Engin’den sert eleştiriler

Kastamonu’dan gizlenen gerçekler var”

İYİ Parti İl Başkanı İlhan Engin, Cumartesi günü düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi, Kastamonu’nun tespit ettikleri sorunlarını dile getirdi. “Kastamonu’dan gizlenen konular olduğunu” söyleyen Engin, bağlık alanında yaşanan sorunları sıraladı, Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilen Kastamonu’ya gerekli desteğin verilmediğine işaret etti, taşeron işçiler konusuna değindi.

“Kimse onlardan daha az vatansever değil”

Kastamonu’nun ve özellikle köylerin hazır olmadığını söylediği Bütünşehiruygulamasına karşı olduklarını açıklayan İYİ Parti İl Başkanı İlhan Engin , AfrinHarekâtı’na değinirken iktidarın “yerli ve milli olmak” söylemini, “Kimse onlardan daha az vatansever” değildir diyerek karşı çıktı, Kastamonu milletvekillerinin yaptırım gücü olmadığını iddia etti, belediye meclislerini takip altına aldıklarını söyledi.

 

İYİ Parti İl Başkanı İlhan Engin, Cumartesi günü düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi, Kastamonu’nun tespit ettikleri sorunlarını dile getirdi. İYİ Parti Merkez İlçe Başkanı Özcan Büyükşen ve yönetim kurulu üyelerinin de katıldığı toplantıda İlhan Engin, partilerinin ilçe kongre süreçlerinin başladığını belirterek sözlerine başladı ve sürecin önümüzdeki hafta sonuna kadar tamamlanacağını aktardı.

‘KASTAMONU’DAN

GİZLENEN

KONULAR VAR”

Daha önceki açıklamalarında vatandaşın yanında olacaklarını belirttiklerini ve verilen vaatlerin, unutulan sözlerin takipçisi olacaklarını ifade ettiklerini söyleyen İlhan Engin, “Kastamonu’dan gizlenen, kamuoyuna söylenmeyen konular var. Nasıl olsa Kastamonu bunu unutur, Türkiye bunu unutur deniliyor. Haftaya unutulmazsa bir dahaki ay unutulur mantığıyla bugünlere kadar geldik. Ama bundan sonra İYİ Parti var. Kamuoyunu aydınlatmaya devam edeceğiz” dedi.

SAĞLIK

Basın toplantısına sağlık konularıyla başlayan İlhan Engin, hastanenin başhekim, personel ve kadrolaşma sorunu hakkında açıklamalarda bulunarak şunları söyledi:

“Geçtiğimiz günlerde ilçe başkanı arkadaşlarımız sağlık konularında dert yanıyordu. Ben de bu toplantı öncesinde iki günlük bir araştırma yaptım. İlçeler dert yanıyor ancak biz ilçelerden daha fazla dert yanacak durumdaymışız onu gördüm. Geçmişte reform yapıyoruz diye Kamu Hastaneleri Birliği oluşturulmuştu. Sonra bu iptal edilerek eski sisteme dönüldü. 48 yeni atama yapıldı. Ataması yapılanların neredeyse hepsi Memur Sen üyesi. Kamu Sen’den istifa ettirilip Memur Sen’e geçen bir iki isim var. Ancak bir baktık ki, Memur-Sen üyeleri bile bu siyasi baskıya, adam ayırmaya dayanamamış. Mesela, bir aydır hastanenin başhekimi yok. Başhekim Memur-Sen üyesiydi, acaba neden istifa etti? Nedenlerden birisi, sürekli olarak, ‘üst düzey bir AKP’linin yakını muayene olmaya geldi. Kapıda karşılamamız gerekiyor’ denilmesinden bıktığı için olabilir mi?  Böyle bir yaklaşıma ben olsam ben de dayanamam. Her gün onlarca AKP’linin yakını gelir. Hepsini de kapıda mı karşılayacak? 2000 yılında hastaneye acil bir vaka geldiğinde, konunun uzman hekimi 15 dakika içerisinde hastanenin acilinde oluyordu. 15 senede ne kadar geriye gittik? Hastane yapmakla olmaz.  Hastanede hekimden fazla müdür yardımcısı var. Bir Kamu-Sen üyesi cerrahımız 6 defa darp edilmiş, tayinini istemiş. Başhekim görevini bırakmış. Yine bir Kamu-Sen üyesi uzman hekim 15 kez soruşturma geçirmiş, şimdi gitmek istiyor. Kastamonuluların bundan haberi var mı? İlçenin biri diyor ki, uzman hekimimiz yok. Kardeşim ilçeyi bırak merkezde bile göğüs hastalıkları uzmanı yok. Biz hastaneden adamları kaçırmaya çalışıyoruz.  ‘Sağlıkta devrim yaptık’ diyorlar. ‘Hekim seçme hakkımız var’ diyorlar. Ama bir ay boyunca muayene olmak için randevu alamıyoruz. Kastamonu’ya görülen hak bu mu?”

REHABİLİTASYON MERKEZİ

İlhan Engin, Rehabilitasyon Hastanesi’nin yeri ve daha önce yapılacağı ifade edilen Sağlıklı Yaşam Merkezi projeleri hakkında ise şunları söyledi:

“2016 yılının Mart ayında bir açıklama yapıldı. Üç milletvekili ve belediye başkanı Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ı ziyaret etmişler. Sonrasında yaptıkları açıklamada mevcut hastanenin yanına Rehabilitasyon Hastanesi yapılacağını, eski hastane binasının olduğu alana da Sağlıklı Yaşam Merkezi yapılacağını aktarmışlar. Sağlıklı Yaşam Merkezi’nin de Türkiye’de ilk olacağını söylemişler. Bakan da Rehabilitasyon Merkezi’nin yeni hastaneye yakın olmasının önemli olduğundan bahsetmiş. Aradan bir yıl geçti ve denilenleri unuttuk. Şimdi de diyorlar ki Rehabilitasyon Merkezi, eski hastanenin yerine yapılacak, Sağlıklı Yaşam Merkezi ile ilgili ise bir bilgi yok. Ama bütçeye bakıldığında ise ne Rehabilitasyon ne de Sağlıklı Yaşam Merkezi ile ilgili bir ödenek var. Rehabilitasyon Merkezi taşındığında mevcut yeri ne olacak? Bu büyük bir soru işareti. İnşallah birine rezidans yaptırmazlar. Ya da Ensar Vakfı’na falan bağışlamazlar.”

ÖZEL UĞURLU HASTANESİ

Özel Uğurlu Hastanesi konusuna da değinen İYİ Parti İl Başkanı Engin, “Bu arada Özel Uğurlu Hastanesi’nin dördüncü sene-i devriyesini de geride bıraktık. AKP Genel Başkanı geçen geldiğinde dosya vereceğiz dediler. Ben her sene bu konuyu gündeme getiriyorum. Her sene de, ‘dosya vereceğiz’ dediler. Seçim yaklaştıkça yine gündeme geliyor” dedi.

Hastanenin zemin katından gelen kokularla ilgili de sürekli şikayetler aldıklarını da aktaran İlhan Engin, “Hastanenin mazgallarından müthiş bir koku geliyor. Hastanenin atıklarından üretilecek metan gazıyla enerji üretilecekmiş. Ancak bu sistemi biz yapamamışız. Bu yüzden de bu gazı yüzde 40 oranında dışarı veriyormuşuz. O gaz adamın burnunu kemiğini kırıyor. Aşağıda biri kibrit çaksa hastane havaya bile uçabilir yakında” diye konuştu.

TÜRK DÜNYASI KÜLTÜR BAŞKENTİ

İlhan Engin, toplantının ikinci bölümünde ise Türk Dünyası Kültür Başkenti konusuna değindi ve şunları söyledi:

“2018’in 1,5 ayı geride kaldı. Bu etkinlikler çerçevesinde neler yapacağız? Bir program var mı, üst kurul var mı, bütçesi belli mi? Bu işin bütçelendirilmesi lazım. Bugüne kadar resmi ağızlardan duyduğumuza göre bütçeden bir para ayrılmamış. 2013’te Eskişehir’e devlet bütçesinden 400 milyon lira aktarılmış. Ama bize yok. Yıl içerisinde Taşköprü sarımsak, İhsangazi siyez, Tosya pirinç festivali yapıyor. Acaba bu etkinliklerin adına Türk dünyası ekleyerek bir geçiştireceğiz. Kalıcı eserler olacak mı? 3-5 festivalle mi geçiştirilecek? Bir program yok çünkü. Bizi Türk Dünyası Kültür Başkenti yaptık diyen Kültür Bakanı’nı her gelişinde ‘Kastamonulu bakan’ diye ağırlıyoruz. Adam Ordulu kardeşim. Buraya geldikten birkaç gün sonra gittiği EMITT fuarında Kastamonu’dan tek satır bahsetti o kadar. Bakanlığın sitesinde Kastamonu ismi bile geçmiyor. Ben bir Kastamonulu olarak bu durumdan rahatsızım. Eskişehir’e 400 milyon verilmiş. Kültür Bakanı Kastamonu’ya da kaynak ayırsaydı da yapacağımız eserleri gelecek nesillere bıraksaydık.”

TAŞERON İŞÇİLER

Taşeron işçiler konusuna da değinen İlhan Engin, “Taşeron işçilerin ne kadarı işe alındı? Karayolları’nda çalışanlar kadroya alınmadı mesela. İktidar partisine gittiler. Bize gelmediler gerçi, bizi yeni olarak görüyorlar, ama olsun biz onların hakkını savunmaya devam edeceğiz. AKP’ye gittiklerinde il başkanı ‘hükümetin bu arkadaşları mağdur etmeyeceği düşüncesindeyim’ dedi. Temenniden başka bir şey yapın kardeşim” dedi.

BÜTÜNŞEHİR

Toplantının bir bölümünü de Bütünşehir konusuna ayıran İlhan Engin, bu konuda da şunları aktardı:

“Kastamonu Bütünşehir olacak, diyorlar. Bunu daha önce söyledik. Biz şu ortamda Bütünşehir’e de Büyükşehir’e de karşı olduğumuzu söyledik. Bu durum bölünmenin önünü açan bir durum. Kastamonu’nun Bütünşehir olmasındaki sebep ne? Hizmet açısından Kastamonu’nun bu sisteme elverişli olmadığını ifade ettik. İdare edenler ve idare edenlere yardım edenler bunu açıklasınlar. Bütünşehir’de Büyükşehir Belediye Meclisi gibi bir meclis yok. Bütünşehir olduğunda kaldırılacak olan İGM’nin yerine gelecek bir kurum yok. Büyükşehirlerde bu var. İmar konusu il belediyesine bırakılmış. Özel İdare’nin makine parkı ve personeli ilçelere dağılacak. 20 ekibi yok ki, 20 ilçeye dağılsın. Cide’ye yaşayan bir vatandaş köyde evini yıkıp mütevazı bir ev yaptıracak. Şu anda 6,5 metreyi geçmemek kaydıyla yaptırıyordu. Ancak Bütünşehir sonrasında önce mimar bulacak, mühendis bulacak proje çizdirecek. İlçe belediyesi bunu onaylayacak. İmara il belediyesi baktığı için de il belediyesi de bunu onaylayacak. Böylece ek masraflar olacak. Kastamonu köylüsünün bunları bilmesi lazım. Yerleşik planlar yapıldı. Kümes bile yaptırmak için izin alacak. Şu anda köylerde su parası yok. Sadece kuyunun elektrik parasını ödüyoruz. O zaman gelecek su sayacı takacaklar. Emlak vergisi, çevre temizlik vergisi verecekler. Tüm köyleri tek tek gezip bu durumları anlatacağız.  Belediye bütçesi artacak diyebilirler. Ama Özel İdare kaldırıldığında 120 milyon liralık bütçe Kastamonu Belediyesi’ne aktarılacak. Ek bir bütçe olmayacak. Ancak bunun ne kadarı köylere aktarılacak. Özel İdare’nin bütçesi köylere aktarılıyordu. O zaman ne kadarı aktarılacak göreceğiz. Belediye Başkanı önce burnunun dibini mi düşünecek köydeki yolu mu düşünecek?”

AFRİN HAREKÂTI VE “YERLİ VE MİLLİ OLMAK”

İlhan Engin, açıklamalarının büyük bir bölümünü Afrin harekatına ve ‘Yerli ve Milli olmak’ söylemine ayırdı. Atılacak adımlarda geç kalındığını ve geçmişte yapılan hataların bedelini ödediklerini söyleyen İlhan Engin, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Bu ayıplarını yüzlerine vurduğumuz için vatan haini ilan edebilirler bizi. Arkadaşın biri diyor ya, ‘biz canımızı vermeye hazırız’ diye. Biz çürük raporu mu alacağız kardeşim? Biz sizden önce gideriz bu vatan için can vermeye. Biz askerliğimizi seve seve yaptık. Sizler gibi çürük raporu almadık. Bu milletin tek bir beka sorunu varsa o da bugünkü iktidardır. Biz 6 yıl önce söyledik Afrin harekâtının yapılmasını. Daha önce de Fırat Kalkanı yaptık. Bunun da, onun da yanındayız. Ancak geç kalındı. Şu anda kiminle savaşıyoruz? Ne yapmak istiyoruz? Bunu öğrenmek istiyoruz? Savaştıklarımız PYD değil mi? Peki bunları benim vergimle 29 Ekim’de bunları sınırdan geçiren kimdi? Bunlara lahmacun ısmarlayan kimdi? Lahmacun ısmarladığım teröristlerle şu anda savaşıyorum. Birlikte çarpıştığımız ÖSO. Karmaşık bir grup. Orada işimiz bittiğinde o bölgeyi kime bırakacağız? ÖSO’ya mı bırakacağız? ÖSO’ya bırakacaksak Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyoruz demenin ne manası var? Yapacaksak Fırat’ın doğusuna da gideceğiz. İstişare ile yapacağız. Dışişleri Bakanı yalnızlıktan dert yanıyor. Herkesle kavga eden sensin, bir tek dost bırakmadın, sonra da yanımızda değiller diyorsun. Bizim bu memleketten başka gidecek bir yerimiz yok. Bizim kazancımızın ne olacağını açıklasınlar. Amerika bir oyun oynuyor. Amerika’nın dediği olsa da Amerika kazanıyor, bizim dediğimiz olsa da Amerika kazanıyor. ÖSO dediğin topluluk nihayetinde paralı asker. Rusya keza aynı şekilde. Dış politika böyle çadır devleti haline gelirse böyle olur. Muz cumhuriyeti değiliz diye diye ülkemi muz cumhuriyeti ettiler. Millilik ve yerlilikten bahsediyorlar. Bunları söyleyince vatan haini oluyoruz. Kastamonu’da 10 tane kapıyı çalsan 8’inden istiklal savaşı şehidi çıkar. Milli ve yerli ittifakın dışındakiler nasıl vatan haini oluyor? Kimse onlardan daha az vatansever değildir. Bu milletin evlatları Çanakkale’de Kurtuluş savaşında çarpışırken, birbirine ‘sen hangi partidensin’ diye mi sordu? Şimdi Türkiye’yi biz idare ediyoruz diye bölenlere yamananlar, ülkeyi kutuplaştırmak isteyenlere hizmet ediyor. Herkes aynanın karşısına geçip özeleştirisini iyi yapsın. Bana ‘devşirme’ diyenlere ben Devrekani Kınık Köyü’ndeki 600 yıllık mezarlığımı gösteririm. Sabır sabır bir yere kadar. Sabır taşı olsa taşlar. Ben omzumda arkadaşlarımın cenazesini taşırken, bize devşirme diyen şahıs daha babasında vitamin bile değildi.  Oslo’da otur, Dolmabahçe’de tiyatro oyna, Apo’nun manifestosunu PKK milletvekilleriyle oku, çadır mahkemeleri kur, bugün savaştığın teröristlere lahmacun ısmarla, sonra kendine ‘yerli ve milli’ de, bize de ‘vatan haini’. Allah’tan korkun.  Allah, devletimize zeval vermesin. Bu konu önemli. Türk Milleti’nin menfaatine olan her şeyin arkasındayız. ‘Mevzu vatansa gerisi teferruat’ diyoruz. Ancak bize zamanında ‘morg bekçileri, kan emiciler, şehit cenazeleri üzerinden siyaset yapıyorsunuz, Fatiha bilmezler’ diyenler ve onu destekleyen arkadaşlar iyi dinlesin. Bunu söyleyen, şimdi şehit cenazesine yaslanarak nutuk çekiyor. Onu destekleyenlerin utanmasını bekliyorum ben.”

“YAPTIRIM GÜÇLERİ YOK”

İlhan Engin, basın toplantısının sonunda ise Kastamonu milletvekillerinin bir yaptırım güçlerinin olmadığını savundu ve şöyle dedi:

“Muhtar kadar bile yaptırım güçleri yok. Herşey Reis’lerinde bitiyor. Bir takım STK’dan ses çıktığı zaman bizimkiler arada eziliyor. ‘Siz vatandaşı dinlemiyor musunuz?’ diyorlar hemen. Kastamonu’nun milletvekili olan bu üç arkadaşın yerinde olmak istemezdim. 30 kere istifa etmiştim. Ankara’ya gidiyorlar topluca, Kastamonu için pazarlık ediyorlar sanıyoruz. Halbuki 30 ilin milletvekiliyle bir yemek yiyorlar. Dosya varsa danışmana veriyorlar, konuşamıyorlar bile. Bir yaptırım güçleri yok. ‘Uğurlu Hastanesi’ni Reis isterse halleder’ diyorlar. Partinin istediğinin dışında bir şey söylersen dışarıdasın hemen. Biz STK’larla birlikte çalışacağız. Çünkü toplumun kılcal damarları STK’lardır”

BELEDİYE MECLİSLERİNİ TAKİP

İlhan Engin, partilerinin yeni uygulamasından da bahsederek toplantıyı noktaladı:

“Bu arada Kastamonu’da bir ilki yaptık. Kuruluşumuzu tamamladıktan sonra, Mahalli İdarelerden sorumlu il ve ilçe başkan yardımcılarımıza bir genelge yolladık. Her Belediye Meclis toplantısını artık izliyoruz. Bizden sonra sanırım CHP de bu uygulamaya başlamış.”