Hastalık hayvanlara da bulaşıyor fakat hayvanlarda herhangi bir belirti göstermiyor, hangi hayvanınızın hasta olup olmadığını bilemiyorsunuz. Bu hastalık, kenelerin çıplak elle koparılması veya hasta kişilerin ya da hayvanların kanlarının veya idrarlarına çıplak elle temas edilmesi, şeklinde bulaşıyor. Kastamonu’da 2004’ten bu yana 700’ e yakın vaka görülürken 20 civarında hastayı bu hastalık sebebiyle kaybettik. Kastamonu genelinde son 3 yılda vaka çıkan 63 köyümüzü bildirdik. Bu yıl 1 tane vaka çıktı, inşallah başka da çıkmaz.

Köylerde ‘Bizim keneler hasta etmez’ düşüncesinin olduğunu belirten Büyükkapucu; “Köylerimizde, ‘bu keneler bizim keneler değil, bizim keneler hasta etmiyor’ diye algı var maalesef, sizin bu keneleri çıplak gözle ayırt etme şansınız yok. Her keneye bu hastalığı bulaştırabilir gözüyle bakmanız gerekiyor. Kene uçmaz, 8 bacaklı, erkekleri kahverengi, dişileri gri şeklini alan hayvanlardır. Ülkemizde keneler için en uygun alanlar, ormanlık değil de ormanlıktan meraya dönüşen, hayvanların gezdiği yerlerdir. Üredikleri zaman 8 bin 500, 9 bin civarında ürüyorlar. Bu konuda tarım ve hayvancılık ile uğraşan kişiler, kasaplar, veteriner hekimler, askerler, korumasız olarak kamp yapanlar bu konuda risk altında. Bu hastalığın kuluçka süresi 1 ile 3 gün arasındadır. Kandan veya vücut sıvısından bulaştığı zaman bu 10 güne kadar uzayabiliyor. Belirtileri; Yüksek ateş, baş ağrısı, halsizlik, kollarda ve bacaklarda şiddetli ağrı, bazen kusma, karın ağrısı, yüzde kızarıklık, ilerleyen seviyelerde diş etlerinde veya burunlarda kanamalar, dışkı da ve idrar da kan görülmesi gibi belirtileri var. Keneler, nemli havalarda daha çok doğada geziyorlar. Yağmur yağdıktan sonra açan güneş ile gün yüzüne çıkarken onun haricinde toprak altında gizleniyorlar. Kenelerin birçok çeşidi vardır ve bunların bir kısmı hastalık yapıyor.”

Büyükkapucu, konuşmasının devamında aşı için çalışmaların devam ettiğini belirterek; “Ülkede aşı konusunda çalışmalar devam ediyor ama şu an için öyle bir şey yok. Dünya’da Amerika’da ya da herhangi bir yerde olmadığı için aşı konusunda biraz yalnız bırakıldık ve kendimiz uğraşmak durumunda kaldık. Bilinen bir tedavisi yok, sadece destek tedavisi uygulanıyor hastaya. İlaçlar konusunda çok talep geliyor. Bakanlığın bir kriteri var, diyor ki bakanlık son 3 yılda vaka görülen köylere ilaç verebilirsin. 2019 yılına kadar ilaçları Sağlık Bakanlığı aldı bize teslim etti biz de Tarım Müdürlüğüne teslim ettik, oranın vasıtasıyla sizlere ulaştırdık. Son 2 yıldır artık Tarım Müdürlüğü bu ilacı alıyor, vaka görülen köyleri biz onlara bildiriyoruz ve onun çevresindeki hayvanların gezebileceği mera dediğimiz, 3 kilometreye kadar olan köylere de dağıtılmasını söylüyoruz.” dedi.

Cengiz MUHZİROĞLU