Durumumuz ağır!

Samsun’da yaşayan kuzenimle her defa konuştuğumuzda, “Aman dikkat et, orası çok kötü. Sakın gerekmedikçe dışa çıkma” diye tembihlerdim. Bundan birkaç hafta önce tabi. Şimdi işler tersine döndü, roller değişti. Şimdi o her aradığında, “İki maske tak, kimseyle konuşma, gerekirse görmezden gel” demeye başladı bana.

“Ne oldum değil, ne olacağım demeli” sahiden bu hayatta. İki gün önce başınıza gelenler, iki gün sonra değişiveriyor. Gerçi biz bunu, vaka haritasında sarı renkte olduğumuzu açıkladığımız gün turuncuya döndüğümüzde yaşamıştık.

Alanında uzman kişiler sürekli uyarmaya devam ediyor. Tabip Odası Başkanı Öztürk örneğin… Sayın Öztürk her seferinde uyardı, uyarıyor, uyarmaya da devam edecek. “Salgın artık kontrolden çıktı” dedi Öztürk. Çok da haklı. Artık kontrol etmekten çok uzağız!

Şimdi kendimize sormamız gereken bir soru var… “Bu virüsün bu kadar yayılmasından ben de sorumlu muyum?” Umarım buna cevap verebiliyoruzdur.84 milyon vatandaşın içinde, sağlıkçıların bu illetin yayılmasında zerre sorumluluğu olduğunu düşünmüyorum…

Bu soru size sorulduğunda, böyle bir ithamla karşılaştığınızda içiniz çok rahat bir şekilde “Virüsün yayılmasında hiçbir sorumluluğum yoktur!” diyebilmeniz ümidiyle…

Gözde MINIK